BİZİM BÜYÜK ÇARESİZLİĞİMİZ

Barış Bıçakçı’nın çok sevdiğim kitabı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Bursa’dan çok kıymetli Fatma hocam tavsiye etmişti. Kitabın ismi dönemimizin hislerini taşıyor aslında; Çaresizlik…

Kastım milletçe içerisinde bulunduğumuz buhran hali, kendini yeterince iyi hissedememe hali.

Eğitim, doğa, tarihi eserler, hadi hepsini geçelim ki geçemiyoruz en önemlisi insani değerler; bayağı hızlı, bayağı yere yakın gidiyor.

Ekonomik olarak epey ezildik. Sosyal olarak yenildik. Yaşam standartlarımız ortalamanın altında.

Bununla zengini, fakiri, gezeni gezemeyeni, yiyeni yiyemeyeni ayırmıyorum. Çok net genelliyorum. Toplumda böyle büyük, böyle derinden gelen korku, endişe, umutsuzluk, öfke, neşesizlik ve belirsizlik hissi varken, nedenlerini biliyor da değiştiremiyorken iyi olabilir miyiz?

Toplum böyleyken bireysel olarak iyiliklerimiz, iyi hissetmelerimiz de sürekli, kalıcı ya da sürdürülebilir değil. O yüzden de iyi görünenin de yaşam standardı aslında iyi değil.

Komşumuz, meslektaşımız, arkadaşımız ya da televizyonda baktığımız insanlar mutsuzken, mutla bir huzur imkansız ne yazık ki!

Bir sıkışmışlık var. İçimize sindiremediğimiz bir sıkışmışlık. Yapmadığımız bir şeyin, şeylerin bedelini ödüyoruz. Ödedikçe de bitmiyor, ilerisi de görünmüyor.

“Kader-kısmet” diyoruz, tevekkül ediyor günü geçiriyoruz, çalışıyor unutuyoruz; gülüyor unutuyoruz; o tarafa bakmadığımızda geçti sanıyoruz; tepki verme işini birilerine bırakıyoruz ama o, orada öylece duruyor ve aslında hiçbir yere gitmiyor.

Ve fizik bize şunu hatırlatıyor: “Basınç altındaki kapların her birindeki su seviyesi, kabın şekline bağlı olmaksızın aynıdır.” 

Doluyuz; doluyoruz…

İş yerinde sinirlenip evde karısını döven korkak adamlar misali, hemen her birimiz cinnetimizi başkasında geçiriyoruz.

Kah korkudan, kah sürekli tepki vermekten sıkılmaktan, kah bir şeyin değişeceğine inançlarımızın azalmasından, kah tembellik ya da dümdüz cehaletten, kimi zaman da bencillikten; verilmesi gereken hiçbir şeye zamanında tepki veremiyoruz.

Sesiyle görüntüsü uyuşmayan filmler gibiyiz sanırım. Birazcık senkronumuz kaçık.

Bundan ötürü de absürt patlamalar yaşıyoruz. Çünkü o boşalmaya ihtiyacımız var. Ziyadesiyle kabalaşıldı. Kimileri evdekilerin, kimileri sokaktakilerin canını acıtıyor…

Değil görgü kuralların, en basit insanı değerlerle hareket etmeyi bile unuttuk. Bu yüzden işte sosyal medyalara, tiktoklara sarmamız, orada da birilerine oltayı takmamız!

Bir kez daha yineleyeyim; çoğumuz cinnetimizi başkalarında geçiriyoruz. Küçük hınç transferleri yaşayarak bira daha ilerleyebilecek gücü kendimizde bulmuş oluyoruz.  Tabii o ilerlemeden hayır gelir mi? Allahualem…

Zaten her şeyi çok iyi biliyoruz, hızlıyız, araştırmamıza, bakmamıza gerek yok! Her şeye yorum yapıyor, direkt beğenmeyip eleştirerek egomuzu tatmin ediyoruz.

Peki, biz kimiz ve neyiz? Hayatın neresindeyiz? Biz neler üretiyor ve hayatta nasıl bir duruş sergiliyoruz? Tepki verdiğimiz, beğenmediğimiz “o” konular, gerçekten en büyük dertlerimiz mi?

Yoksa dişimizi geçirebileceğimiz insanlara, “kokusuz, tatsız, başımıza iş açmayacak” mevzularda tepki vermek bizi bir süre olsun rahatlatıyor mu?

Azıcık meseleye geniş çerçeveden bakabilmeyi ve o güzel enerjileri doğru yerlere akıtabilmeyi öğrenmemiz gerek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# var, Huzur

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Kerim S. - Nasıl muhteşem tespitler? Olaylara bakış açınız ve yorumlamanız mükemmel. Ki bunu kaleme dökebilmek ise büyük beceri. Bir akademisyen olarak çokça takdir ediyorum sizi. Başarılarınız daim olsun. Sahip çıkılması gereken bir değersiniz ??

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Mayıs 00:30
01

Melankolya - Yine Şahane bir yazı hocam. dişimizi geçirebileceğimiz insanlara, özellikle kadınlara tepki vermek ahlaksız tipleri bir süre olsun rahatlatıyor.toplum iyice yozlasti.parasi olan herşeyi kendine hak görüyor kadın vuramaz nasılsa diye trafikte orda burda hakaret taciz gırla gidiyor.hasta bir toplumuz.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Mayıs 13:54