Çoklu Baro Sistemi avukatları ikiye böldü

Temmuz ayında yürürlüğe giren ‘çoklu baro’hakkında Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir ve Baro’nun eski başkanları ile kentimizdeki avukatların görüşlerine başvurduk. Kimisi çoklu baronunbir fayda sağlamayacağını söylerken kimisi de çoklu baronun gerekli olduğunu vurguluyor

Ayşe Aydın
Ayşe Aydın Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Türkiye Barolar Birliği ve 80 baronun karşı çıktığı, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun temmuz ayında yürürlüğe girmişti. Kanuna göre, avukat sayısı 5 binden fazla olan illerde asgari 2 bin avukatla yeni bir baro kurulabilecek. Avukat sayıları baz alındığında birden fazla baro İstanbul, Ankara ve İzmir’de kurulabilecek. İlimizde baro başkanlığı yapan isimlerle ve hukuk camiasının tanınmış isimleriylekonuyu masaya yatırdık. Eski baro başkanları Cengiz Sarıbay, Sertif Gökçe ve Fahri Örengül, çoklu baronun hiçbir yararı olmayacağını ve aksine kuruma zarar vereceği görüşünde iken Alper Doğan ve Ali Güney de barolardaki siyasileşmesinin önüne geçebilmek için çoklu baronun gerekli hale geldiğini, avukatlık mesleğinin geliştirilmesi için daha uygun bir zemin oluşturacağını dile getirdi.


Candemir, ‘Anayasaya aykırı’

Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir, kanunun barolara siyaseti sokacağı tehlikesini de beraberinde getirdiğini belirterek “Savunmanın anayasal kurumları olan baroların bölünmesi öncelikle anayasaya aykırı. Çünkü barolar anayasal kurumlardır. Tıpkı hakimlerin savcıların üye olduğu YSK gibi. Baroların da kamusal niteliğinin yok sayılarak bu düzenlemenin yapıldığını düşünüyorum. Baroların bölünmesi demek her siyasi düşünceden kişileri barındıran kurumların yara alması demektir. Benzer düşüncesi olan insanların kuracağı barolar kamu kurumlarının niteliğini ortadan kaldıracak, siyaset sokacak barolarımıza” dedi.

‘ENDİŞE VERİCİ BULUYORUM’

Çoklu baro yasasının getireceklerini düşünerek endişe içinde olduklarını belirten Başkan Candemir, “Bu bakımdan çok endişe verici buluyorum. Biz tarafsız, bağımsız kamu niteliğinde diğer meslek odalarından farklı savunmanın anayasal kurumlarıyız. Görüldüğü üzere kurulmadı, kurulamadı. Biz meslektaşlarımızın bu anlamda sağduyulu davrandığını, barolara sahip çıktığını görüyoruz. Gözümüz Anayasa Mahkemesi’nin kararında. Ümit ederim ki Anayasa Mahkemesi zaten anayasaya aykırı olan bu yasanın ilgili hükmünü iptal edecektir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

‘MESLEKTAŞLARIM SAHİP ÇIKTI’

İlimizde 2 bine yakın avukatın bulunduğunu ifade eden Candemir, üç büyük şehirde de ikinci bir baronun kurulmayacağını söyledi. Candemir, “Eğer bu illerde ikinci baro kurulmuş olsaydı ve Anayasaya Mahkemesi iptal kararı verseydi iptal kararı geriye yürüyemeyeceği için bu kurumlar, kadük (işlevsiz) barolar olacaktı. Ben meslektaşlarımın bunu hukukçu kimliğine ve meslek kuruluşlarına sahip çıkmalarına bağlıyorum. Anayasa mahkemesi iptal kararı verince hepimiz rahatlayacağız. Mücadelemiz de bir anlam kazanacaktır” ifadelerini kullandı. 


Sarıbay, ‘Zoraki yapay sistem’

Baro’nun eski başkanlarından Cengiz Sarıbay da çoklu baro hakkında görülerini dile getirerek, “ İzmit’te belki sıkıntı doğurmaz ama 3 büyükşehirde sıkıntı doğurabilir. Bu doğru bir yöntem değil. Kendi barosunu, kendi siyasi görüşüne uygun kişilerin kurduğu barolar olmaz. Barolar objektif, kimseden yana olmayan kuruluşlardır. Barolar, bir siyasi partinin arka bahçesi olmadan ancak görevlerini yerine getirebilir.

Bunlar kendilerine uygun, kendilerini eleştirmeyen barolar kurmak istiyor. Barolar bir hukuk sistemi içinde siyasi iktidarın hukuka aykırı eylem ve işlemlerini eleştirmekte görevlidir. Özellikle hukuk insanı hukuktan yana olmalıdır. Hukuka aykırı kim ne yaparsa eleştirmeli. O nedenle çoklu baro sistemi hiç doğru bir sistem değil. Tam tersi tepkiyle oluşturulmak istenen zoraki, yapay bir sistem” dedi.


