ACILAR ÜLKESİNİN YARALI CEYLANLARI

“İnsan, takvimin bazı yapraklarına oldukça kırgın” diyordu dün gördüğüm bir paylaşımda. Peki, hangi yapraklara? Hangi anlamları yüklediğimiz yapraklara?

Annemizi, babamızı, evladımızı, kardeşimizi ve çok sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimiz güne mi? Büyük bir yenilgi yaşadığımız o güne mi? Hayatımızın fırsatını kaçırdığımız güne mi? Veya tüm yanlışların müsebbibi olan ilk yanlış adımımızı attığımız o güne mi? Peki, sen hangi günün yaprağına kırgınsın sevgili okur?

Meseleyi bir miktar içselleştirdikten sonra biraz genelleyecek olursak; ulusların kendilerine has bazı tarihleri vardır. Ülkedeki herkesin o tarihlerde nerede olduğunu, ne yaptığını, hatta ne hissettiğini dahi hatırladığı…

Misal, 1969’da yaşayan her Amerikalı, hatta pek çok “Dünyalı”, 20 Temmuz’da ne hissettiğini hatırlar; bir insan ilk defa Ay’a ayak basmıştır çünkü.

Özellikle Türkiye’nin Batı bölgelerinde yaşayan ve yaşı yeten milyonlarca kişi ki onlardan bir tanesi de benim, 1999’un 17 Ağustos gecesi nerede ne yapmakta olduğunu, yataktan nasıl kalktığını anımsar ve hatta unutamaz. O anki çaresizlikte neler hissettiğini, sonrasındaki günleri, yardımlaşmayı, endişe ve hüzünle birlikte içinde barındırdığı tüm kaygılarını…

Bizim ulusumuzda böyle birlikte hatırlanacak ya da çokluğu nedeniyle unutulacak öyle çok tarih var ki… Ama artık ne yazık ki ne acılarımız ne de sevinçlerimiz ortak. Zaten pek mutluluk ve başarı da kalmadı milletçe anılacak. Çok üzülüyorum…

Bazen olup bitenleri sadece durup izleyebiliyorum. Daha iyi için neler mümkün diye düşünmem de meselenin promosyonu diyebilirim. İçim yanarak, izleyerek bekliyorum. Bir garip ruh beklemesi…

Hayatta oluşunu anlamlandıramayan, kendini sevgisiz ve değersiz hisseden pek çok kişi, kendine bir “öteki” buluyor; bulunmuş ötekine şevkle saldırıyor. Bulduğu öteki üzerinden kendine kimlik, kendine üstünlük biçiyor. Kolay olan aslında bu zaten. Hayatını anlamlandırmaya çalışmak daha çok emek gerektiriyor. Kolay olan yabancılaştırmak, kimse diğerini tanımak istemiyor, ne hissettiğini bilmeye dahi tenezzül etmiyor…

Ötekileştirmek, kendini daha değerli ve yukarlarda göstermek için başkasını aşağılamak. Ne kolay, ne düşük, ne basit, ne yanlış.

Dedim ya gözlemliyorum. Her insan fıtratı ve mizacı bakımından farklı farklı. Bir kitaptan hatırladığım kadarıyla; insanların mizaçlarını kuşlara benzeten bir hanımefendiden esinlenerek ben de öyle düşüncelere dalıp benzerliklerini tahayyül etmiştim.

Kumru ve güvercinlerin üveymelerini; göğüslerinden ötmelerini düşünüp, o göğüslerinden konuşan, sesleri adeta kalplerinden gelen insanları düşünmüştüm. Sevme, sevilme isteği tam da oralardan bir yerlerden, çok derinden, içeriden geliyor. Hissediyorum.

Sinirli, çok öten, her şeyi gagalayan, sesi çok çıkan, yuva yıkan kuşlar var. Bir de neşeleriyle bilinen, cıvıl cıvıl ötüşen, birbirinden güzel yuvalar yapan, tek süsü rengârenk tüyleri olan, dans edip güzel güzel öten kuşlar da…

Acılar ülkesinin yaralı ceylanları ya da her sözü yüreğindeki üzüntüden geçen birer güverciniz, kimilerimiz..!

