Anket
Kocaeli'nde halkımız için yapılan sosyal faaliyet alanlarını yeterli buluyor musunuz?
  • Hayır
  • Evet
  • Fikrim yok

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Röportaj

‘Kariyerini zirvede bırakmış tek lider’

Burak Küntayla röportajımızın ikinci bölümünde, Merkez Sağın siyasi geçmişi ve merkez sağ felsefesiyle özdeşleşmiş Demirel ve Özal gibi efsane siyasetçileri konuştuk. Siyaset bilim konusunda doktora

21 Aralık 2010 Saat: 15:18

Burak Küntay'la röportajımızın ikinci bölümünde, Merkez Sağ'ın siyasi geçmişi ve merkez sağ felsefesiyle özdeşleşmiş Demirel ve Özal gibi efsane siyasetçileri konuştuk. Siyaset bilim konusunda doktora yapmış ayrıca yurtdışında bir hayli fazla bağlantısı ve tanınmışlığı olan bu isme, Wikileaks internet sitesinin Başbakan hakkında ortaya attığı iddiaları sormadan da edemedik. Sorularımıza gayet samimiyetle yanıt veren Küntay, Demirel için "kariyerini zirvede bırakmış tek lider" tanımlamasını yaparken, Özal için Merkez Sağ'ın son lideri diyor. Bu zevkli röportajın ikinci bölümü sizlerle;

Merkez Sağ'ın efsane lideri Süleyman Demirel'in yeniden siyaset arenasına dönme ihtimali var mı? Vitrinde olmamasına karşın arka planda DP politikalarına yön veren Demirel'in önümüzdeki dönemde aktif siyasete dönmesi gibi bir şey sizce söz konusu olabilir mi?

Şimdi Sayın Demirel'i Bahçeşehir Üniversitesi'nde yaptığımız siyaset okuluna çağırdım. Orada öğrencilere bir hikaye anlattı. Dedi ki "Siyasette iki kapı vardır. Birinde in ( giriş ) yazar, diğerinde ne yazar, bütün salon out ( çıkış ) diye bağırdı, o da hayır no exit ( çıkış yok ) yazar dedi. Tabi siyaset Süleyman Bey'in dediği gibi mi yoksa yeni dönemde değişti mi bunu zamanla göreceğiz. Buradan şunu anlıyorsunuz ki Sayın Demirel siyasete girip siyasette kalmayı benimsemiş. Nitekim Türk Siyasi tarihinde de bu böyle olmuştur. Süleyman Bey Türkiye'de başarılı bir portre çizen nadir siyasetçilerden biridir. İstediğiniz kadar eleştirirsiniz edersiniz. Ama Süleyman Bey şunu söyleyebilir, asker beni 7 kere götürdü, ama halk 8 kere getirdi. Efendim niye 40 senedir siyaseti bırakmadınız derler, o da bir ananıza babanıza sorun neden bırakmadığımı der. Ama kendisinin aktif siyasete döneceğine ihtimal vermeyen biri olarak dönmesini de istemem. Bu müthiş kariyerin, olası bir başarısızlıkla sonlanmasını istemem. Bu işin güzeli, müthiş bir performansla güzel işler yapıp bir süre sonra da kenara çekilmektir.

Turgut Özal'ı Merkez Sağ'ı temsil eden son lider olarak görüyorsunuz? Halbuki bu anlayıştan geldiğini iddia eden Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Hüsamettin Cindoruk gibi önemli liderlerde var. Böyle bir tespit yapmanızın sebepleri nelerdir?

Burada mesele Turgut Özal değil. Tarihi bir dönüşüm oldu. 86-87 yılında yapılan o meşhur referandum var ya işte o referandumla alakalı. Son lider lafı yanlış yazılmış aslında. Merkez Sağ'ın bir bütün olarak temsil edildiği son dönem oydu. Çünkü askerin getirdiği bir yasağı, mecliste kaldırmamak, demokratlık değildir. Sonrasında ise, DYP ve ANAP olarak muhtıraya karşı ve karşı olmayanlar arasında bir ayrılık yaşanmıştır. Kastım Özal değil 86-87 döneminin merkez sağın güçlü ve bir bütün şekilde hareket eden son dönemi olduğudur. Bu dönemden sonra hizipleşmeler ve ayrılıklar yaşanmıştır.86-87 yılından sonraki gelişmeleri Merkez Sağ'ın bir bütün olarak hareket ettiği şeklinde yorumlamıyorum. Merkez Sağ hiçbir zaman maksimum gücüyle çalışamamıştır. Bölünmüştür.

Merkez Sağın kendini yenileyemediği yönündeki görüşlere katılıyor musunuz? Şayet bir yeniliğe ihtiyaç duyuluyorsa, sizce nasıl bir yöntem izlenmeli?

