İÇİMİZDEKİ SİMURGA YOLCULUK – 2

Yola devam etmeye karar veren diğer kuşlar, beşinci aşama olan yalnızlık vadisine doğru yola düşmüşler ve bu vadiye ulaştıkları zaman bir kısım kuş, kendi derdine düşmüş. Bencillikle sadece ama sadece kendini düşünmüş burada kuşlar. Acıktıklarında yemeklerini paylaşmamışlar, susadıklarında sularını vermemişler, bir tehlike sezdikleri zaman sadece kendilerini korumuşlar ve sadece kendileri için yaşamaya başlamış kuşlar bu vadide.

            Geriye kalan kuşlar altıncı aşama olan dedikodu vadisine doğru yola çıkmışlar. Buraya geldiklerinde dedikodu yapmaya başlamışlar. Demişler ki: “Simurg aslında çok kötü bir kuş. Gerçi öyle bir kuş da yok bence. Her şey bir masaldan ibaret. Simurg bahsedildiği kadar önemli bir kuş da değil.” İşte bu konuşmalar aralarında yayıla yayıla diğer kuşları da olumsuz etkilemiş ve yine bazı kuşlar bu dedikodulara aldanıp maalesef geri dönmüş.

Geriye kalan kuşlar yedinci aşama ve son aşama olan ‘ego vadisi’ne doğru yola çıkmışlar. İşte bu vadiye ulaştıkları zaman kuşların bazılarına bir haller olmuş. Birbirlerini beğenmez olmuşlar. Birbirlerinin tepelerinden bakar olmuşlar. Kimisi arkadaşına demiş ki: “Kanadın çok çirkin, kuyruğun çok çirkin.” Ve en sonunda birbirlerinden nefret etmişler.

Hatta bazı kuşlar, onlara öncülük eden rehber eden kuşlara gidip: “Sizler bu işi beceremiyorsunuz” demiş. Böylece hem rehber kuşların hem de diğer kuşların akıllarını çelmeye çalışmışlar ve sonunda bir sürü kuş kendini olduğundan farklı görerek bu yolculuktan vazgeçmiş.

            Geriye kalan kuşlar yollarına devam etmişler ve kocaman bir vadiyi geçtikten sonra karşılarında bir dağ görmüşler. İşte bu dağ Kafdağı’ymış ve hepsi heyecanla Simurgu aramaya koyulmuş ama bir zaman sonra anlamışlar ki aslında Simurg diye bir şey yokmuş.

            Simurg’unSi’si Farsça da otuz demektir arkadaşlar. ‘Murg’ ise kuştur. Yani Simurg’u aramak için yola çıkan yüzbinlerce kuştan geriye sadece otuz kuş kalmıştır. Kafdağı’na varabilen otuz kuş ise şu gerçeğin farkına varmış. Aslında Simurg diye bir şey yokmuş. Yani Simurg kendileriymiş. Bu yolculuk, bu arayış kendilerineymiş. Yani gerçek yolculuk daima ve daima kendimize yaptığımız yolculuktur…

            Ben bu hikâyeyi çok seviyorum. Çünkü üzerine çokça düşünülesi bir hikâye bu. Hatta gelin hep birlikte düşünelim. Simurg’un peşine düşen kuşların bu yola çıkarken akıllarında olan tek şey neydi? Bilge kuşu, yani Simurg’u bulmaktı. Çünkü onubuldukları zaman hayatlarındaki bütün problemlerin çözüleceğini, Simurg’un onları bütün kötülüklerden koruyacağını düşünüyorlardı.

İşte biz de hayatta bazen kötü şeyler yaşadığımız zaman birisi gelsin bizi bu kötü durumdan kurtarsın diye bekleriz. Bir kurtarıcı bekleriz. ‘Leyla ile Mecnun’ dizisinin İsmail abisinin o gemiyi beklemesi gibi. O gemi hiç gelmeyecek İsmail abi.

İşte bu yedi vadiyi, bütün vadileri başarıyla geçen otuz kuşun, yani Simurg’un hikâyesi bu. Simurg olmak çok zor. İrademize hâkim olmak, körü körüne bir fikre bağlanmamak, düşünebilen insanlar olmak, kendimize inanmak, ben olabilme cesaretini ve bilincini göstermek, hem de biz olabilme bilincine vakıf olabilmek, egolarımızın kurbanı olmamak. Bunların hepsi birbirinden zor vadiler, zor aşamalar…

Bu hikâyeye aslında analitik psikoloji çerçevesinden bakacak olursak; Kafdağı dediğimiz uzak diyar, bizim alıştığımız, bildiğimiz dünyadan farklı kuralları olan, kendine özgü esrarengiz bir dünya. Kahramanın, yani kuşların gittiği bu yer bizim iç dünyamız. Kafdağı dediğimiz yer, kendi iç dünyamız aslında. Kendi içimizdeki çatışmalarımız, kişiliğimizin zayıf ve güçlü yönlerine doğru bir keşif yolculuğu aslında bu Simurg hikâyesi.

Peki, Simurg biz isek, karşılaştığımız vadileri nasıl geçiyoruz sevgili okur? Biz olabilme, ben olabilme bilinci ile yolumuza devam edebiliyor muyuz? Öyleyse hepimize iyi yolculuklar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# karar

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Semih D. - Bana çok küçükken dinlediğim bir hikayeyi hatırlattınız Yeliz hanım. Kuşların birbirleri ile olan diyaloglarını işleyen bir hikayeydi. Yazılarınıza geçtiğimiz ay tevafuken denk geldim. Dedim ne kadar bizden biri, ne kadar ben gibi biri. Çok mutlu oldum kendim gibi düşünen insanların hala var olduğunu gördüğüm için. Eminim ki yalnız da değilim böyle düşündüğüm için. Sizin gibi insanlarla bir araya gelme platformu gibi bir imkan olmuyor mu acaba? Gazetemizin böyle bir aktivitesi yok mu? Yazarlarıyla bir araya getirme gibi. Sıkı takipçinizim efendim. ??????

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 28 Temmuz 22:56