ADS ÇAĞDAŞ

VİDEO GALERİ Tüm Galeriler

  • Güneşi gören sahile koştu
  • 'Su endişesi yaşamayın'
  • İzmit-Sabiha Gökçen seferlerine yeni otobüs
Güneşi gören sahile koştu

Güneşi gören sahile koştu

  • "RTÜK'ÜN BİR AN ÖNCE BU DİZİYİ KALDIRARAK BU TARTIŞMANIN UZAMAMASINI DİLİYORUM"
  • ASLANLA AYNININ MÜTHİŞ KAVGASI
  • MAYMUN İLE DOVUZ AVLAYAN YERLİ KABİLE
"RTÜK'ÜN BİR AN ÖNCE BU DİZİYİ KALDIRARAK BU TARTIŞMANIN UZAMAMASINI DİLİYORUM"

"RTÜK'ÜN BİR AN ÖNCE BU DİZİYİ KALDIRARAK BU TARTIŞMANIN UZAMAMASINI DİLİYORUM"

  • Çok sağlıklı ve çok pahalı
Çok sağlıklı ve çok pahalı

Çok sağlıklı ve çok pahalı

  • Haber Videoları
  • Magazin
  • Sağlık
İhbar hattı
Radyo Çağdaş
1 Sayfa
12 Sayfa
KEMAL KEŞMER
KEMAL KEŞMER

