‘Kocaeli güncel sanata açık bir şehir’

Bugün Çağdaş Sanat köşesinin konuğu Performans Sanatçısı Sibel Talas. Talas, dünya çapında Türkiye’yi temsil ederek pek çok performans gerçekleştirdi ve önemli başarılara imza attı. Kocaeli’nde yaşayan sanatçımızla performans sanatının ipuçlarından konuştuk. “Performans sanatı hayatın içinden çıkıyor”diyor Sibel Talas

Performans Sanatına dair genel bir tanımla başlayalım. Performans sanatı, 1960'lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı etkinlikleri bazen happening olarak da adlandırılır. Performans sanatı metinden bağımsızdır ve o an olur. Tekrarı yoktur. Bunun yanı sıra Fluxus, beden sanatı, süreç sanatı ile yakından ilgilidir. Sahne ve gösteri sanatları ile ortak yönler taşısa da, dans, müzik, tiyatro, sirk, jimnastik gibi etkinliklerden farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış öncü bir akım olarak kabul edilir; tiyatro performanslarından farklı olarak olayların illüzyonu değil olduğu şekliyle olayın kendisi sergilenir. Marina Abramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar:

“ Tiyatroda bir rolü prova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak değildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.”

H.A: Merhaba, kendinizden  biraz bahseder misiniz ?

S.T: Merhabalar, ben Sibel Talas. Bilkent Üniversitesi, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim bölümünden mezun oldum.Ardından Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde ’90 sonrası Türkiye’de Performans Sanatları’ üzerine Yüksek Lisans yaptım. Şuanda Kocaeli Güzel Sanatlar Lisesi’nde Görsel Sanatlar Öğretmeniyim.Aynı zamanda performans sanatçısıyım.

Sibel Talas’ın Savaş Çocukları performansı

H.A: Sizin için performans sanatı nasıl bir anlama karşılık geliyor? Ne kadar süredir ilgileniyorsunuz?

S.T: Performans sanatı; tüm canlılara yapılan haksızlıklara karşı farkındalık yaratmaya çalışan muhalif bir sanat dalıdır.En büyük özelliği ise hayat kadar gerçek olması ve canlı olarak insanlar içerisinde yapılmasıdır.
Performans sanatıyla ilgilenmeye üniversite yıllarında başladım.
H.A: Sizin performans sanatçısı olmanızdaki en büyük etken nedir?
S.T: Güncel sanatı 90’lı yıllarda ülkemize getiren Vasıf Kortun, Hüseyin Bahri Alptekin, Michael Morris ve Bedri Bakam’ın öğrencisi olmam en büyük etken olmuştur.
H.A: Performans sanatına nasıl başladınız?
S.T: Üniversite yıllarında kadın haklarına dikkat çekmek amacıyla yaptığım ‘Pranga’ adlı performansla başladım.

Sibel Talas’ın Bloody Peace adlı performansı Sırbistan


H.A: Performans sanatı genel olarak anlaşılması zor bulunuyor, siz de hiç bunun zorluğunu çektiniz mi?
S.T: Evet ne yazıkki ülkemizde tanınmıyor ve anlaşılmıyor. Nasıl yani tiyatro gibi bir şey mi yapacaksınız diye soruyorlar.Bazıları ise dans edeceğimi sanıyor. Yani çok zorlanıyorum.Ama izledikten ve işin içine girdikten sonra inanılmaz etkileniyor ve beni çok iyi anlıyorlar.
H.A: Türkiye ve dünyadan hangi isimlerin işlerini takip ediyorsunuz?
S.T: Türkiye’de beraber performans yapmanın tadına vardığım Nezaket Ekici’nin işlerini takip ediyorum.Dünyadan ise Marina Abramovic’in performanslarını takip ediyorum.
H.A: Şimdilerde üzerine çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?
S.T: Evet, tam yeni bir performans gerçekleştirmek üzereydim ki pandemi dönemine girdik. Ertelemek zorunda kaldım.
H.A: Sizi etkileyen başka ilgi alanlarınız var mı? Hedefleriniz neler?
S.T: Video Art. İlgi alanım için video art diyebilirim.Hedeflerim için de; bu sanatı icra etmeye, makalelerimle uluslararası sempozyumlara katılmaya ve her gittiğim ülkeye Türkiye’den getirdiğim ağacımı dikmeye devam edeceğim
H.A: Performanslarınızın temaları nasıl ortaya çıkıyor?
S.T: Hayatın içinden çıkıyor.
H.A:Aynı zamanda öğretmensiniz. sanat yaşamınız ile öğretmenliğiniz arasında nasıl bir bağ var ?

