Kalem Eşkıyası ile toplantıya CHP PM üyesi Akar’dan açıklama…

Salı günkü “Sarıbay, Akar, Tarhan, Hürriyet ve Kalem Eşkıyası…” başlıklı yazıma cevap il Başkanı Cengiz Sarıbay’dan sonra, CHP Parti Meclisi (PM) üyesi ve ilimiz milletvekili Haydar Akar’dan da önceki gün öğleden sonra açıklama geldi. Ertesi günkü(dün) yazımı yazmış olduğum için, Akar’ın açıklamasını ancak bugüne yayınlayabiliyorum.

Akar önceki gün telefonla aradığında “Sadun abi partililerden duyduktan sonra Cengiz’in (Sarıbay’ın) sana verdiği cevabı biraz önce okudum. Sonra senin ilk yazdığın yazıyı okudum ve şimdi arıyorum. Daha önce okumuş olsaydım kesinlikle okur okumaz arardım” dedi. Burada Salı günkü yazımı Perşembe günü mü okuyorsun demek gibi bir nezaketsizlik yapmadım çünkü ana muhalefet partisinin hem parti meclisi üyesi hem de en aktif milletvekili olduğunu biliyordum. Ancak anladığım kadarıyla danışmanı görevini yapmamış. Yoksa “şu yazı çıkmış sizinle ilgili” diye Akar’ın önüne koysaydı, sanırım 3 günlük gecikme olmazdı. Bu konu biraz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimini MİT’ten değil de eniştesinden öğrenmesine benzedi.

Salı günkü yazımı kısaca hatırlatmak istiyorum…

Önce, söz konusu yazımı biraz hatırlatmak istiyorum. Kalem Eşkıyası ile CHP İl Başkanı ve 3 milletvekilinin birlikte yaptıkları toplantının başta CHP çevreleri olmak üzere tartışılmakta olduğunu gördüğüm için tarihe not düşmek adına yazıyı kaleme aldığımı belirttikten sonra; Kalem Eşkıyası’nın devam eden 500 davası bulunduğunu, bugüne kadar biten mahkemelerden aldığı 7 cezanın üzerine, Yargıtay’dan gelecek herhangi bir ceza sonrasında zaten cezaevine gireceğini belirtip, Kılıçdaroğlu’nun huzuruna bile 4’ü bir arada pek çıkmaz iken Kalem Eşkıyası’nın huzuruna beraberce çıkmalarına şaşırmış olduğumu ifade ederek, kendilerine seslenerek “Bu Kalem Eşkıyası’nı kurtarmak istiyorsanız biriniz feragat ediniz de ilk genel seçimlerde milletvekili seçtiriniz bari” demiştim.

Haydar Akar’ın açıklamasını aktarmak istiyorum;

“Sadun abi özellikle yazman için aramıyorum, ama konuyla ilgili olarak senin bilgilenmeni istedim. Benim için önemli olan senin doğruyu bilmen. Abi birincisi: Toplantımız gizli kapaklı bir toplantı değildi. Öyle olsa niye herkesin bulunduğu, herkesin gözü önünde yapalım ki bu toplantıyı. Gizli bir şey konuşacak isek gider bir büroda, bir kimsenin görmediği bir yerde otururduk.

Sadun abi ikincisi şu: Bu toplantıyı ben organize ettim ama G’yi (Kalem Eşkıyası’nın adının baş harfini yazmakla yetineceğim)ben çağırmadım. Abi benim hiçbir gizli saklım olmaz ve konuyu olduğu gibi aktarmak istiyorum. Fatma (Kaplan Hürriyet) ile Tahsin’e (Tarhan) bir yerde hem oturalım dinlenelim, hem de bir şeyler yiyelim dedim. Aynalı’ya oturduk. O arada G’e geldi. Bizimle otururken de Cengiz’i (Sarıbay) aradı. G’e bize önce dedi ki; Size teşekkür ediyorum. Ben de dedim ki; Bak G. Bana teşekkür etme. Ben sana sahip çıkmadım. Senin kara kaşın, kara gözün için yapmadım sahip çıkma işini. Ben kapatılan Bizim Kocaeli Gazetesi ile diğer gazetedeki (Manşet Kocaeli) çalışanlara sahip çıktım. Bu bir siyasi ve partimin politikası gereği sahip çıkmaydı. O nedenle teşekkür etmene gerek yok.

