Bir Kitap: İnsan Özgür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur

İnsan gerçekten düşündüğümüz kadar özgür müdür?

Yoksa her yerde zincire mi vurulmuştur?

Modern yaşamın bizi kendi doğamızdan ve gerçek “özgürlük” ten uzaklaştırdığı aşikar...

“Kölelik” adeta farklı görünümlere bürünmüş durumda... Modern toplumun “Yapay ihtiyaçlarının kölesi” olduğumuzu kim inkar edebilir?

İşte kitabın yazarı Jean-Jacques Rousseeau bütün ömrünü özgürlük ve eşitlik arayışlarına adamış sıra dışı bir düşünürdü...

“İnsan düşünmek, sevmek ve inanmak için dünyaya gelmiştir” diyen Jean- Jacques Rousseau 1712 yılında Cenevre’de dünyaya gelmiş.

Babası Isaac Rousseau Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı’nda 6 yıl saray saatçiliği yapmış. Rousseau’nun Osmanlı sanatına ve kültürüne olan hayranlığı da buradan gelir..

Rousseau aydınlanmacı ve hümanisttir. Onun düşünceleri günümüzün sorunlarına, özgürlük, eşitlik, insan hakları, ekoloji ve çocuk merkezleri eğitim konularına yüzlerce yıl ötesinden ışık tutar.

1789 Fransız Devrimi’nin ilkeleri onun düşüncelerinden esinlenmiştir.

Hatta Napolyon bu büyük etkiyi şöyle dile getirir;

“Rousseau olmasaydı, Fransız devrimi olmazdı”

Düzeni, eşitsizliği ve adaletsizliği cesur biçimde eleştirir. Bununla da yetinmedi, yeni ve insancıl bir toplum düzenin inşası üzerine düşünüp yazdı.

Geleneklere karşı çıktı, Kilise’yi ve Monarşi’yi karşısına aldı.

Rousseau’nun bazı fikirleri...

X- “İnsan iyidir ve yabancı bir şey onu değiştirmedikçe de iyi kalacaktır”

“Doğa durumunda insanlar iki duyguya sahipti:

Kendini Sevme ve Merhamet...

Kendini sevmek;

Bencillik anlamında değildir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılaması ve incinmemesiyle ilgilidir. Kendini sevme, insan dürtülerinin köküdür.

Kendini sevme hissi, daima hem iyi hem de doğaya uygundur. Herkes doğal olarak kendini korumakla görevlidir.  Bu nedenledir ki, insanın üzerine titrediği ilk ve en önemli hırs, kendi benliğini korumak içindir. Zaten insanda kendini sevme hissi olmasaydı kısa zamanda ölüp giderdik. Kendimizi koruyabilmemiz için kendi kendimizi her şeyden fazla sevmemiz gerekir.

Merhamet ise;

Başkalarını incitmeme arzusudur ve doğal bir duygudur; Her bireyin kendisine karşı duyduğu sevginin faaliyetini hafifletip yumuşatarak, bütün türün, karşılıklı olarak, kendini muhafazasına yardım eder. Bizi acı çektiğini gördüklerimizin yardımına, düşünmeden koşturan, bu duygudur.

İlk insanlar modern insana göre vahşiydi, ama merhamet duygusu sayesinde soyluydular. İnsan türünün varlığını sürdürmesi düşüncelere dayalı olsaydı, insan türü çoktan ortadan kalkmış olurdu. Türümüzün devamının altında yatan, işte bu merhamet duygusudur”

X- “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı, insan hakkındaki bilgi gibi görünüyor... İnsanlar kendini tanımaya başlamazlarsa, insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı nasıl bilinebilir?

Özetle doğa, insan yaşamını özgürleştiriyordu. Ancak insanlar topluma girdiğinde eşitsizliklerin yüzünden özgürlüğünü kaybetti. Ayrıca doğa durumunda, insanın erdemli ve iyi doğasını bozacak etkiler yoktu”

X- 1762’de yayınlanan Toplum Sözleşmesi kitabı Rousseau’nun meydan okuyan ünlü şu cümlesiyle başlar;

“İnsan Özgür Doğar. Oysa her yerde zincire vurulmuştur”

Bu Rousseau felsefesinin tek cümle ile özetidir ve şöyle devam eder;

“Uygar insan kölelik içinde doğar, yaşar ve ölür. Doğuşunda bir kundak içinde dirilir; öldüğünde bir tabutun içinde çivilenir. İnsan şeklini koruduğu sürece, kurumlarımız tarafından zincirlenir.

İnsan olmanın temelinde özgür olmak vardır. Doğa durumunda insan kıskanılacak bir özgürlükle kutsanmıştır. Bu özgürlük hem hem fiziksel hem psikolojik boyutları içeriyordu.

Bununla birlikte günümüz insanı gerçek anlamda “özgür” değil. Çünkü modern insan adeta kendi ihtiyaçlarının kölesi olmuştur”

X- “Bir çocuğa uygun olan tek ahlak dersi, hayat boyu öğrenilecek en önemli ders şudur; Asla kimseyi incitme”

X- “Uygar insan tutkularının esiri olduğu için gerçek mutluluğu tatmaz. Gerçek mutluluk, kısa süreli ve eksik sanılan mutluluk değildir.

Gerçek mutluluk ruhta boşluk duygusu uyandırmayan, yeterli, mükemmel ve dolu dolu bir mutluluktur.

Bu kişinin seçimiyle ilgili değildir.

Talihsiz bir insan bile kaderin ya da insanların elinden alamayacağı bir mutluluk telafisi bulabilir.

Bir başka mutluluk kaynağı ise iyilik yapmaktır.

İyilik yapmak insan kalbinin tadabileceği en büyük mutluluktur.

Ayrıca mutluluğu ararken dengede çok önemlidir. Çok sakin ya da çok hareketli olmak değil mutluluğu getiren; onu bize getiren, bu ikilinin dengesidir.

Ne tam bir istirahat, ne çok fazla heyecan gerekir. Gerekli olan sarsıntısı olmayan, kesintisi olmayan sürekli ve ılımlı hareketlerdir”

Kitabın kimliği...

Bir Kitap: İnsan Özgür doğmuştur ama her yerde zincire vurulmuştur

96 sayfalık küçük ebat kitap Destek yayınlarından çıktı. Yayıma hazırlayan Hicran Tülüce oldu.

Kitabın yazarı Jean- Jacques Rousseau’nun düşünceleri, Fransız Devrimi’nin temel ilkelerini etkiledi.

Akıcı bir dille kaleme alınan cep kitabı ebatındaki bu eseri okuduğunuzda Fransız Devrimi’nin ruhunu yakalıyorsunuz. Rasyonel aklın gözden kaçırdığı, hatta bilerek hesaba katmadığı duyguları okurunun önüne sunuyor. Vicdan ve merhameti çok önemseyen bir kitap...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.