Her 1 Mayıs günü gelince 1977’deki katliamı hatırlıyorum…

1 Mayıs Bayramı kutlamalarına 1977’de Taksim meydanında katılarak 34 kişinin öldüğü güne tanıklık etmiş olduğumdan dolayı o günü hala unutamıyorum...

Ben de Kazancı Yokuşu'ndan şans eseri kurtulan biriydim... Allahın bana lütuf ettiği bir hayat varmış diye düşünmüştüm o yıllarda...

1 Mayıs 1977 Taksim mitingi çok kötü bir gün olarak hiç belleğimden silinmedi…

Aradan 40 yıl geçmiş olmasına rağmen, inanın o gün yaşadığım acıları ömrümün sonuna kadar asla unutamam... 1 Mayıs İşçi Bayramı yaklaşırken 1977'de yaşadığım kanlı 1Mayıs'ın görüntüleri hala geceleri karabasan gibi rüyalarıma giriyor...

O günün acısını, psikolojisini, her yıl bir kez daha yaşamaktan kurtulabilmiş değilim…

Çünkü; Ölümden kıl payı kurtulmuştum ama 34 kişi ölmüş(ezilmekten dolayı) veya öldürülmüştü(katilleri hala bulunamadı)...

1 Mayıs 1977 günü

gergin başlamıştı…

Olaylar çıkınca Kocaeli’nden birlikte gittiğim arkadaşlarla beraber yaklaşık 25 (en fazla ölüm burada olmuştu) kişinin öldüğü Kazancı Yokuşu’na(diğerlerini ya panzerler ezmiş ya da kurşunlara hedef olmuşlardı) sürüklenmiştik…

Kazancı Yokuşu’nda ölenlerin çoğunluğu ezilmişti.

1 Mayıs 1977 günü gergin başlamıştı…

Türkiye Sol’u paramparçaydı…

Hatta birbirlerinin canına kıyacak kadar derin çelişkiler içindeydiler…

Çin yanlısı Halkın Kurtuluşu ve PDA grupları, Sovyetler Birliği yanlısı TKP ve Arnavutluk’a yakın siyasi gruplar adeta kanlı bıçaklıydı…

Dev Genç hareketi ise bunların dışında olup daha bağımsız politikalar üretirken Türkiye Sol Hareketi’nin içinde bulunduğu bu kaostan kendini kurtaramıyordu…

Türkiye Sol’u tam bir kaos içindeydi…

1 Mayıs günü bu etkinlik öncesinde başlayan olaylarla Taksim Meydanı’na yansımıştı… Taksim Meydanı’na çıkan sokaklarda sol gruplar arasında ufak tefek çatışmalar çıktığının haberleri geliyordu biz alanda bulananların kulağına.

Öyle bir siyasi hava vardı ki, bütün sol gruplar birbirleriyle çatışır durumda iken dışarıdan kontrgerilla veya o günün derin devleti tarafından Taksim Meydanı’ndaki Sular İdaresi üzerinden uzun menzilli silahlarla ateş açılması uzun zaman hatırlanmadı ve ‘Sol örgütler birbirini vurdu’ yönündeki genel kanaatler egemen oldu ülkemize…

Bu, kuşkusuz o yıllardaki devrimci hareketin en büyük zafiyetiydi…

1 Mayıs 1977’ye gelinirken işçi sınıfına daha çok öğrenci gençlikten oluşan siyasi gruplar önderlik yarışı içinde bulunuyordu…

Dolayısıyla 1977’nin 1 Mayıs’ı işçi sınıfına önderlik ettiğini iddia eden grupların mücadele veya gövde gösterisi alanına dönüşmüş ve bayramı kutlamak isteyen işçilerin çok büyük bir bölümünün bunlardan haberi bile bulunmuyordu…

Ölümün soğuk nefesini

çok yakından hissettim…

Taksim meydanı yaklaşık 500 bin kişi ile dolmuştu(Böylesi kalabalık o güne kadar hiç toplanmamıştı) ama benim içimde o gün garip bir his vardı… Biraz korku, biraz endişe hepsi iç içeydi…

Maalesef yanılmadım…

Konuşmalar başlamış Taksim Meydanı tam bir şölen alanı gibiydi…

Kim konuşuyordu hatırlayamıyorum. Taksim Meydanı’nın Batı yönünde bulunan ve Sular İdaresi olarak bilinen merkezin duvarları üzerinden silah atışları başladı…

Muazzam büyük kitle, adeta sele kapılmış gibi dalgalanmaya başladığında meydandaki bir elektrik direğine sarılmakta buldum çareyi…

Olası mı oraya tutunabilmek?...

