HİKEMİ ŞİİR VE NABİ (1642 – 1712 )

17. yüzyılın  en  büyük  Divan  şairlerindendir. Urfa’da  doğmuştur. İstanbul’a  ilk  kez  24  yaşında  iken  gelmiştir. Musahipzade Mustafa Paşa’nın himayesine  girerek divan katipliği yapmıştır. Paşa’nın ölümünden sonra Halep’e yerleşmiş, orada 25 yıl kalmış ve mesnevilerini Halep’te yazmıştır. Halep Valisi  Baltacı Mehmet Paşa’nın sadrazam olması üzerine onunla birlikte 1710’da İstanbul’a dönmüştür. 1712’de İstanbul’da vefat etmiştir.                                          

Divan Edebiyatı şiirinde hikmet ve darbımesele (atasözü) dayalı düşünce şiiri  ya da “Hikemi şiir” adı verilen şiir  çığırını  açmıştır. Şiirleri duygu ve hayal yönünden derinlikten uzak olsa da dili sağlam, anlatımı güçlü, tekniği kusursuz- dur. Akıcı ve pürüzsüz bir  üslubu  vardır. Şiirde  dilin  sade  olması taraftarıdır. Lirizmden  uzak olmasına karşın  kuruluğa  düşmeyen  didaktik  şiirler yazmıştır.           

Hikemi gazellerinde  bilgece  bir  söyleyişle birlikte yer yer  toplumsal  aksaklıkları  eleştiren  bir  özellik de göze çarpar. Dünya  görüşü, tasavvufun  pek  etkili olmadığı  ölçülü  ve  samimi  bir  dindarlığa  dayalıdır.                               

En  ünlü  eserleri  “Hayriye” adlı mesnevisi, “Divan”ı,  “Surname”si ve  nazım-nesir karışımı  “Tuhfetü’l – Harameyn”idir. Ayrıca  “Hayrabad”  adlı  başka  bir  mesnevisi, “Tercüme-i Hadis-i Erbain” (Kırk Hadis Tercümesi), mektuplarından  oluşan  “Münşeat”ı  ve  Veysi’nin  siyerine  ek  olarak  yazdığı “Zeyl-i Siyer-i Veysi”  adlı  eserleri  vardır.                                                                                 

“Hayriye” adlı eseri Nabi’nin oğluna hitaben mesnevi biçiminde yazdığı bir nasihatnamedir. Nabi, kendisine büyük şöhret sağlayan bu eserinde din ve ahlak konularından mesleklerin tanıtımına dek  yaşam  deneyimlerini yalın bir  anlatımla  aktarmıştır.                                                                                                         

  “Hayrabad”  adlı eser ise  Baltacı Mehmet Paşa adına 1705-1706 yılların- da  Nabi tarafından  yazılmış  ünlü bir mesnevidir. Yazıldığı  zaman  çok  büyük  övgüler  alan  bu  mesnevinin  konusu  Feridüddin Attar’ın  “İlahiname”  adlı  eserindeki  bir  hikayeden  alınmıştır.                                                                                   

  “Surname”  adlı  eseri  IV. Mehmet’in  şehzadeleri  için  Edirne’de  yapılan sünnet  düğünü  eğlencelerini  hikaye  ve  tasvir  eden  582  beyitlik  bir  mesnevidir. Nabi’yi  çok  bilinen  bir  beyiti  ile  yad  edelim.                                        
“Ebnay-ı  dehr  her  hünere  bir  aferin  verir.                                                        
Yarab ! Senin  aferinin  ne  tükenmez  hazinedir.”                                                
Ruhu  şad, makamı  yüce  ve  mekanı  cennet  olsun.

           
 
 
 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erinç Gürbüz - Mesaj Gönder

# alan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.