‘Kokunun kaynağı tesis değil’
Mimar Sinan'da intihar girişimi!
8 simit satış yeri kiraya verildi
‘Genç işsizlikte 13’üncü sıradayız’
Orka Reklam
Whatsapp İhbar Hattı

Anket

Kocaeli'nde halkımız için yapılan sosyal faaliyet alanlarını yeterli buluyor musunuz?
  • Evet
  • Hayır
  • Fikrim yok

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

KEMAL KEŞMER
KEMAL KEŞMER

Sabun köpüğü komedi

13 Temmuz 2018 Saat: 17:12

“Dua Et Kardeşiz”, bu hafta vizyona giren yerli komedi filmi. Yönetmen koltuğunda Hamza Yaman oturuyor. Eray Kaman, Gökhan Demir, Başak Akbay, Funda Dönmez, Ayhan Taş, Murat Ercanlı, Ahmet Dursun, Bilge Yalçınkaya gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı filmin senaryosunu Ata Cilli kaleme almış. Seyhan Bilir’in görüntü yönetmeni olduğu filmin müzikleri ise Mustafa Yazıcıoğlu’na ait.

Adapazarı’nın  Sapanca Gölü kıyısındaki ilçelerinden biri olan Serduvan’da geçen olaylar şöyle gelişiyor. Zengin bir ailenin çocukları olan Tuğrul okumamıştır ve ilçede emlakçılık yapmaktadır. Küçük kardeş Ömer ise hukuk fakültesini bitirmiş olupİstanbul’da avukatlık yapmaktadır. Babaları öldüğü için Tuğrul kasabada annesi ve kardeşi ile yaşamaktadır. Bu arada Tuğrul’un en büyük hayali babadan kalma arazileri satıp müteahhitlik yaparak zengin olmaktır. Muhtar ile iş tutan Tuğrul arazilerinden yol geçeceğini Muhtar’dan öğrenir. Durumu ailesiyle paylaşır. Böylece arazileri satmaya onları ikna etmeye çalışır. Ancak olayı İstanbul’daki kardeşi öğrenir ve işin aslını öğrenmek için kasabaya gelir. Tuğrul saf ve komik bir çocuktur. Hem aile ile hem de çevreyle ilişkilerinde bir sürü komiklikler yaşanır. Bu arada Tuğrul’un zengin olma hayali sadece arazi satmak değildir. Define avcılığı da arkadaşlarıyla yapmaktadır. Tabii define avcılığı da bir sürü komik durum ortaya çıkarır. Arkadaşları ile epey uğraşırlar ve tabii ki sonunda hiçbir şey bulamadıkları gibi Jandarma’ya yakalanırlar. Memlekete gelenÖmer, arazilerinden geçecek yolla ilgili araştırma yapar ve yolun illegal bir biçimde arazilerinden geçeceğini öğrenir. Yasal olmayan bu durumu ortaya çıkarmaya kararlı olan Ömer, zorlu bir mücadeleye girişir. Yolun illegal bir şekilde araziden geçmesini sağlayan muhtardır. Muhtarın güzel kızı ise tipik Yeşilçam klasikleri gibi önce Ömer ile kavga edip ondan nefret eder, sonra bu nefret duygusu sevgiye dönüşür. Tuğrul ise uzatmalı sevgilisine bir türlü yaranamaz. Çünkü o kadar absürt sevgi gösterilerinde bulunur ki, bir türlü kendini doğru ifade edemez. Çünkü her seferinde absürt bir kazaya kurban gider ilişkileri.

Filmin konusu aslında ilginç bir çatışmadan çıkıyor. Ailenin okumuş ve okumamış çocuklarının çatışması. Okumuş olanların daha bilgiç olması, ailenin onların fikirlerine daha değer vermesi, onlar uzakta olduğu için daha kıymetli olmaları hep rastlanan şeylerdir. Evde okumamış olan çocuk ise her şeyi yapar, baba ölünce ailenin devamını o sağlar, işleri yürütür, aileye bakar ama bir türlü sözünü dinletemez. Bir türlü kıymetli olamaz. İşte bu çatışma sık rastlanan ve aslında iyi işlense izleyicide karşılık bulacak bir gerilim olurdu. Ancak filmin karakterleri daha bunu içselleştirememiş. Her iki başrol oyuncusu ile de özdeşleşemiyoruz maalesef. Oyuncular bize uzaklar, bunu sadece oyuncuların yetersizliği ile açıklamak sanırım haksızlık olur. Senaryonun  ve yönetmenin yetersizliği de söz konusu sanırım. Dolayısıyla izleyici olarak hikayenin içine giremiyoruz. Hep olayları dışardan izliyoruz. Öyle olunca espriler de bize soğuk ve uzak geliyor. Oysa ne kadar bizden ortam var ama bu sıcaklık ve samimiyet kotarılamamış.  Muhtar rolü akılda kalıcı bir tipleme ve başarılı olmuş.

Serdivan İlçesinin görüntüleri, Sapanca Gölü manzaraları göze güzel geliyor. Define avcılığı da ülkemizin gerçeklerinden ve yan hikaye olarak filmde yer verilmiş. Bu define hikayesindekomik durumlar da yakalanmış ama filmi kurtarmaya yetmiyor.

Yerli komedi diye merakımdan gittiğim film beni hayal kırıklığına uğrattı. Çatışmaları çok yüzeysel kurulmuş. Karakterler iyi işlenmemiş. Hem senaryo, hem yönetmen hem de oyunculuk açısından zayıf buldum. Güzel bir fikirle başlayan film, akılda hiç kalıcı olmayan birkaç komik karakter, komik sözler ve birkaç durum komedisi ile komediyi yeterince izleyiciye geçiremiyor. Tabii her şeyin başı senaryo elbette. Senaryo daha profesyonel olarak ele alınsa, karakterler daha iyi işlense,  daha başarılı olabilirdi. Sanırım Hollywood’dan öğreneceğimiz daha çok şey var. Çünkü sinema çok emek ve özveri isteyen bir uğraş. Bu kadar uğraşın daha başarılı olması izleyicilerin sinemaya gitmesi için de önemli. Seyircinin ilgisini artırmak için, seyirciyi sinemaya çekmek için de her filmin sorumluluğu var bence.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Çağdaş Kocaeli Gazetesi | Kocaeliden dünyaya Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Los Angeles Plajlarında Macera5 Temmuz 2018 Saat: 17:15
‘Hadi ya’28 Haziran 2018 Saat: 17:41
Sekiz kadınlık soygun çetesi21 Haziran 2018 Saat: 16:51
Ahlat da dibine düşer14 Haziran 2018 Saat: 17:47
Tüm Yazıları
Yukarı ↑