Bir Kitap: Hayatın Değeri Uzun Değil, İyi yaşanmasındadır

1533 yılında Fransa’da doğan kitabın yazarı Montaigne tarihin ilk bloggeri (Web sitesi için içerik üreten) olarak tanımlanıyor. Kitabı okurken 500 yıl öncesinden bizlere sesleniyor olduğunu düşünmek şüphesiz heyecan verici...

Felsefeden dine, sosyolojiden psikolojiye, savaştan aşka; insanlara ve dünyaya dair en önemli şeyleri yazılarına konu etmiştir. Kitabın önsözünde yazar şöyle tanımlanıyor; “O yazdıklarıyla aslında dünyanın günlüğünü tutuyordu”

Sanki hemen kulağımızın dibinde fısıldıyormuş gibi yazan ve yazdıkları herkesi ve her şeyi ilgilendiren Montaigne, günümüzde de en çok okunan yazarların başında geliyor...

Kitabın içindeki bazı konu başlıkları ve Montaigne’nin görüşleri şöyle;

Her şeyden önce kendini tanı...

“İnsana düşen en önemli şeylerden biri, ne olduğunu bilmekte dikkatli davranmasıdır. İyi ya da kötü, her iki yanını da aynı hassasiyetle bulup ortaya çıkarmalıdır.

Eğer kendimi iyi ve akıllı biri olarak görüyorsam, bunu çekinmeden söylemeliyim. Kendimi olduğumdan az göstermek tevazu falan değil, tamamen budalalıktır. Aynı zamanda kendine değerinden az paha biçmek de bir tür korkaklıktır”

Nasıl Yaşanır?...

“Öncelikle insanın ele alması gereken şey, kendi ellerinde olandır. Uzanabildiği şeydir yaşamına katkı sağlayan. Ölüm bizim elimizde değil ve kimin elinde olduğunu da bilmiyoruz. Bizim dışımızda bir şeydir ölüm. Çünkü ölüm geldiğinde biz olmayacağız ve bunu da hiç bir zaman bilmeyeceğiz. Ama biz var oldukça ölüm yok demektir. Bu insanı aşan bir durumdur. Bu yüzden dert edinmesi gereken bir konu değildir.

İnsan isterse çok güzel bir yaşam sürebilir, ama önce alışkanlıklarından arınması lazım. Zihnini temizlemeli ve kendini arındırmalı. Ancak böyle rahat yaşam sürebilir”

Önce Dost Olmasını Bil...

“Dostun olsun istiyorsan dost ol. Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur.

Dostluk dediğimiz şey, ruhumuzun bir arada olmasını sağlayan ya da edindiğimiz derin ilişkiler ve yakınlıklardır.

Çok sevdiğim dostumu neden sevdiğimi bana sorarlarsa, yanıtım şöyle olur; O, o idi... Ben de, bendim...”

Mutluluğa Ulaşmak Nasıl Bir Duygu?

“Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, o şeyin tadına varabilmektir.

Sağlığı ve düşüncesi yerinde olmayan biri, hazdan ve mutluluktan bir şey anlamaz. Ruhu pas tutmuş bir insanın hayata bakışı, rengarenk bir ruha sahip olan biriyle aynı mıdır?

Mutluluk önce onu hak edene yoldaş olur.

Peki kimdir mutluluğu hak eden?

Her insanın mutluluğu kendine göredir. Ama ortak olan bir şey var ki, o da herkesi ilgilendirir; dert, mutluluğun pasıdır.

Mutluluk önce mutlu olduğunu bilmekle başlar. Bunun bilincinde olmayan biri mutlu olsa ne fark eder?

Mutluluk insan zihniyle ilgili olduğu kadar, davranışlar ve eylemlerle de ilgilidir.

Eğer mutlu olmak istiyorsanız sınırları ve ölçüleri iyi bilmeniz gerekir. Aksi takdirde mutluluk gelse bile haberiniz olmaz”

 Uzun yaşamak mı iyi yaşamak mı?

“Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Çok uzun yaşamış insanlar vardır, aslında pek az yaşamışlardır. Doya doya yaşamanın yılların çokluğuna değil, kişinin gücüne bağlı olduğunu unutmamalı. Her gün gidilen yere bir gün mutlaka varacaksınız. Ve herkes sizin gittiğiniz yere doğru gidiyor, aynı akışın içinde sürükleniyor.  İnsanla birlikte yaşlanmayan bir şey var mıdır? Öldüğünüz anda binlerce insan, hayvan ve daha başka varlık da ölüyor.

Konu ölüm olunca insanlar maskeyle geziyor. Bu kadar içinde olunan bir şeyi bu kadar görmezden gelmektir varılan sonucu acı kılan. Eğer insan o maskeyi taşımazsa gerçekleri daha net görecektir. Bir maskeyle insanın göreceği şeyler, o maskenin görebildiği şeylerle sınırlıdır. Ayrıca ölümü görmezden gelmemiz durumu değiştirmiyor; zira hepimiz ölümün geçtiği yolun üzerindeyiz”

Sorgulamadan tutkuyla bağlanmak nedir?

“Bir insanın en büyük aptallığı, bir düşünceye, sorgulamadan ve tutkuyla bağlı olmaktır.

Aşırılık en büyük sorunlarımızdan biridir. Bulaştığı her şeyi bir anda işlevsiz hale getiren ve yok eden bir yaklaşımdır, sorgulamadan tutkuyla bağlanmak.

Hayatın her katmanına sızan ve hemen her şeyi bir biçimde zehirleyen bu davranış biçiminin yarattığı rahatsızlığa olan tepki bile, bir şekilde dönüp dolaşıp tepki gösterilen şeyin kendisine bürünüyor. Aşırılığı, aşırılıkla protesto etmek gibi!

Ya çok iyi deriz ya da çok kötü deriz. Bu ikisi de aşırılığın iki ucunu temsil eder. Ortası maalesef pek kullanılmıyor”

Kitabın kimliği...

Bir Kitap: Hayatın Değeri Uzun Değil, İyi yaşanmasındadır

86 sayfalık kitap destek yayınlarından çıktı. Elimdeki kitap 7’nci baskısı. Yayıma hazırlayan Yılmaz Şener oldu. Kitap “Hayatı Doğru Yaşama Rehberi” olarak tanıtılıyor.

“Hayat Nasıl yaşanmalı?” fikri üzerinde duran Montaigne, sosyal yaşamın zihinsel, duygusal ve tepkisel olarak nasıl yaşanması gerektiği yolunda bir düşünüş biçimi ortaya koyuyor...

“Bir şeyin ne kadar büyük ya da küçük olduğu değil, hayat üstünde ne kadar etkili olduğu önemlidir” diyen ünlü yazar hayat üzerinde etkili olan her şeyin daima öncelikli olduğuna sürekli vurgu yapıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.