Merhaba Sanatseverler

12 Ekim 2017 Saat: 15:25

Sabancı Kültür Merkezi’nin bu haftaki etkinlikleri şöyle: 13 Ekim Cuma Mikail Aslan konseri var. 14 Ekim cumartesi mizah sanatçısı Murat Kürüz’ün yazıp, yönettiği; Hakan Yılmaz, Hande Subaşı, Cengiz Şahin, Eylül Öztürk’ün oynadığı, günümüz tüketim toplumunu hicveden, durum komedisi “Yetersiz Bakiye” oyunu sahne alıyor. Niloya, Mete, Murat ve Tospikadlı kahramanların eski bir radyonun etrafında gelişen serüvenlerinin anlatıldığı“Niloya Müzikali 3” 15 Ekim Pazar gündüz izlenebilir. Pazar akşam ise İrfan Değirmenci’nin şöhret olmakla ilgili sorunları mizahi bir yaklaşımla irdelediği iki perdelik müzikli “Anne Ben Artist Oldum” gösterisi var. 19 Ekim Perşembe akşamı usta oyuncular Altan Erkekli’nin anlatısı, Veysel Diker’in dinletisi ile günden güne dünyanın tükettiği insana ; “Müzikten Beri, Sözden Öte” diye özetledikleri “Şifa Niyetine” gösterisi var.
Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde ise 13 ve 14 Ekim Cuma ve Cumartesi akşamları “Keşanlı Ali Destanı”, 14 Ekim Pazar gündüz “Beyaz Tay” adlı çocuk oyunu, 18 Ekim Çarşamba gündüz seansında “Mahallenin Neşesi” adlı çocuk oyunu, akşam seansında “İyi Geceler Anne” oyunu var. 19.20.21 Ekim Perşembe, Cuma ve Cumartesi ise “Hak” oyunu var.
YİNE YENİ YENİDEN KEŞANLI ALİ DESTANI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2017-2018 sezonunu Keşanlı Ali Destanı ile açtı. Haldun Taner’in yazdığı ve epik tiyatronun en önemli örneklerinden biri kabul edilen Keşanlı Ali Destanı, Şehir Tiyatroları’nın 20. yılının ilk oyunu olarak oynanıyor. M. Nurullah Tuncer tarafından yönetilen ve 43 oyuncunun rol aldığı oyun büyük ilgi görüyor.
Öncelikle yazar Haldun Taner’den bahsetmek istiyorum. 1915 İstanbul doğumlu olan Taner, orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde bitirdikten sonra bir süre Almanya’da siyasal bilimler okudu, hasta olup geri döndü ve 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Filolojisi Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede öğretim üyesi olarak binlerce öğrenci yetiştirdi. Öğretim üyeliğinin yanında gazetecilik, öykü, tiyatro, kabare yazarlığı yapmıştır. Öykülerinde eski ve yeni yaşam biçimleri arasında kalmış bireylerin, sonradan görme zenginlerin tutarsızlıklarını, çelişkilerini mizahi bir bakış açısı ile ele almıştır. 1964’de yazılan Keşanlı Ali Destanı, Türk Tiyatro’sundaki ilk epik tiyatro örneğidir.
Yönetmen M. Nurullah Tuncer, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Dekor Kostüm Ana Sanat Dalı mezunu olup, bu fakültede öğretim üyeliği yapmıştır. İstanbul Büyük Şehir Belediye Tiyatroları sanatçısı olup, bu kurumda iki dönem Genel Sanat Yönetmeni olarak görev almıştır. 100’e yakın oyunda dekor, kostüm ve ışık tasarımcısı olarak görev alan ve birçok ödül alan sanatçı aynı zamanda ressamdır. İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği sırasında yerelliği öne çıkararak izleyiciyi tiyatroya çekmiştir. Dekorunu, kostümünü yaptığı ve yönettiği oyunlarda daima sıra dışı, orijinal bir atmosfer yaratmayı başaran sanatçı, daha önce şehir tiyatromuzda Nejat Birecik döneminde yine başarılı bir atmosferle Derviş ve Ölüm’ ü sahneye koymuştu. Bu oyunda yönetmenliğin yanı sıra dekor, kostüm, ışık tasarımı da M. Nurullah Tuncer’e ait.
Epik oyun nedir? Seyirciyi mümkün olduğunca oyunun dışında tutan, sahnede geçenlerin bir oyun olduğunu sürekli hissettiren, böylece seyirciyi oyuna gözlemci olarak katan, onu düşünmeye yönelten, seyircinin etkin bir konumda bir yargıya ulaşmasını hedefleyen bir tiyatro türüdür. Klasik tiyatrodaki gibi seyircinin kendini oyunun içinde hissetmesi amaçlanmaz. Temel konuları toplumsal çarpıklıklar olup, izleyicilerin de bu çarpıklıkların ayırdına varıp, olaylara eleştirel yaklaşabilmesi amaçlanır. Epik Tiyatro kuramını BertoltBrecht geliştirmiş olmasına rağmen, Geleneksel Türk Tiyatro’sunun Hacivat Karagöz, Ortaoyunu gibi oyunları epik tiyatro ile birçok benzerlik göstermektedir. Haldun Taner de epik oyunlarını yazarken geleneksel oyun öğelerimize yer vermiştir. Epik oyunlar da genellikle bir anlatıcı bulunur. Oyuncular anlatıcı, değişik rolleri canlandıran oyuncu, hatta bazen kendileri olabilirler.