S.T: Öğrencilerimi güncel sanatla da beslemenin tadına varmak benim için en güzel bağı oluşturuyor.

H.A: Öğrencileriniz ile paylaşımınızı nasıl değerlendiriyorsunuz ?
S.T: Son derece keyifli. Öğrencilerimiz mülakat sınavlarında güncel sanat sorularıyla karşılaşıyorlar.Ama ne yazık ki müfredat programında güncel sanata yok denecek kadar az yer verilmiş.Ben de tezimi yazarken yaptığım bütün araştırmalarımı öğrencilerimle paylaşıyorum.Yurt dışında sunduğum makalelerle onlara sunumlar yapıyorum.Onlar da keyif alıyorlar.
H.A: Kentin yapısı çalışmalarınızı ne oranda etkiliyor ?
S.T: Performanslarımı genel olarak yurtdışında yaptım. Ama Kocaeli’nde Mimarlar Odası’nda Dünya Çevre Gününde ‘Çok kirli’ adlı performansı gerçekleştirdim. Performans sonunda 256 adet fidan dağıttım. İlgi çok güçlüydü. Kocaeli bence güncel sanata açık bir şehir.
H.A: Karantina sürecini nasıl görüyorsunuz ?
S.T: Süreç bu seyirde devam ederse performanslarıma video art çalışmalarıyla devam edebilirim.
H.A:Yakındönem planlarınız var mı ?
S.T: Yakın dönem için yeni projelerim var. Yapmış olduğum ve yapacağım çalışmalarımı açmış olduğum youtube kanalımda paylaşmaya devam edeceğim.
H.A: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

S.T: Herkese teşekkür ederim, mutlu kalın.

Sibel Talas’ın Önerileri

Film: The Phantom Of The Opera
Kitap: 5 Kasım 1991 Salı- 7 Kasım 1991 Perşembe Üç Gün  / Joseph Beuys Etkinlikleri
Şiir: Dünyayı Verelim Çocuklara / Nazım Hikmet

Çağdaş’ın Okuyucuları İçin Önerileri

Günün Filmi : Nuri Bilge Ceylan / Uzak

Uzak, yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın 2002 yılında çektiği bol ödüllü filmi. 2003 yılında Cannes Film Festivali'nde Büyük Ödül'ü kazanmıştır. Film, 76. Akademi Ödülleri'nde Türkiye'nin yabancı dilde en iyi film dalında Oscar aday adayı olarak seçilmiştir.

Konusu
Hayallerini gerçekleştirmek için İstanbul'a gelen Yusuf, uzaklara gitmeyi düşleyen fotoğrafçı akrabası Mahmut'un yanına yerleşir. Mahmut ise Yusuf'u hoş karşılamamıştır.

Yine sevdiği oyuncularla çalışan Nuri Bilge Ceylan, bu filmiyle Cannes Film Festivali dahil olmak üzere birçok festivalden ödülle dönmüş, adını geniş kitlelere duyurmuştu.

Günün Kitabı : Yaşar Kemal / Kuşlar da Gitti

Tür: Uzun öykü
Yayım: 1978
Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal'in tefrika edilmeden doğrudan kitap olarak yayımlanan ilk romanıdır. 1978 yılında Milliyet Yayınları tarafından basılmıştır.

Eserde, ağ ile kuş avlayıp satan birkaç insanın son yıllardaki bir zaman parçası içinde kuş avcılığını ve avlanan kuşları İstanbul sokaklarında satışları ele alınmıştır. Kilise, cami ve sinagog önlerinde "azat buzatlık" satmak için kuş avlayan gençlerin satamayıp sonunda çaresizlikten kuşları yemek zorunda kalmalarına kadar olan süreç betimlenir. Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal'in en çok satılan dördüncü kitabıdır.

Günün Şiiri : Şükrü Erbaş / Bir Özlemin İzdüşümü

Eğri çizgiler dalgın

İki kaşım üzerinde

İki kaşım üzerinde bir ağrı

Gözlerim yanıyor günlerdir

Gözlerimde bir yangın.

Bir yanım gündelik şeyler

Evdir ekmektir

Yaşadığım kaskatı;

Bir yanım olmadık türküler söyler

Yoldur özlemdir

Benim en güzel düşlerim

İçimde kaldı.

Bir yerlerim eksiliyor günlerdir

Bir yerlerim eriyor

Günlerdir başımda bir esrik bulut

Ben süt mavilerde umarken günü

Aykırı sularda akşam oluyor.

#

12 Ağu 2020 - 14:05 Kocaeli- Yaşam

Son bir ayda cagdaskocaeli.com.tr sitesinde 174.312 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?