Güney, ‘Başarıyla uygulanan bir sistem’

AK Parti İzmit İlçe Başkanı Av. Ali Güney, “Benim Çoklu Baro düzenlemesine yönelik genel yaklaşımım bunun bir reform paketi olduğu yönündedir. Bu düzenleme ile mevcut baroların mensuplarına özgür iradeleri altında toplanma hakkı tanınacaktır. Bu çerçevede düşünüldüğünde baroların bölünmesi bir zorunluluk arz etmeyecektir. Bu düzenleme ile avukatların temsil özgürlüğü genişletiliyor. Özgürlüğün genişlediği yerde Anayasaya aykırılıktan bahsetmek mümkün değildir. Şunu da belirtmekte fayda görüyorum; bu sistem yalnızca Türkiye’ye mahsus bir sistem değil, yıllardır birçok ülkede başarıyla uygulanan bir sistemdir” ifadelerini kullandı.

‘AVUKATLARIN İRADESİ YOK SAYILIYOR’

Sözlerini sürdüren Ali Güney, “Her fırsatta Avrupa’yı, Amerika’yı örnek gösterenler barolarda rekabetin ve özgürlüğün genişletilmesi söz konusu olunca avukatların iradelerini yok sayarak çoklu baro sistemine karşı çıkıyor. Alternatif bir baro oluşturabilmeye imkan sağlayacak olan bu sistem, barolar arasında bir rekabete yol açıp avukatlık mesleğinin geliştirilmesi için daha uygun bir zemin oluşturacağı kanaatindeyim” şeklinde konuştu.


Gökçe, ‘Barolar savunmayı koruyor’

Baro eski Başkanlarından Sertif Gökçe, “Barolar, anayasada gösterilen meslek kuruluşlardır. Aynı zamanda yargının üç sacayağından biri olan savunma mesleğini, avukatlığı temsil ediyor. Nasıl ki hakim ve savcılarda ya da diğer yargı kurumlarında çift başlılık olmayacağı gibi baroların da çoklu olması anayasaya aykırı bir durum. Çünkü barolar bir sendika, bir dernek ya da bir gönüllü kuruluş değil, meslek örgütüdür. Avukatların özlük haklarını, disiplinliği sağlamayı aynı zamanda savunma mesleğini savcılığa ve mahkemeye karşı korunmasını sağlayan kurumdur” şeklinde konuştu.

‘MESLEKTAŞLARIN YÜZDE 90’I KARŞI’

Gökçe, uygulamanın dünyanı hiçbir yerinde örneği bulunmadığını belirterek “Barolara üye olunurken siyasi görüş, dil, din, ırk mezhebe bakılmıyor. Barolar, tek şartı avukat olması gereken bir kurumken bunu çoklu baro haline getirdiğinizde tamamen yargının bölünmesi, parçalanması, yargının siyasallaşması anlamına gelir, bu da çok çok tehlikeli bir durumdur. Onun için çoklu baro zaten dünyanın hiçbir yerinde uygulanan bir yapı değildir. Türkiye’de de uygulama alanını bulamayacak.En büyük barolardan İstanbul’da bile geçtiğimiz günlerde yeterli imza toplandı. Aylardır toplanmaya çalışılan 2bin imza ancak toplanabildi. Bunun da sebebi meslektaşlarımızın yüzde doksanının çoklu baro sistemine karşı olmasıdır” dedi.

‘YANDAŞ YARATMAK İÇİN’

Kanun hakkında bilgi de veren Gökçe, “5 binin üzerinde olan illerde ikinci baro kurulabiliyor. Biz de iki bin avukat var. Yani ikinci baro için kuruluş sayısı yetersiz. Çünkü avukatlar çok iyi biliyor ki çoklu baro olmaz, tek baro olur. Şu anda bunun hiçbir sebebi yok. Sadece siyasal iktidar kendine yakın meslek örgütü oluşturmak amacıyla çıkarmış olduğu bir yasa. Yani bir ihtiyaçtan doğan bir yasa değil. Tamamen siyasal iktidarın kendine yandaş yaratmak için çıkardığı bir yasa ama tutmayacak” diye konuştu.

‘SAVUNMA ZARAR GÖRÜR’

Sözlerini sürdüren Baro eski Başkanlarından Sertif Gökçe, “Dediğimiz gibi yargı bölünemez, parçalanamaz. Yargı tektir. Çoklu baroyla beraber savunmanın gücü kırılır, savunma büyük zarar görür. Eğer bu bir toplumsal ihtiyaç olsaydı zaten çoktan kurulurdu. Avukatların bile böyle bir talebi yok. 50 bin kişilik İstanbul Barosu’nda ikinci bir baro kurmak için 2 bin avukatın imzasını topladılar. Tabi bu imzaları toplamak haftalarca sürdü. Eğer meslektaşlarımızın böyle bir ihtiyacı olsaydı bu imzayla, bir hafta içerisinde toplanırdı. Yani talebi olmayan bir şeyde yasa yaptılar” ifadelerini kullandı.