Sadun abi arayışımın ve sana izah etmeyi istediğim üçüncü nokta da şu; Ben G’ile ne arkadaşım, ne dostum, ne de sıkı fıkı biçimde birlikte yemiş içmişliğimiz var. Ben G’nin gazetesi kapanmadan önce o gazeteye giderken Serpil’i (Çolak) arardım o var ise öyle giderdim, yoksa gitmemeye çalışırdım. Ancak o gazete ortamında karşılaştığımız da olurdu. Ben G’nin kurduğu ilişkileri bilmem, yaptığı gazeteciliği tasvip etmem, yaşayışı,anlayışı beni hiç ilgilendirmez. Ama FETÖ’cü olmadığına inanırım. Eğer bir ilişkisi var ise cezasını da çeksin. Mahkemesi tutuksuz devam edecek. Benim ve partimin FETÖ’ye ve FETÖ’cülere bakışımız çok açık ve nettir. G’nin FETÖ’cü olup olmadığına elbette yargı karar verecektir. Yargının vereceği karar benim için geçerli olandır. G, benim umurumda değil, ben sadece işsiz kalan gazetecilere sahip çıkmaya çalıştım. Sadun abi yazında belirttiğin bizim partililerin beni sorgulaması konusuna da açıklık getirmek istiyorum. Az sayıdaki bazı partililerimiz fazla dedikodu yapıyorlar. Onlara senin aracılığınla bir çağrıda bulunmak istiyorum. Benim neyim gizli, hangi ilişkilerim saklı. Neye göre konuşuyorlar”

Ben ne yazmıştım önce onu hatırlatayım: “7-8 CHPli, yazdıklarının hepsi doğru ama az yazmışsın. Bizim milletvekillerinin ne yaptıkları, hangi ilişkilere girdiklerini eksik yazmışsın diyerek eleştirdi”

Sonra Akar’a şöyle devam ettim; “Sayın milletvekilim, Selman Yıldırım’a ihale aldığın hatta Lastik – İş Sendikası’nın sosyal tesisleri ihalesini O’na alanın sen olduğun ve Kalem Eşkıyas’nı da işin içine katarak ortaklık yaptığınız CHP kulislerinde en fazla konuşulan iddia”

Haydar Akar’ın buna yaptığı açıklama özetle şöyleydi: “Sadun abi benim ailemi benden önce tanıyan birisin. Benim aile yapımı biliyorsun. Abi bizim aile kültürümüzde karanlık, hele hele para –pul işleriyle ilgili hiçbir yanlış bulunmaz. Ben ailemden aldığım terbiyemle bugüne kadar yaşadım, bundan sonra da öyle yaşamak temel ilkemdir.

Sadun abi ben Lastik- İş Sendikası Genel başkanı Abdullah Karacan’ı daha yeni tanıdım. DİSK ile bazı eylemlerde birlikte yan yana yürümüşlüğümüz vardır ama hiç tanışmadım. Geçenlerde bir süre sohbet etme imkanım oldu o kadar. Yani Başkanı yeni tanıdım.