Bu görüşe katılmamak mümkün değil. Merkez Sağ çağın gereklerine ayak uyduracak bir yeniliğe ihtiyaç duyuyor. Yeniliği kim için yapacaksınız. Yeniliği halk için yapacaksınız. Kapıyı açacaksınız, sokağa bakacaksınız. Sonra bu sorunları alıp kapılarınızı kapatacaksınız. Sorunları doğru tespit edeceksiniz. Şimdi dışarıda çalışacak arkadaşlar teşkilatlardır. O teşkilatları öyle bir organize edeceksiniz ki, gördükleri sorunlar hakkında bütün önemli şeyleri getirecekler. Sonra o sorunlar yöneticilere gelecek. Sizin bide bu sorunlara projeler üretecek yöneticilere ihtiyacınız var.Muazzam fikirler üretebilecek bir beyin ekibiniz olacak.Sonra bu akademik çalışmaları, sloganlara dönüştürecek bir pazarlama ekibiniz olacak.Bunları halka anlatacaksınız.Bir kere bu iş kadro işi ve çok disiplinli, ciddi bir düzen. Bunun için komplekslerinizden arınacaksınız. Bu adam yarın benim koltuğumu kapar paronayası ile siyaset yapılmaz. Güçlü adamlarla çalışacaksınız ki güçlü olun. Güçlü bir ekol inşaa etmeniz için güçlü adamlara ihtiyacınız var. Ama siz kendinizi güçlü görmüyorsanız, her an bu koltuğu tehlikede görüyorsanız, o beni yarın yer diye düşünüyorsanız, olmaz. Güçlü insanları yanınızdan uzaklaştırarak, kaliteli siyaset yapamazsınız.
Ak Parti'yi Merkez Sağ bir parti olarak yorumlayabilir miyiz? Aldığı oy oranlarına bakıldığında merkez görünümlü bir parti olan AKP'nin icraatları merkez sağ ideolojisine uyuyor mu?

AKP kesinlikle Merkez Sağ bir parti değil. Ama merkez sağ ideolojiyi benimsemiş insanlar AKP'ye oy veriyor. Merkez sağın AKP'ye kazandırdığı oy oranı %80.Ama icraatlarına ve düşünce yapısına baktığımızda AKP'ye merkez sağ demek bence yanlış olur. Ayrıca Merkez Sağ bir kıyafet değil ki giyilip, çıkarılsın. Köklü bir ideoloji. Örneğin referandum sürecinde merkez bir ideolojinin olmayışının sıkıntısını yaşadık. Bu iş mutfakta hamur açmaya benzemez halkı kavga ettirmeden kışkırtmadan bu referandumu tartışmalıydık. Zaten 80 yıldır patlak bir anayasayla gidiyoruz.10 sene daha gitseydik ölmezdik. Tasarladığımız sistemi halka yayalım, yerel basında yazsın çizsin,10 yıl bir emek verelim demedik maalesef. Oysa bir tartışma ortamı yaratılsaydı halk, getirilmesi düşünülen yenilikleri bir süre tartışarak kendisi elerdi. Bu tarz değişikliklerde halkın çoğunun değil hepsinin oyu önemli. Halkı tartıştırmaktan korkmayın, her siyasi partiye mensup bireyler, bürokratların konuyu tartıştıracak bir platformu olmuyorsa, burada sıkıntı var demektir. Sonra yüzde 42 ve yüzde 58 her an birbirine girecekmiş gibi bir hava oluşturuluyor. Farklı partilere mensup olanlar birbirlerini itiyor. Merkez Sağ makul çoğunluğu toplayan bir harekettir. Merkez Sağ bir toplum hareketidir. Şapkayı başta delik tutarsanız içinden çok sular akar.

Hareketinizin Kocaeli Şubesi hakkında düşünceleriniz neler?

Dört dörtlükler. Bir numaralar. Hareketin merkezindeler. Hareketin Genel Başkanı ve önemli yöneticilerinin burada olması çok önemli. Benim için her il aynı öneme sahip. Ama Kocaeli'nin bende ayrı bir yeri var. Hareketimizin çıkış ili, lokomotif ili. Bu yüzden buradaki arkadaşlarımın yaptıkları organizasyonlara ayrı bir önem veriyorum ve katılmaya özen gösteriyorum.Buradaki arkadaşlarımızın çalışmalarından çok memnunum.

Hareketiniz içerisinde pek çok farklı görüşten insan olması, hareketin alacağı bir karar esnasında tartışmalara neden oluyor mu? Karar aşamasında nasıl bir yol izliyorsunuz?

