15 Temmuz darbe girişimini Kurtuluş Savaşına benzetmek…

Okullar açılırken 15 Temmuz darbe girişiminin ilk derste anlatılmasını, yapılması gereken doğru bir iş olarak gördüm. Yeni nesil ve genç kuşaklar 15 Temmuz’u iyi bilmelidirler. Çünkü yarınlarda demokrasiye sahip çıkma görevi onların olacaktır.

Okulların açıldığı günün sabahında bir okulumuzun önünde öğrencilere yapılan anlatımı 5 dakika kadar dinledim. Merak ediyordum nasıl anlatıldığını. Bu kadar süre içinde edindiğim ilk izlenim olumlu oldu. Konuşan her kim ise 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesi için halkın verdiği mücadelenin önemine vurgu yapmak için Dumlupınar Meydan Muharebesi ve Çanakkale Savaşı’nı örnek verdi. Her iki savaş da Milli (Ulusal) Kurtuluş mücadelemizin önemli mihenk taşlarıydı. Dumlupınar ile Çanakkale olmasaydı Kurtuluş savaşını kazanmamız mümkün olmayabilirdi.

Darbe girişimi ya başarılı olsaydı…

Darbe başarılı olsaydı, demokrasi bitmiş olacaktı. Binlerce ki bu rakam milyonları bulabilirdi; insanımız infaz edilirdi. Dinimiz elden gider FETÖ liderinin tanzim ettiği bir din anlayışı ile ülkemiz yönetiliyor olacaktı. İşte bu acılar yaşanmasın, ülkemiz demokrasiden uzaklaşmasın, hak, hukuk ve adaletin var olduğu Cumhuriyet rejimi çökertilmesin diye halk sokağa çıktı ve darbecileri ezip, geçti. Hayal bile edemeyeceğimiz daha pek çok acı yaşayacak, ülkemiz, halkımız perişan olacaktı. Suriye’den Irak’tan beter olacaktık. İç savaş çıkartıp insanlarımızı birbirine kırdıracaklardı. Ayakta kalanları da yok edeceklerdi. İşte darbecilere karşı verilen mücadele bunlar olmasın diye verilmiş, bir demokrasi savaşıydı.

15 Temmuz 2. Kurtuluş savaşı mı?

Bazı çevrelerin 15 Temmuz darbe girişimine karşı verilen mücadeleyi, ikinci Milli Kurtuluş Savaşı olarak tanımlayıp, yorumlamalarına katılmıyorum. Darbe girişimine karşı verilen mücadeleyi, Milli Mücadele ile eş değerde görmek, Milli Kurtuluş Savaşımızın önemini, büyüklüğünü, anlamını hafifletebilir diye korkarım. 15 Temmuz’un önemine vurgu yapma yarışına girmek yerine, doğru anlam yüklemeye mecbur olduğumuzu düşünüyorum.  15 Temmuz’un önemini anlatabilmek için Milli Kurtuluş Savaşı’na benzeterek çok yukarılara çekmeye çalışma gayretinin 15 Temmuz’a bir faydası olmaz. Bir olguya gerçek anlamından daha büyük bir anlam yüklemeye kalkarsanız, o anlam o olgunun üzerine oturmaz. Dolayısıyla özenle savunmamız, göz bebeğimiz gibi korumamız gereken 15 Temmuz gerçeğine hiç hak etmediği biçimde haksızlık da yapmış oluruz.

242 demokrasi şehidimiz yüzlerce gazimiz var. Ödenen bedel büyük. Verilen mücadele ise tam anlamıyla olağanüstü denilebilecek boyutlarda. Bunları saygıyla, minnetle anmak, koruyup, kollamak, baş tacımız olarak görmek bu ülkeyi, bu halkı seven hepimizin birinci görevi olmalıdır. İşte bu gerekçelerle ben 17 Temmuz’un şanlı mücadelesini, ikinci Milli Kurtuluş Savaşımız olarak tanımlanmasına doğru bulmadığımı vurgulamak isterim. Biri vatanımızın kurtuluş savaşı, diğeri demokrasimizin kurtuluş savaşıdır. Vatanımız kurtulmuş olmasaydı, biz zaten demokrasiden söz edemeyecektik ve dolayısıyla kurtaracağımız bir demokrasimiz de olmamış olacaktı.

CHP Milletvekili Hürriyet’en

bu kez yazılı açıklama geldi…

CHP Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in yazımla ilgili olarak telefonda aktardıklarını dün yayınladım. Eğer yazılı açıklaması 16. 10’a kadar gecikmeseydi ikisini bir arada yayınlayacaktım. Ancak bugün gazetecilik anlayışımın gereğini yaparak yazdığı açıklamanın tam metnini noktasına, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Ben hiç yorum yapmayacağım. Telefondaki üslup ile 24 saat sonra yaptığı yazılı açıklamadaki üslup arasındaki farkın takdirini elbette en iyi CHP’liler sonra da genel kamuoyu yapacaktır.

Ayrıca küçük bir notu aktarmak isterim. Sayın milletvekili, partililerin bana gönderdikleri ve yayınlamadığım fotoğraflarda eski avukatlık büronuzda bulunan tabelada durduğu görünen isminiz hakkında; “Milletvekili seçildikten sonra çok sevdiğim mesleğime ara verdim. Yani bir yıldır avukatlık yapmıyorum” açıklamanızın partililer nezdinde inandırıcı bulunmadığını üzülerek hatırlatmak isterim.

