Anket
Sizce Kocaeli'nin en büyük sorunu nedir?
  • Otopark
  • Ulaşım
  • Eğitim
  • İşsizlik
  • Sağlık

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

İSMAİL ERİMİŞ
İSMAİL ERİMİŞ

GURUR, KİN VE NEFRET

12 Eylül 2019 Saat: 17:27

2020 Avrupa Futbol Şampiyonasına doğrudan katılmak için emin adımlarla ilerleyen, Şenol Güneş'in bir araya getirip yönettiği yeni jenerasyon A Milli Futbol takımımız bizleri müthiş bir şekilde gururlandırdı.

Şu an 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası gurup eleme maçlarında, oynadığımız 6 maçın beşinden yüzümüzün akı ile çıkmış, Fransa gibi futbola damgasını vurmuş olan ekibi, 2-0 mağlup etme başarısını göstermiş.  

Bu gün gurubunda, Fransa'nın üzerinde 15 puan ile liderlik koltuğunu oturmuş, tüm ülkeyi sevince boğan ve haklı bir şekilde gururlandıran,  Cumhuriyet tarihinde bir ilki başarmış pırıl pırıl gençlerden ve tecrübeli bir kadrodan oluşan muhteşem bir A Milli Futbol Takımımız var.

Ne kadar sevinsek ve öğünsek, ne kadar gururlansak ve de, ne kadar başarıdaki pay sahiplerini onurlandırıp, övsek azdır.

Evet değerli okurlarım, haklı gururu bu şekilde tüm ülke olarak yaşarken, her zaman olduğu gibi en ufak bir falsoda ortaya çıkmak için fırsat bekleyen, kendi çıkarlarından başka hiç bir şey düşünmeyen, ''kindar ve kompleksli kişiler'' hiç zaman kaybetmeden yine ortaya çıktılar.

Ve Şenol Güneş gibi değerli bir hocayı, Hakan Çulhanoğlu gibi Avrupa futbol platformunda kendini kanıtlamış futbolcuyu, Çağlar Söyüncü gibi genç bir futbol yeteneğine  dil uzatıp ön plana çıkmak için ahkam kestiler, kadrolar kurdular, senelerin hocasına taktik verdiler.

Aslında topu görse karakola götürecek tiplerdi, hayatında futbol topuna ayağını değdirmemiş her yerden davet ve ilgi bekleyen zavallı kişilerdi çoğunluğu.

Ama bu zavallılar, maalesef bilerek veya bilmeden, kendisi gibi her yaştan zavallı garibanlar diyebileceğim sosyal medyacılara da malzeme vermiş oluyorlardı.

Sonuçta onlara özenen ne olduğu belirsiz yediden, yetmişe kadar futbol ile alakası olsun veya olmasın, kimin ve neden yazdığı belli olmayan hakaret seviyelerine varacak kadar adi mesajlar atarak tatmin olmaya çalışan tatminsizler de hemen sahnedeki pis yerlerini aldılar.

Diğer yanda,  elde edilen başarılar sonrası taktir ve destek bekleyen, bu işlere gönül vermiş varını yoğunu bu başarılar için ortaya koymuş olan tecrübeli kişi ve kişilerin bulunduğunu hiç bir zaman göz ardı etmeyelim..

Sonuçta ne olur başarı sahibi bu kişi ve kişiler kırılırlar ve rencide olurlar, ama gene de mücadeleyi bırakmaz,  gelmiş olduğu seviyelerden, daha üst seviyelere çıtayı yükseltmek için hırs ve  güç ile daha çok çalışmaya devam ederler.

Evet değerli okurlarım, bir de ''nefret gurubu'' var ki, toplum için en tehlikeli olanları bunlardır.

Bu tipler tabiri caiz ise kendisiyle bile kavga eden, huzursuz, ön yargılı, tatminsiz, üretim yapmayan yalnızca boş boş konuşup, bilmeden araştırmadan kulaktan dolma sansasyonel olaylar yaratıp onlardan beslenmek ve faydalanmak isteyen tiplerdir.  

Bu tipler, hiç bir zaman hangi konu olursa olsun, elde edilen başarılardan, yapılan güzel işlerden ve onları başaran kişi ve ekiplerden memnun olmazlar, devamlı yıkıcı, bölücü, yapılan güzel işleri ve başarıları küçümseyen, bu işleri başaran kişi ve ekipleri aşağılayan ve hor gören tiplerdir.

Çünkü bunlar sabah uyanır uyanmaz, en yakını ile münakaşa eden, güne başlarken bile,  havadan, sudan, kahvaltıdan, etrafındakilerden, oturduğu yerden şikayet eden, kendisi gibi  bezgin ve huzursuz, kendi paralelinde tek bir gazete, tek bir TV kanalı ile avunan, ama kendinin bulunmaz Hint kumaşı sanan  görgüsüz garibanlardır.

İşte bu gariban, huzursuz ve mutsuz kişilerin sabahtan akşama kadar attıkları ve aldıkları sosyal mesajlar her zaman gönül kırıcı, moral bozucu, hakaret nitelikli olup, en başta kendi moral ve düzenini bozduğu gibi toplumun da moral ve düzenini bozmakta, toplumu nefret ve hırs içine sevk etmektedir.

Evet değerli okurlarım, bunlar maalesef mutsuz ve umutsuz insanlardır.

Halbuki, insanın her nefes alışında bile şükretmesi, hayatın kendine verdiği sağlıklı yaşam ve nimetlerin kıymetini bilip bunları paylaşması, etrafındaki güzellikleri görüp bunlardan tat alması, ruhunu zenginleştirip, moral bulması, bu güzellikleri gösterdiği, gönlünü ve gözünü açıp onları ruhuna sindirdiği için önce Allaha sonrada sebep olanlara şükretmesi gerektiğini düşündüğümden temennim, her konuda insanlık için hizmet eden, iyi niyet ve safiyane olarak taş taş üzerine koyan her kimsenin kıymetinin bilinmesine ve bu kıymeti hak edenin, ebediyete intikal etmeden yaşamları içinde, hak ettikleri övgüleri ve saygınlığı görmesidir.

Ebediyete intikal ettikten sonra kıymetini bilmişsin ne faydası var?

Miras niteliğinden farklı bir kıymeti var mı?

Bodrum'dan sevgilerle.

YORUMLAR Üye Girişi

 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya 1 yorum yapılmıştır
Atilla Oğuz 14.09.2019 14:36
Doğrular yanlışları silmiyorum. Sonrasında üzülüyoruz Tecrübe etmeyi öğrendikten sonra yaparsak faydalı olur. Bunu yapabilenleri ( Şenol Güneş gibi) takdir etmek,destek vermek yararlı olur sanıyorum. Selamlar
 

Kocaeli Haber - Çağdaş Kocaeli Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

FİKRET ORMAN’IN ZOR KARARI29 Eylül 2019 Saat: 13:55
FİKRET ORMAN VE SOSYAL MEDYA25 Eylül 2019 Saat: 17:46
ÜZÜLMEYİN SULTANLAR9 Eylül 2019 Saat: 13:53
GURURUMUZ 12 DEV ADAM4 Eylül 2019 Saat: 14:04
Tüm Yazıları
Yukarı ↑