CELALİ İSYANLARI: TÜRK HALKININ DİRLİK VE DÜZENLİK KAVGASI

  Celali isyanları ya da Mustafa Akdağ’ın tanımladığı gibi ‘’Büyük Celali Kavgası’’ Yavuz Sultan Selim döneminde 20.000 kadar taraftarıyla ayaklanan alevi önderi Şeyh Celal’e atfen eşkiyalık ve isyan anlamını da taşıyan ayaklanmalara celali isyanı denmiştir.

  Osmanlı Devleti’nin altın çağı olarak kabul edilen Yavuz ve Kanuni döneminde bu ayaklanmaların ayaksesleri duyulmaya başlar. Kalenderoğlu, Baba Zünnun gibi Alevi önderlerinin çıkardığı ayaklanmalar daha çok ideolojik kökenlidir. Alevi-Türkmen halkın yönetimden dışlanmasının bir sonucudur. Yaklaşık 60 yıl süren Celali karışıklıkları ise isyandan çok halkın dirlik düzenlik kavgasıdır. Celali isyanlarını diğer isyanlardan ayıran en önemli özelliği hanedana karşı olmayışıdır. Peki! Devleti karşısına alan bu insanların derdi neydi?

  Yavuz ve Kanuni dönemleri sonu gelmeyen seferler ve yıllarca süren savailarla doludur. Padişah sadece kendini ve başkentini korumakla görevli olan kapıkullarını doyururdu. Bu devşirme ordu 3 ayda bir ulufe adında maaş ve padişahların tahta geçişlerinde ‘’cülus bahşişi’’ alırlardı. Yani sırtlarını devlete dayamış bu ordunun geçimleri garantiydi. Gerçi artan enflasyon onları da sık sık isyan durumuna getirecekti.

   Celali karışıklıklarının temel sebebi toprak sisteminin bozulması ve reayadan alınan ağır vergilerdir. Bu bozulmanın temelinde devletin kendisi vardır. Osmanlı Devleti’nin esas savaş gücünü tımarlı sipahiler oluşturuyordu. Bu askerler devlete ait toprakların vergi geliriyle beslenirdi. Tımar sahibi reaya adındaki köylünün ürettiği her şeyden vergi alır bu vergiyle asker beslerdi. Bu askerin bütün ihtiyaçlarından tımar sahibi sorumluydu. Devletin bu ordu üzerinde ne emeği ne de katkısı vardı. Fetih adı verilen toprak işgalleri durunca devletin gelirleri azaldı. Bunun aksine bürokrasinin lüks tüketim ihtiyacı arttı. Boş kalan hazinenin sıcak paraya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine devlete ait topraklar tımarlı sipahiden alınıp iltizama verilmeye başlandı. Bu sistem şöyleydi; parası olanlar devlete ait toprakların vergilerini devlete para olarak peşin verirlerdi. Parasını verdiği toprağın vergi gelirlerini kendileri toplarlardı. Doğal olarak devlete verdikleri paranın birkaç mislini vergi olarak halktan toplamak durumundaydılar. Günümüzün özelleştirmesine benzeyen bir uygulama şekliydi. Bir zamanlar devletin görevi olan elektrik doğalgaz gibi hizmetler özelleşince nasıl faturalar halkı delirtiyorsa bundan 4-5 asır önce de bu topraklarda aynı sorun yaşanıyordu. Mültezimlerin, beylerbeyi ve sancakbeylerinin vergileriyle ezilen halk yoksullaştıkça yoksullaşıyordu. Yoksullaşan köylü çiftini çubuğunu bırakarak şehirlere göçmeye başladı. Şehirde iş aş bulamayınca eşkıyalığa başladılar. Fakat bu dönem öyle bir dönemdi ki eşkıya kim devletlu kim belli değildi. Süreç içinde ikisi de birbirine dönüşüyordu. Devlet doyurmadığı halkın vergisinin sonu gelmez savaşlarda ise canının peşindeydi.

   Devletin üretim ekonomisi yoktu. Gelir sadece vergi ve talana dayanıyordu. Fetihler durunca talan vergi olarak halka döndü. İşte Celali karışıklıkları bir halkın devletine ‘’artık bittim, elini gırtlağımdan çek’’ deme şeklidir.

   Devlet bu kaosun nedeninin sistemde olduğunu bile bile çare olarak devşirme paşaların demir yumruğuyla bu işi bitirmeye çalıştı. Padişah fermanları ile yüz binlerce yoksul insan isyancı olmasa bile olabilir diye katledildi. Ne sistem düzeldi ne reaya yoksulluktan kurtuldu. Sadece her zamanki gibi halk sindirildi.

   O gün nasıl benim kavgam geçim diyen halk alevi veya asi diye damgalanarak katlediliyorsa ve bugün de devletten hak, adalet insan haklarını iyileştirilmesini isteyen kesimlerin sesleri yine duyulmuyor. 2022’de Kuyucu Murat gibi paşalar yok. İnsan kellelerinden kuleler yapılmıyor. Devletimiz yaram çocuklarını biraz hizaya getiriyor o kadar.

  İnşallah bir gün gelir hiçbir şeyden korkmayan sağlam bir demokrasimiz olur. Bu coğrafyada şiddete dayanmayan her düşünce rahatça kendini ifade etme imkanı bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Günay Bozkurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.