Hareketimiz içerisinde pek çok farklı düşünceden üye mevcut. Ama ne olursa olsun siyasi parti olmayışımızdan dolayı bir oy kaygımız yok. Oturur on gün tartışırız, on beş gün tartışırız, ama hiç birinin oy derdi olmadığından aklıselimde her türlü birleşirler. Çünkü bu bana oy verecek mi kaygısı yok. Fikir bazen ilk çıktığı gibi de geçmez. Tartışılır üzerine eklemeler yapılır. Demokratik bir şekilde tartışılarak ve herkesin içine sinerek kararlar alırız. Uzlaşamadığımız konularda ise tartışmaya devam eder ve bir uzlaşma zemini ararız. Kararlarımızı bu şekilde alıyoruz.

Yurt dışında sağlam bağlantıları olan uzman bir siyaset bilimci olarak, Başbakan hakkında Wikileaks internet sitesinin ortaya attığı iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz? Kamuoyunda çokça tartışılan Başbakan mı hesabı olmadığını ispatlamalı yoksa muhalefet mi Başbakan'ın hesaplarını ortaya çıkarmalı sorusuna sizin cevabınız ne olur?

Önce Wikileaks belgeleri nedir, onu adlandıralım. Amerikalı diplomatların farklı ülkelerde yapmış oldukları araştırmaları, Wasington'a bir rapor halinde sunması ve Amerika'lı bir çavuşunda bunu Wikileaks adlı sitede ifşa etmiş olması. Bir Amerikalı diplomat, bu bir büyük elçi olabilir. Bir konsolos olabilir ya da daha alt kademede bir diplomat olabilir. Bunlar aralarında toplanır ve konuşurlar, pek çok kişi hakkında. Bu adamlar alır bunları yazarlar. Biz bu işi erittik.Wikileaks işini bile düzgün tartışamadık.Şimdi okuduğunuz zaman, bir yerde Başbakan'a methiyeler düzüyorlar, bazı yerlerinde eleştiriler var. Yani aynı diplomatın kaleminden çıkmadığı çok belli. Bu belgelerin garantisi yok. Proje üretemeyen, ülke sorunları için alternatif çözümler bulamayan genelde belden aşağı vurur. Başbakan'ında çoluğu var çocuğu var. Karısı var ve torunları var. Kılıçdaroğlu'nun da öyle. O onu yapmış bu bunu yapmış, ayıp be günah. Bu kadar bir insanı bu kadar ciddi ithamlarla, rahatlıkla suçlayabiliyorsa, o zaman elinde kesin kanıtlar vardır. Git mahkemeye ver bu kanıtları. Ama ortada böyle bir şey yok. Bu tarz konularda birine suçlama getirmek çok doğru değil.

Çok tartışılan bir konu, sizce iktidar mı bu hesapların olmadığını ispatlamalı, yoksa muhalefet mi bu belgeleri ortaya çıkarmalı?

Şimdi temel prensip bellidir. İddia sahibi, iddiasını kanıtlamakla mükelleftir. Türk tarihinde bunun tersi, bir tek yassı adada olmuştur. Adnan Menderes ve arkadaşlarına, suçlusun, suçsuzluğunu ispat et denmiştir.

Ama Avrupa'da farklı bir yaklaşım yok mu? , örneğin kısa süre önce Yunanistan'ın Tarım Bakanı hakkında çıkan bir iddia yüzünden bakanlıktan istifa ederek, yargı yolunu açtı...

Tamam, o zaman işi şöyle çözelim. Diyelim Başbakan ispatlasın suçsuzluğunu. İsviçre'de kaç banka vardır. Hatta daha sonra diğer yerlerde de hesapları var dediler. Dünya'da kaç banka vardır. Bir adamın çıkıp Dünya'nın tüm bankalarından tek tek hesabım yoktur kağıdı alması için herhalde ona en az 30 sene gerekir. Böyle bir şey talep edilir mi? Hani muhalefet lideri özel bir yer söylese o zaman bir yerde kabul edilebilir. Ben olsam sorarım değerli ana muhalefet lideri nerde hesabım var diye. Başbakan'da dedi, Kılıçdaroğlu onu sen benden daha iyi bilirsin dedi. Sonra ana muhalefet diyor ki ben neden iktidar olamıyorum. Böyle muhalefet edersen iktidar olamasın tabi. Kim bu iddianın arkasından gidecek.

Bu röportajdan da anlaşılacağı üzere çok tartışılacak açıklamalara imza atan Dr. Burak Küntay, kurdukları düşünce hareketiyle, Türk siyasi hayatına yeni bir soluk getireceğe benziyor. Arkasında çok güvendiği genç ve dinamik ekibi ile Türkiye'yi 2050 yılında lider ve zengin ülke hedeflerine ulaştırmak için çalışan Küntay, ürettiği projelerle adından daha çok söz ettireceğe benziyor.

Haber: Uygur METE

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haber - Çağdaş Kocaeli Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