YÜKSELME DÖNEMİ GÜZELLEMESİ

    Ben öğrenciyken Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemindeki zaferlerini dinlemeye bayılırdım. Duraklama ve gerileme dönemindeki yenilgiler ise moralimi bozardı. Tarih öğretmeni oldum. Ders kitaplarından nefret ettim. Çünkü mükemmel devlet, mükemmel bir zaman olmadığını öğrendim. Öğrencilerime tarihi olaylara bakarken bir <<?>> açmalarını öğrettim.

     Bizde tarih adına sadece devletlerin kuruluşları, yıkılışları, savaşları ve antlaşmaları anlatılır. Aynı tarihlerde halkın nasıl yaşadığı, toplumların yaşadığı değişimler, devlet-toplum ilişkileri yok sayılır. Hoş! 36 Osmanlı padişahından sadece üçü beşi anlatılır. Bir Mohaç Savaşı kazanmamışsa hiç değeri yok. Fatih, Yavuz, Selim, Kanuni hatasız atalarımızdır. Üç kıtaya hükmederek biz torunlarını şereflendirmişlerdir.

   Ben hiç övünmüyorum. Bu savaşlarda çekilen acıları daha çok önemsiyorum. Gaza örtüsüne bürünmüş toprak işgallerini takdir etmiyorum. Benim dinim de onaylamıyor. Ayet ‘’Mülk Allah’ındır.’’ derken başkalarının topraklarını nizam-ı alem adına işgal etmenin esas nedeninin güç ve servet kazanmak istediğinden başka bir şey olmadığını biliyorum. Tabii bu zihniyet sadece Müslüman devletlerde yok. İspanyollar ve İngilizler Amerika’yı ele geçirirken ilkel yerlilere medeniyet götürdüklerini iddia ediyorlardı.

     Amerika Irak’ı işgal ederken ‘’ben petrolü istemiyorum’’ diye mi gitti? Ne dedi? ‘’demokrasi götürüyorum’’ dedi.

     İslam, Müslüman’ın Müslüman’la savaşını cinayet sayarken; Fatih, Yavuz, Kanuni, Müslüman devletleri, Safevi (aynı zamanda Türk) Memluk Devleti’ne saldırırken şeyhülislamlar şöyle fetva verdi ‘’Şah İsmail kızılbaştır, yani Müslüman değildir, kafirlere sefer caizdir Memlük Devleti de kafir Safevilerle Osmanlılara karşı birleştiğine göre onlar da kafir sayılır’’diyerek Müslümanları kırarken yaptıklarını meşrulaştırmışlardır. Ders kitaplarına da Memluk Devleti’nin yıkılışına ‘Mısır’ın fethi’’ diye başlık atılır oysa fetih bir beldeyi İslam’a açmak değil midir? Müslümanlaşmış toprakları tekrar İslam’a açmak nasıl fetih olabilir?

   Padişahlarımız, Balkanlar’a nizam-ı alemi götürürken Anadolu’da kan gövdeyi götürüyordu. 2. Bayezid döneminde Şahkulu, Kanuni döneminde Kalenderoğlu isyanlarını devlet çok zor bastırdı. O zamanın ulaşım koşullarını düşünün yüz binleri bulan ordular Avusturya sınırından İran’a koşturup duruyordu. Bu seferlerin giderleri reayanın üstüne bindiriliyordu. Vergiler ağırlaştıkça ağırlaşıyor, yoksul köylü fakirlikten kırılıyordu. Ama bu bir din çatışması değildi. Rejimi değiştirmek ya da devleti yıkmak gibi bir niyetleri yoktu. Sadece daha iyi yaşamak istiyorlardı.

     Devlet ne yaptı? “sizin derdiniz ne?” diye sormak yerine, kan ve şiddet dilini kullandı. Çünkü reaya asla şikayet edemezdi. Vergisini, askerini verecek ve mutlak itaat edecekti.

     600 yıllık geçmişin zaferlerini övünçle anlatırken, devlet-halk ilişkilerini doğru olarak ortaya koyamadığımızdan, geçmişim hatalarıyla yüzleşemiyoruz. Ezberleri yıkamıyoruz. Sorgulayan beyinler, 16. yüzyılda ‘zındık’ sayılırken, bugün de devlet düşmanı damgasını yiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Günay Bozkurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.