OSMANLI DEVLETİ’NDE NİZAM-I ALEM ANLAYIŞI

Nizam-ı alem Arapça bir tamlama olup kolayca anlaşıldığı gibi anlamı aleme düzen vermektir. O kadar iddialı bir tez ki dünya yetmiyor aleme kadar uzanıyor.

     İlk Türk-İslam devletlerine dek izini sürebileceğimiz bu anlayışı en çok Selçuklu tarihçisi Osman Turan işlemiştir.

     Abbasilerden itibaren savaş gücünü kaybeden Arapların yerine Müslümanları koruma görevini Türkler aldı. Moğollar ve Haçlı Seferlerine karşı İslam coğrafyasının koruyuculuğunu irili ufaklı kurulan Türk-İslam devletleri üstlendi. Ne Selçuklu Devletleri ne de sonra gelenler İslam dünyasına düzen getiremediler. 11.yy’da Haçlı Krallıkları 200 yıl varlıklarını sürdürdüler. Yaşadıkları topraklara nizam vermek için Haçlılarla birleşerek birbirlerinden kurtulmanın yollarını aradılar.

   Osmanlı Devleti merkezi bir otorite kurarak kendisini tehdit edecek hiçbir güce izin vermedi. İktidar için babalar oğullarını , kardeşler birbirlerini katlettiler. Üstelik Fatih Sultan Mehmet bu durumu yasa haline getirdi. Devletin bekası, nizam-ı alem gibi savunmalar getirilen kıyımların tek bir gerçek amacı vardı; o da tahta oturan padişahın iktidarını korumak. Kanuni, oğulları Selim ve Bayezit’in taht kavgasında Selim’i destekleyip oğlu ve torunlarını boğdururken devletin bekasına Bayezit’in Selim’den daha çok hizmet etmeyeceğini bilebilir miydi? İşin daha kötü tarafı ulema da bu cinayetleri dinen aklayarak destek verdi.

    Nizam-ı alem adına Osmanlı hanedanı içinden çıktığı Türkmen geleneğine sırt çevirdi. Tek devlet olmak için Anadolu Beyliklerinin topraklarını savaş alanına çevirdi. Osman Beyle gazalara katılan Türkmen beyleri dışlandı. Devlet yönetimine devşirme köleler geçti. Fatih’in Çandarlı Halil Paşa’yı idam ettirmesinden sonra bürokraside Türklerin önü kapandı. Padişah Anadolu halkına güvenmiyordu. Kul statüsünde olan devşirme bürokrasi ve devşirme ordusundan korkmuyordu. Çünkü bu kurumlar itaat ve kulluk üzerine yetiştiriliyordu. Anadolu Türkmenleri adalet, geçim dedikçe devşirmeler tarafından eziliyordu.

    Nizam-ı alem adına başka milletlerin topraklarını kılıçla alırken arkalarında bıraktıkları kaos hiç önemli değildi. Oysa işgal ve istilanın bir ülkeye düzen getirdiği nerde görülmüştü? Bu zihniyet zayıfların karşısındaki kibirden başka bir şey değildi

    İspanyollar, İngilizler Amerika’ya medeniyet götüreceğiz diye kıtadaki yerli nüfusu acımasızca katlederken nizam-ı alemcilerden ne farkları vardı? Amerika’nın Irak’ı işgalinde bir milyona yakın insan öldü. Amerika’nın da nizam-ı alemi Ortadoğu’ya demokrasi getirmekti

   Osmanlı balkanlara nizam-ı alemi götürdüğünü iddia ederken Anadolu isyanlar yüzünden kaos içindeydi. 620 yıl boyunca imparatorluk topraklarında ne isyan ne de savaş bitti. Nitekim Osmanlı’nın sonunu da 20.yy’ın Batılı nizam-ı alemcileri getirdi.

   Keşke bütün dünya devletleri sadece halklarını mutlu etmekle ilgilenseler. Sağa sola saldırıp kaderleri üzerinde hiçbir söz hakları olmayan sivil insanlara acı çektirmeseler. Ama bu keşkeler sadece dilekte kalır. Çünkü dünya hep daha fazla toprak, güç ve zenginlik isteyen Sezarları, Cengizleri, Hitlerleri üretmeye devam edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Günay Bozkurt - Mesaj Gönder

# devlet

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.