Oyunun öyküsü şöyle; Ali, Sineklidağ’da oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar. Zilha’nın amcasıda mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali bir türlü suçsuzluğunu ispat edemez ve hapse girer. Mahallenin en sevilmeyen adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve mahallede ünlenir. Bu arada Zilha mahalledeki umumi helada temizlikçi olarak çalışmaya başlamıştır. Ali hapishaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni hazırlanır.Herkes ona sevgi gösterir.Ali mahallesine gelir gelmez, mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar, seçimleri kazanır ve muhtar olur. Zilha amcasını öldürdü diye Ali’ye yüz vermez. Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adıyla anılan zengin birisi mahalleye gelir. Mahallede gezerken Zilha’yı görür. Zilha’yı görünce çok şaşırır.Çünkü eski eşi Nevvare’ye çok benzemektedir. Bülent Bey Zilha’yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha’yı evine götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir ve Zilha’yı Bülent Bey’in evinden almaya gider. Bu arada Bülent Bey’in eski eşi Nevvare, evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali, kapıyı çaldığında, kapıya Nevvare çıkmıştır ve Zilha diye yanlışlıkla Nevvare’yi kaçırır. Sonunda onun Zilha olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir. Bu arada, Zilha’nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Manyak Cafer’dir.Durumu geç de olsa anlayan Zilha,Ali’nin yanına döner ve barışırlar. Beraber mutlu bir hayat süreceklerini zannederler, Fakat ManyakCafer Ali’yi öldürmekte kararlıdır. ManyakCafer evin önüne gelir ve Ali’den evden çıkmasını ister. Ali tam evden çıkarken ateş ederve Ali vurulur. O acıyla Ali silahı tuttuğu gibi ManyakCafer’i öldürür. Bu sefer Ali gerçekten katil olur ve tekrar hapishaneye döner.
Oyunda halkımızın uğradığı haksızlıklara karşı çıkmayı başaramadığı, “aman belasını benden bulmasın da kimden bulursa bulsun” desturuna sarılıp, zalimlere boyun eğdiği, dolayısıyla zulüm edenlere karşı çıkanları el üstünde tutup, kahraman yapmaya meyilli olduğu anlatılıyor. İşte bu yüzden Ali de işlemediği suçla kahraman oluyor.
Sahnede modern bir dekor göze çarpıyor.Salondan kulislerin görülebileceği ilginç bir sahne tasarımı yapılmış. Daha oyun başlamadan sahnedeki mahalle atmosferi ve bu atmosferdeki oyuncuların donmuş halleri, seyircileri içine çekiyor. Barkod şeklinde bir dekor tasarlanmış. Keza oyuncular da barkod tarzında kostümler içinde dekora uyum sağlıyor. Barkod, alınıp satılan her metanın bir numarası ve fiyatı olduğunu akla getiriyor. Öyle değil mi, öyle bir çağda yaşıyoruz ki; hiçbir şeyin değerini bilmiyoruz ama her şeyin fiyatını biliyoruz. Kostümlerdeki barkod neyi düşündürür sizce? Piyasa düzeninde yaşayan ve alınıp satılabilen birer metaya dönüşen herkesin bir barkod numarası olduğu gibi, bir fiyatı da vardır artık. 50 yıl öncesinde bir gecekondu mahallesinde yaşamış karakterlerin çatışmalarını, günümüz meta düzeninin çelişkilerine aktarabilmek, yönetmenin en büyük dramaturjik sorunu olmuş. Çünkü dekorun da vurguladığı gibi artık efsaneye dönecek bir adımız bile yok. Birer barkoddan ibaretiz. Ne Zilha’nın gururu var artık, ne de Ali’nin aşkı. Mahalle kabadayısı yok ama değişmeyen şeyler de var; seçim vaatleri, seçim hileleri, demokrasi sandık kaldırılana kadar diyor birileri. Oyunun karakterlerini günümüze uyarlamazsan, bu dekor ve kostüm avangard kaçar ki bu da bir tercih meselesidir yönetmen için. Her güzelliğin ya da her tercihin bir bedeli vardır elbette; bedel olarak anlatımı tamamlamak için oyunun sonunda anlatıcı didaktik bir söyleme başvurur. Şöyle bir sonuç da çıkarabiliriz, yönetmen engin tecrübesi ve yaratıcılığı ile barkodlu güncel modern dünyagerçeğini bize sunmuştur ama dramaturji50 yıl öncesinde devam etmektedir. Oyunun önceki sahnelenmelerindeki çamaşırların ortalara asıldığı, derme çatma klasik gecekondu dekoruna alışık izleyiciler için, bir yabancılama söz konusu olabilir ayrıca.
Oyunun en başarılı taraflarından biri, yazarın canlı, gerçekçi Anadolu’dan göçüp gelen ve gecekonduda gerçekten yaşayan karakterler yaratmış olmasıdır. Çok yetenekli oyunculara sahip olmamız gerçekten gurur verici ve bu oyuncular ile övünmeliyiz. Oyun boyunca tüm oyuncular çok başarılı bir performans sergilediler, hepsini teker teker kutluyorum. Oyunun karakterlerine gerçek anlamda can verdiler. Bu başarılı ve tempolu oyunculuk performansında yönetmenin becerisini vurgulamak gerekir.
Oyuncuların epik oyun özelliği olarak zaman zaman kendileri olmaları, zaman zaman rollerini canlandırmaları ve bu geçişler çok ustaca işlenmiş oyunda. Yalçın Tuğra’nın müzikleri, Esra Yurttut’un koreografisi çok başarılıydı.
Kocaeli Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni ve bu oyunun proje sorumlusu Fatih Sevdi’yi, yönetmen M. Nurullah Tuncer’i, tüm oyuncuları ve oyunda emeği geçen herkesi kutlarım. Çok keyifli, tempolu, canlı, bizden bir oyun ortaya çıkarmışlar. Herkesin mutlaka izlemesini öneririm.
Dr. Kemal Keşmer

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Çağdaş Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Merhaba Sanatseverler 19 Ekim 2017 Saat: 15:28

Merhaba Sanatseverler 5 Ekim 2017 Saat: 16:21

Merhaba Sanatseverler 28 Eylül 2017 Saat: 15:51

Merhaba Sevgili Sanatseverler 21 Eylül 2017 Saat: 16:35

Tüm Yazıları