BEŞİKTAŞ TA BAYRAM

Sevgili okurlarım; Beşiktaş’ı bilenler bilir; Eskiden tranvay caddesi denilen caddeden, Ihlamur Sarayı’na kadar semti ortadan bölen ana bir cadde vardı.

Bu cadde de her cumartesi günü yüzlerce tezgahın kurulduğu, binlerce insanın alış veriş yaptığı muhteşem meşhur cumartesi pazarı bulunurdu.  

Bu semt pazarına İstanbul'un çeşitli ilçelerinden insanlar akın akın gelir alış veriş yaparlardı.

Bayrama on gün kala bu cadde şekil değiştirir, kurbanlık satış alanına dönerdi.

Bu alanlarda daha ziyade küçükbaş hayvanların satışı yapılırdı. O zamanlar Beşiktaş’ta fazla Karadenizli olmadığından büyükbaş satışı fazla olmazdı.

Genel olarak doğu illerimizden, özellikle Erzurum, Erzincan, Kars, Van’dan  gelen büyük yağ depolu kuyruklarıyla dikkati çeken Mor Karaman Koyunu.

Batıda Eskişehir ve Kütahya’dan başlayarak Sivas’a kadar olan bölgeden gelen daha ufak kuyruklu fakat kendine haz kokul eti olan Ak Karaman Koyunu.

Sakarya nehrinden başlayıp, Ege kıyılarına kadar uzanan bölgeden gelen, Beşiktaş halkının Karaman Koyununa tercih ettikleri, Dağlıç Koyunu ile

Marmara’nın güney doğusu iller ve Trakya’dan gelen Kıvırcık Koyunu tercih edilirdi.

Beşiktaşlı için ufak kuyruklu kıvırcık denildi mi? Akan sular dururdu zaten.

Cadde üzerinde saman balyalarıyla ayrılmış alanlarda çobanları başında, ayrı ayrı sürüler bulunurdu, sürü sahipleri ayrıydı, genellikle satışı ve pazarlığı onlar yaparlardı. Rahmetli babam ve ağabeyim ile pazardaki sürüleri tek tek dolaşır, anlıyormuş gibi, ellerimiz koyunun sırtına koyar semizliğini yoklardık.

En sonunda gözümüze kestirdiğimiz kurbanlık için sıkı pazarlık başlardı eller sıkılır uzun uzun sallanırdı. Ta ki son fiyat ağızdan çıkıp teyit edilene kadar sıkılan eller sallanırdı.

Anlaşma sağlanıp eller çözüldüğünde kurbanı parası ödenir, sıra taşınmasına gelirdi, koyunun sürüden ayrılması zordu, sürüklemek gerekirdi ama onu da hiç kimse yapmazdı. Zaten anlaşmanın olmasını izleyen kurban taşıyıcıları yanı başımızda beklerlerdi. Usta elleri ile kurbanın her iki ön ve arka ayaklarını diz kapaklarından oyluk kısmına kadar olan bölümlerini birbirlerini bitiştirip itina ile bağlar, tıpkı bir küfenin meşin askıları şeklinde sırtına alır evin yolunu tutardık.

Kurbanı arifeden önce veya arife günü alıp evin bahçesinde misafir etme ona iyi davranmak ve hoş tutmak gerekirdi. Arpayı ve suyu fazla kaçırmadan bir miktar yeşillik vermek faydalıydı.

Aslında kurban bayramlarında aklımdan çıkmayan kurbanlıkların sabahlara kadar melemeleriydi. Komşularımızın kurbanlıkları ile sanki konuşuyor gibiydiler.

Bu kadarla da kalmazdı aslında hüzün doluydu bizler için kurban bayramı;

Sabah rahmetli babam, ağabeyim ve ben Beşiktaş Şenlik Dede camisine bayram namazına gider, cemaat ile bayramlaştıktan sonra bayram sabahı kahvaltısını kısa tutar iş girişirdik.

İlk iş rahmetli annemin, kurbanın gözünü kapamak ve kurbanın ayağını kesmemesi için ip yerine kullanması gereken, hiç kullanılmamış beyaz bir patiskadan hazırlamış olduğu bezleri bizlere verirdi.

Bahçeye indiğimizde ne yapacağımızı şaşırırdık, şefkat ile kurbana sarılır sever okşardık, bir şeyler yedirip su verirdik. Rahmetli babam bizden daha beter yufka yürekliydi, ailesi için kurbanı kesecek olanı vekili tayin eder, kurban kesildikten sonra gelirdi.

Mutfaktaki hazırlıklar ve evdeki organizasyonu rahmetli annem yapar, bahçedeki hazırlıklar ise bizlere düşerdi.

Sevgili ağabeyim elindeki keser ile erik ağacının yakınında derin bir çukur kazar. Sevgili ablam kurbanın gözünü bağlayıp, güzel koku salan öd ağacını yakardı. Ben de kurbanı sever okşardım. Dualar ile kurban kesilirken hepimiz arkamızı döner kurbanın kısık sesini duyardık yalnız.

Kurbanın derisi zedelenmeden muntazam bir şekilde soyulduktan sonra önceden tedarik ettiğimiz tuz ile tabaklanır, hayır kurumlarına verilmek üzere ayrı bir tarafa bırakılırdı. Askıya alınan kurban usulüne göre dağıtılacak parçalara ayrıldıktan sonra, rahmetli annemin önceden hazırladığı pırıl pırıl kalaylı tepsiler ile yukarı kata taşırdık.Daha sonra belirlenen listeye göre etler ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı.

Bayramın birinci günü ziyaretler yapılmaz tatlı koşuşturmalar ardında akşam yatacak yerimizi yorgunluktan bilemezdik.

Evet değerli okurlarım, o zamanlar Beşiktaş'ta  bahçesi ve evin içinde kuyusu olmayan ev yok gibiydi, kurbanlar bahçede kesilir, temizlikler kuyularımızdan çekilen tertemiz buz gibi sular ile yapılırdı.

Ama zamanımızda Beşiktaş'ta bahçesi olan ev kalmadığı gibi kurban farzını yerine getirecek imkanlarda kalmamıştır. Bu nedenlerden allah hayır kurumlarımızın eksikliklerin göstermesin. Kızılay , silahlı kuvvetler ve bunun  gibi hayır kurumlarına verilen vekaletler ile kurban farzını yerine getirildiği için, bu gün çekilen özleme değinmekten başka çare yoktur sanırım. Daha anlatılacak çok güzellikler var ama bu kadarla bile inşallah köşemizi taşırmamışızdır sanırım.

Bu vesileyle, Kurban Bayramınızı kutlar, ailenizle birlikte sevgi, saygı dolu, huzurlu, mutlu ve sıhhatli günler geçirmenizi dilerim.

Sevgilerimle,

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Erimiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?