Sadun abi Selman’a (Yıldırım) evet ihale aldım doğrudur. Ama o ihaleyi aldığımda ben henüz milletvekili değildim. Selman’a bizim Murat var yeğenim ondan bir iş aldım (Konumuzun da biraz dışına çıktığımız için Murat kim hangi işi aldın diye bir kez daha sormadım. Kaldı ki üstüme de vazife değildi. CHP’de Akar’dan hesap soranlar herhalde tatmin olmuştur). Sadun abi bu isimler zengin bir yaşamın içindeler. Benim etim de butum da belli. Ben kendi yağıyla kavrulan biriyim. Benim yaşamım ile onların yaşamını bazı bizim partililer mukayese yaparlarsa anlarlar her şeyi.

Sadun abi sana söylesinler bizim bazı partililerimiz benim hangi ilişkilerimden şüphe duyuyorlarsa, hepsine alnımın akıyla açıkça cevap vermeye hazırım. Verilmeyecek hiçbir hesabım yok”

Babası Celal Akar’ı 1970’lerde tanıdım…

Arayıp bilgilendirme ihtiyacı duyduğu için Akar’a teşekkür ederek çalışmalarında başarılar dileyip konuşmamızı bitirdim. Kişisel kanaatimi söylemem gerekirse, Akar’ın konuşmalarını samimi bulup inandım. Akar iyi eğitim almış, hem özel sektörde hem de politikada başarılı olmuş kendini iyi yetiştirmiş biri. Gerçek’ten Akar’dan önce çok muhterem bir insan olan babası Celal Akar’ı tanımıştım. 1970’li yıllarda ben CHP İl Gençlik Kolları Yöneticisi Celal abi ise Adliye görevliydi. Benim ve partili diğer arkadaşlar sıkça o yıllarda karakola düşer (Duvarlara CHP’nin ve Ecevit’in yazılarını yazıp, afiş asmaktan) sonra Adliye’ye çıktığımızda Celal abi bize hep yardımcı olurdu. Ayrıca Celal abi Derbentliydi ve o yıllarda Derbent CHP’nin kalesiydi dolayısıyla Derbent’te de çok arkadaşımız vardı ve onlar sayesinde tanımıştık.

Akar’ı Kolaylı ile esnaflara anlattım…

Akar ile konuşmamı ilk olarak gazetedeki arkadaşım Nurettin Kolaylı ile paylaştığım da “Ben Haydar Akar’ı yıllardır tanırım. Sözüne güvenir, inanırım. Ayrıca efendi biridir. Milletvekili olduktan sonra da burnu büyüyenlerden olmadı” diyerek bir Akar değerlendirmesi yaptı. Daha sonra Akar ile sohbetimi 4-5 esnaf arkadaşlarımla paylaştığımda şöyle bir ortak kanaat gözledim; “Haydar Akar çok çalışkan, dürüst, gürcü ama havayı seven biri değil aksine mütevazi ve başarılı iyi de bir CHP milletvekili”

Hürriyet ile Tarhan’ı kamuoyuna havale ediyorum…

Önce Cengiz Sarıbay sonra Haydar Akar’ın anlattıklarından vardığım gerçek ise; Kalem Eşkıyası kamuoyuna kendini yeniden pazarlamak için CHP il başkanı ile milletvekillerini kullanmaya kalktı. Aklı sıra “Ben yıkılmadım bakın ayaktayım. Ana muhalefet partisi bütün gücüyle arkamda” demek istemesiydi. Beni ve kamuoyunu aydınlattıkları için Sarıbay’a ve Akar’a huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum. Toplantıda bulunan ve kendilerini anlatma ihtiyacı his etmeyen CHP milletvekilleri Fatma Kaplan Hürriyet ile Tahsin Tarhan’ı da siz okurların ve konuya vakıf kamuoyunun kanaatlerine havale ediyorum.

Ayrıca Tarhan’ın kıblesi para olan Kalem Eşkıyası’nın kurmak istediği internet sitesine sosyal medya üzerinden verdiği desteği işadamı mı, yoksa milletvekili şapkasıyla mı yaptığını anlayamamakla birlikte kendisine mübarek olmasını temenni ettiğimi belirtmeden geçemem.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?