Örengül, ‘Siyasallaştırma çabası’

Baro eski Başkanlarından Fahri Örengül de konu hakkındaki görüşlerini gazetemize açıkladı. Çoklu baro uygulamasının çok kötü bir şey olduğunu belirten Örengül, “Yargı hem yasamanın hem de yasamanın egemenliğinde olmamalı, bağımsız olmalı. Ben Cumhuriyet Hak Partiliyim. 2 yıl baro başkanlığı yaptım. Bir kez parti binasına uğramadım. Bu konuda hassas davrandım. Hatta Hikmet Erenkaya bana danışma kurulu üyeliği teklif etti ama bir siyaset altında baro olmaz diye kabul etmedim.Şimdi yargı çok siyasallaştı. Aslında iktidar yargıyı son Anayasa değişikliği ile büyük ölçüde egemenliği altına aldı. Ancak avukatları egemenliği altına alamadı. Çünkü avukatlar özgür insanlardır. Kendileri para kazanır, vergilerini kendileri öderler. Kamuyla doğrudan bağlantıları olmaz. Çoklu baro demokratik yöntemlerle ele geçirilemeyen baroyu, bu şekilde ele geçirme ve siyasallaştırma çabasıdır” dedi.

‘BİR YERDE İKİ AYRI BARO OLMAZ’

Uygulamanın çok yanlış olduğunu üzerine basa basa söyleyen Örengül, “Bir yerde iki tane ayrı baro olmaz. Hem teknik açıdan sıkıntılar getirir hem de çok gereksiz bir şey. Avukatlar ve yargının yüzlerce sorunu varken buna mı kaldı iş? Avukatların kamu kurumlarında bilgi alma noktasında, emniyette savunma yapma noktasında, hukuk fakültelerindeki eğitim noktasında, halka ulaşma noktasında gibi birçok sorun var. Avukatların maliyeyle ilgili sorunları var, vergiyle ilgili sorunları var. Özlük haklarıyla ilgili sorunları var. O kadar çok sorun varken iki tane baro olsun diyorlar. İki tane baro olunca avukatlar ne kazanacak? Saçma sapan bir uygulama bu. Baroları ele geçirme çabasından başka bir şey değil” şeklinde konuştu.


Doğan, ‘Sorunları çözmekten uzaklar’

AK Parti Yönetim Kurulu Üyesi Av. Alper Doğan, “Ben her zaman barolarda siyasetin olmaması ve tek olması taraftarıyım. Bu hem baro hem diğer meslek odaları için geçerlidir. Ancak son dönemlerde özellikle barolar maalesef mesleki sorunlar yerine tamamen siyasi saiklerle hareket etmeye başladılar. Dolayısıyla barolar, avukatların sorunları çözmekten uzaklar. Baroların bu yapısından rahatsız olan oldukça fazla sayıda meslektaşım da mevcut. Bu nedenle baroların siyasileşmesinin önüne geçebilmek için çoklu baro gerekli hale gelmiştir. Hatta son dönemde ölüm orucu nedeniyle vefat eden Ebru Timtik isimli kişinin posteri dahi İstanbul Barosu’na asılmıştır. Yapılan bu eylemler avukatların görüşünü karşılar nitelikte olmayıp rahatsızlık vericidir” dedi.

‘BARO BAŞKANI TARAFSIZ OLMALI’

Çoklu baronun siyasi eylemler nedeniyle gerekli olduğunu savunan Doğan, “Eğer barolar, bu tarz eylemler içerisinde olmasaydı ben de tek bir baro olması kanaatindeyim. Tamamen Mesleki sorunlara yönelmesi gerekiyor. Bu aşamada maalesef öyle bir yapı yok. Baro başkanları tamamen siyasetten uzak kalacakları söylemleri ile baro başkanlığına aday olduktan sonra maalesef ki bu söylemlerinden uzaklaşıp siyasetin içerisine girmektedir. Bunun da önüne geçebilmek adına yeni düzenleme faydalı olacaktır. Ama tabi hukuki altyapısı tamamen oturtulması gerekiyor” diye konuştu.


Mutlu, ‘Beyhude bir çaba’

Sadet Partisi İl Başkanı Av. Zafer Mutlu da çoklu baro taraftarı olmayanlardan. Mutlu, “Ülkenin bu kadar önemli meseleleri varken barolar meselesi, hükümetin ülkedeki bütün sivil toplum kuruluşlarına, meslek odalarına bir şekilde hakim olmaya çalışma gayretinden başka bir şey değildir. Ortaya çıkan neticede aylarca gündemi meşgul edecek bir düzenlemeye gitmek zaten yanlıştı.

Neticeye baktığımızda İstanbul ve Ankara’yı kapsayacak bir yasal düzenleme sadece İstanbul’da sonuç vermiştir. Toplanan imzalar, aylar süren çalışmalar sonucunda elde edilmiştir. Bu düzenleneme tam bir fiyaskodur. Dolayısıyla 80 yıldan fazla köklü geçmişi olan bir meslek kuruluşundan ayrılmak meslektaşlarımız için ciddi bir sorumluluk olacaktır. Bu düzenlemeyi beyhude çaba olarak görüyoruz” dedi.

29 Eyl 2020 - 12:00 - Gündem

Muhabir Ayşe Aydın

Son bir ayda cagdaskocaeli.com.tr sitesinde 156.814 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?