“MAKBER” ŞAİRİ ABDÜLHAK HAMİT TARHAN ( 1852 – 1937 )

İstanbul’da  doğmuş, on  yaşındayken  gittiği Paris’teki öğrenimini İstanbul’ da Robert Kolejinde tamamlamıştır. Tahran büyükelçiliğine atanan babasıyla İran’a gitmiş, dönüşünde başladığı devlet memuriyetini Paris, Bombay, Lahey, Brüksel elçiliklerinde sürdürmüştür. 1914’te Meclis-i Ayan üyeliğine getirilmiştir. Mütareke yıllarını Viyana’da yoksulluk içerisinde geçirmiş, cumhuriyetin ilanı sonrası yurda dönmüş ve bir süre İstanbul milletvekilliği yapmıştır.                            

Türk Edebiyatına getirdiği yeniliklerle eski-yeni tartışmalarının odağı olmuş, değeri çok tartışılmış, kendisini sevenlerce “Şair-i Azam” unvanıyla anılmıştır. Hayallerinin zenginliği, duygularının çeşitliliği ve sıcaklığı ile Tanzimat döneminin en renkli sanatçısıdır. Yayımlanan kırka yakın eserinin 21’i tiyatro türündedir, geri kalanı şiirdir.                                                                                                

Şiirlerinde en çok aşk, doğa, ölüm temalarına yer vermiş; lirik ve felsefi şiirler yazmıştır. Gözleme dayanmayan bir kır ve köy hayatının övgüsü olan “Sahra”  pastoral şiirin edebiyatımızdaki ilk örneği sayılır. “Eyvah ne yer, ne yar kaldı / Gönlüm dolu ah ü zar kaldı / Şimdi buradaydı gitti elden / Gitti ebede gelip ezelden / Baki o enis-i dilden eyvah / Beyrut’ta bir mezar kaldı.” Dizeleriyle başlayan, eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı mersiye niteliğindeki “Makber” adlı uzun şiiri, Türk şiirinde metafiziğin ve serbest düşünmenin başlangıcı  sayılır.                                                                                                                                

Tiyatro eserlerini oynanmak için değil, okunmak için yazmış; bu yüzden tiyatroları sahne dili ve tekniği yönünden yetersiz kalmıştır. “Sabr ü Sebat” ve “İçli Kız”  adlı oyunları dışındaki tiyatro eserlerinin konularını tarihten ve yabancı toplumların hayatlarından almıştır. Tiyatrolarında karakter tahlillerine önem vermiş, dil ve anlatım savrukluğu zengin içeriğe gölge düşüren eksiklik olmuştur. Eserlerinin tamamında romantik bir anlayış ön plandadır.                                     

ESERLERİ: Şiirleri= Makber, Sahra, Belde, Ölü, Bunlar Odur, Hacle, Garam, Bir Sefilenin Hasbihali, Validem, Yadigar-ı Harp, Tayflar Geçidi.                                     

Tiyatroları = Finten, Tarık, Duhter-i Hindu, Zeynep, Macera-yı Aşk, İçli Kız, Sabr ü Sebat (nesir (düzyazı) ile yazılmış olanlar ) – Nesteren, Liberte (hece ölçüsü ile yazılmış olanlar ) – Nazife, Tezer, Eşber, İlhan, Turhan, Hakan ( aruz ölçüsü ile  yazılmış olanlar.)                                                                                                                       

Tanzimat Edebiyatı ikinci döneminin ve edebiyatımızın bu önemli sanatçı- sını  saygıyla, minnetle, rahmetle  yad  ediyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.       

“Cennet anaların ayakları altındadır.” Hadis-i şerifinden hareketle dünyaya gelişimizi borçlu olduğumuz tüm annelerin ve anne adaylarının “anneler gününü” kutluyor, vefat etmiş olanlara rahmet diliyor, hayatta olanlara sağlık ve esenlik dolu bir hayat temenni ediyoruz.                     
                       

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erinç Gürbüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.