İnsan seli beni 100 metre arkamızdaki Kazancı Yokuşu’na sürükledi…

Önden sürüklenen arkadaşlar kurşunlara hedef olunca ve parke taşlarına takılarak düşünce altımızda onlarca insanın bulunduğu bir insan barikatı oluştu… Yakın bir arkadaşımla göğüs - göğüse sıkıştık ama altımızda bulunan ve üzerlerine bastığımız arkadaşların canhıraş sesleri ve yardım isteklerine hiç yanıt veremiyorduk… Biz onların üzerinde iken göğüs – göğüse sıkıştığımız arkadaşımla ölümün soğuk nefesini rahatlıkla hissediyorduk… Arkadaşım benden kısa olduğu için sararan yüzünü görünce ona kendimce nefes alma mesafesi sağlamaya çalıştım... Ama ben de ne kadar dayanabilirim ve bunun sonunda ölüme varabileceğimi kabul ederek Allah'tan yardım diliyordum... Düşünebiliyor musunuz hepimiz arkadaşlarımızın üzerine basarak ayaktayız ve ölüme çok yakın olduğumuzu da his ediyoruz… Peki o kadar sıkışıklıktan üzerlerine basmak durumunda kaldığımız arkadaşlar ne yapabilirlerdi ki?... Bazılarının "Ne olur elimizi tutup bizi yukarı çekin” feryatları hala kulaklarımda çınlıyor... Ne kadar sürdü hatırlayamıyorum ama o süre saatler gibi geldi…

Eczanenin camları kırılmasıydı

biz de sıkışarak can verecektik...

Kazancı Yokuşu’nun hemen sağ tarafında bulunan bir eczanenin camları kırılınca sıkışıklık, oraya doluşan arkadaşlarımız sayesinde azaldı ve arkadaşlarımızın üzerine basarak verdiğimiz ölüm – kalım mücadelesi bitmiş oldu…

Biz o sıkışık halde ölümün soğuk nefesini hissederken üzerimizden kurşun yağmuru geçiyordu... Kazancı Yokuşu’nun sol tarafında bulunan 5 yıldızla otelin ikinci katındaki balkondan üzerimize ateş ediliyordu…

Kitlenin sıkışıklığı dağılınca ve oradan kurtulmak isterken üzerlerine basmamak için özel çaba sarf ettiğim arkadaşların öldüğünü fark ettim… Onların üzerine basmamak adına adeta sekerek oradan kurtulmaya çalıştığımı hala unutamıyorum… Kiminde kurşun yarası, kiminde ezilmekten kaynaklanan kulak ve burunlarından kanlar akmakta ve cansız biçimde yatıyorlardı…

Biz sağ kalıp İzmit’e dönmüştük…

Çok acıydı…

Anlattıklarım yaşadıklarımın yüzde biridir…

Hala zaman zaman rüyalarıma girmektedir…

Böylesi bir acıyı, böylesi bir ‘kara günü’ Allah bir daha ülkemizin işçi sınıfına ve devrimcilerini göstermesin…

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutluyorum…

1 Mayıs 1977 günü ölen 34 kişiye Allahtan rahmet geride kalanları ile sevdikleri dostlarına ve ülkemizin tüm devrimcilerine bir kez daha başsağlığı diliyorum…

Diliyorum yarın ki 1 Mayıs törenleri ülkemizin her yanında ve kentimizde işçi sınıfının sağduyusuna yakışır biçimde huzur içinde kutlanır…

İşçi sınıfının bu tek ve en büyük bayramı 1 Mayıs’ı kutluyor başarılar diliyorum...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?