Güvenli bir orman, sakin bir gökyüzü, ait olduğumuzu hissettiğimiz bir yuva istediğimiz. Yaralarımızı kapatıp özgürce koşmak, geri kalan hayatımızda neşeyle ötmek ve ötüşmek istiyoruz sadece.

Olmaz mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# var, yuva

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

30

Mehmet Selvi̇li̇ - "Peki, sen hangi günün yaprağına kırgınsın sevgili okur?" Sorusunu sindirmeye çalıştım uzun bir süre. Bu nasıl güzel bir sormadır. Sahi, ben acaba hangi günün yaprağına kırgınım Sevgili Yazar. İyi ki var bu yazar.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Haziran 11:45
29

Melih - Eskiden geceler otuz saat sürerdi, şimdilerde iki saat. Bir kahveyi üç saatte içerdik, artık on dakika. İki dakikalık şarkı, bir saat gibi gelirdi dinleyince, şimdi birkaç saniye. Alışkanlıklar değişmiyor aslında; ömür ilerliyor ve artık her şey daha kısa görünüyor gözümüze.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Haziran 16:07
28

Nuray Gönenç - Takılmıyorum hiçbir güne...Yaşadığım her şeye "bu da geçer ya hu"demeyi öğreneli çok uzun zaman oldu.Mutlu günlere de ,mutsuz günlere de takılmıyorum.Onemli olan onlardan ne öğrendiğim...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 21:09
24

Selmatalan - Umutlar hep var. Tesekkurler yeliz hanım. Kaleminize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 13:44
22

Kerim M. - Enfes bir yazı olmuş bu hafta. Her zaman güzeldi ama bu bambaşka. Her kim okursa okusun muhakkak kendisine göre bir şeyler bulabileceği bir yazı. Her kesime hitap ediyor olmak da herkesin harcı değildir yalnız. Bir kez daha fethettiniz gönlümü. Haftalık deşarj durağımız haline geldi yazılarınız. Hep yazın. Başarılarınız devamını dilerim efendim. ??

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 13:27
21

Cengiz Usta. - Olur da:

her daim Özlem ve hasretini çektiğimiz bir durum hayatımızın kaç karesında yakalayabiliriz bilmem

..olmaz da :

hayatın tamamınıa veya birçok tekrarına bu tabloya oturtmak hayalperestlik olur. Kaleminize yüreğinize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 13:23
20

Mevlüt Seyhan - Neden olmasın Yeliz hanım.İnanıyor ve ümit ediyorum ki çok da uzakta değil o bahsettiğiniz,hayalini kurduğunuz anlar ve mekanlar. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Çok güzel bir yazı.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 12:01
19

Dadaş Emicen. - Harika..Çok istifade ettim..Binlerce Teşekkürler...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 11:39
18

A. Rahime - Inşallah dünya o güvenli orman hissini verir kendi yurdumuzda da o güveni daima biz de gelecek nesillerde hissetsin kişisel bir yorum ama benim takıldığım tarih 14 temmuz babamın vefatı. Kalemine sağlı yeliz güzel bir yazı

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 11:15
17

Dilek Osmanoğlu - Zevkle okudum yazını ...Her daim böyle güzel yazıların devamının geleceğini düşünüyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 09:32
10

M.can - Anlatımı çok akıcı bir o kadarda anlamlı.. kaleminize sağlık.. Teşekkürler.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:37
08

Fatma.y - Guzel günler göreceğiz. Aydınlık, çocukların mutlu olduğu, adaletin hiç şaşmadığı,ötekilestirilmeden hem de. Olmaz mi?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:35
07

Mirzaszgn - Kaybolmasını istemedigimiz bütün degerlerin özetini dile getirmissiniz. Yureginize sağlık. Teşekkürler

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:27
04

Çiçek - Uzun zamandır yazılarınızı takip ediyrum. Hepsi birbirinden guzel. Kaleminize sağlık ?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:22
03

Çiçek - Yazınızda eskilere götüren duygulandiran animsatan çok şey oldu tesekkurler..

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:20
02

Merican - Yüreğine kalemine sağlık yeliz hanım. Anlamlı ve sade bir anlatım bu kadar güzel olur

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 01:19