Sayın Sadun ÇETİN,

Gazetenizde yayınlanan ve konu olduğumuz “CHP Milletvekili Hürriyet nereye koşuyor” başlıklı köşe yazınız bu güne kadar darbe ve cemaat/terör örgütü yapılanmaları karşısında net duruşu olan şahsım ve partimiz açısından yanlış, haksız ve asılsız algılamalara sebep olmaktadır. Söz konusu köşenizde tarafıma yönelttiğiniz iddialar tamamen asılsız ve mesnetsizdir. Hakkımda düşündüklerinizi acımasızca taşıdığınız köşenizi büyük bir üzüntüyle okumuş bulunmaktayım.

Habere konu olan Kandıra Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda partililerimizle gerçekleştirdiğimiz ziyaret sadece FETÖ/PDY yapılanmasına destek verdiği iddia edilen kişilere özel bir ziyaret değildir. Partimizin Genel Merkezinin talimatıyla yurt genelinde ve Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli İl Başkanlığı tarafından düzenlenerek dört gün boyunca devam eden, cezaevinde yatan tüm tutuklu ve hükümlü ailelerine yönelik olan bayram ziyareti programıdır. Sizin de bildiğiniz gibi bizler örgütlerinin hizmetinde partilileriz. İl Örgütü, Milletvekilimiz Haydar Akar ve bana ayrı bir ziyaret takvimi çıkartmış olup benim ziyaret günümü de Cumartesi olarak belirlemişlerdir.

Benim ziyaret ettiğim gün açık görüş günü olduğundan hem kader mahkumlarının, hem de FETÖ/PDY iddiasıyla tutuklu bulunanların aileleri ziyarete gelmişlerdir. Bizler orada hiçbir ayrım yapmadan tüm tutuklu aileleriyle bayramlaşıp, sorunlarını dinleme nezaketinde bulunduk. Orada bizi görerek, yanımıza gelen kimseyi geri çevirmedik. Kaldı ki FETÖ/PDY iddiasıyla tutuklu ikiyüz kişi, adi suçlardan tutuklu ve hükümlü ise ikibinbeşyüzden fazla kişi bu cezaevinde bulunmaktadır. Kimlerin ailelerinin ziyarete geleceğini önceden bilmemiz de mümkün değildir.

Mahkum ve tutuklularla hapishane koşullarını da konuştuk, koğuşların durumlarını da. Çocukları, torunları, kardeşleri, eşleri, babaları adi suçlardan dolayı cezaevinde bulunan çok sayıda hükümlü ve tutuklu yakınlarının gerek cezaevi koşulları ile ilgili şikayetleri, gerekse dosyaları üzerindeki hukuki yardım talepleri dikkatle dinlenilmiş ve not edilip yardım edilmeye çalışılmıştır.

Şunu da belirtmek isteriz ki; bizler ne savcıyız, ne de hakim. Hiçbir zaman da insanları dinlemeden, bir yargı belirtecek kadar da insafsız olmadık. Ve sizlerin dediği gibi herhangi bir hesabın içerisinde bulunarak insanların acılarından beslenecek kadar da vicdansız olmadık, olmayacağız da. Kaldı ki milletvekili olduktan sonra çok büyük mücadeleyle ve zorluklarla okuyarak sahip olduğum, çok severek yaptığım mesleğime fiilen ara vermek durumunda kaldım. Meslektaşlarıma haksızlık olmaması için milletvekilliği süresince benden hukuki yardım isteyen vatandaşları bile baro başkanlığına yönlendirdim ve oradan tavsiye almalarını söyledim. Bir hesabın olduğunu iddia etmek çok saygı duyduğum mesleğime büyük hakarettir.

Bizlerin her zaman savunduğu gibi, malum FETÖ terör yapılaşmasının ve tüm cemaat/tarikat yapılaşmalarının içine kim bulaşmışsa temizlenmesini destekliyoruz, fakat bu temizliğin cadı avına dönüşmemesi, kimin haklı kimin haksız bunun belirlenmesi, kurunun yanında yaşın yanmaması için dosyaların iyi incelenmesi gerektiğini savunuyoruz.

Yargıya güvenin yerlerde süründüğü bir ülkede, adaletsizliklerin yaşanmaması için mücadele edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi şikayetleri öğrenip mağduriyetleri gidermek için köprü işlevi üstlenmiştir. Şikayetleri inceleyecek olan ve milletvekillerimizden oluşan uzman ekip, elle tutulur olanları Başbakanlık yetkililerine iletecektir. Bizler de aldığımız bu notları, milletvekili arkadaşlarımıza iletecek ve varsa yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için çalışacağız.

Ülkemizde barış içinde bir arada yaşama iradesinin, eşit, özgür ve adil bir geleceğin savunucusu olduğumuzu bir kez daha hatırlatır, toplumun tüm kesimlerinden suça bulaşmamış mazlum ve mağdur yurttaşlarımızın yanında yer almaya devam edeceğimizi siz gazetenize ve gazetenizin çalışanlarına saygıyla duyururuz.

Saygılarımla,

Av. Fatma KAPLAN HÜRRİYET

CHP Kocaeli Milletvekili

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?