CHP ve Kılıçdaroğlu’nun iki ateş arasında kalması…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir yandan Başbakan Binali Yıldırım ile FETÖ mücadelesi, mağduriyetler ve KHK’lar konusunda görüşürken diğer yandan Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor “bu ne büyük çelişki” diye eleştirenlere bütünüyle katılmıyorum.

Elbette eleştirilerini yapacak eleştirilerine kulak verilmezse de AYM’ye gidecek ve elbette Başbakan ile görüşecek ve bu görüşme yolu ile gördüğü eksiklerin, yanlışların, hataların uyarılarını yaparak medeni ilişkilerle çözüm aramaya çalışacak. Ancak sertleşmesine, eleştiri düzeyini düşürüp Yenikapı Ruhu öncesine dönme gayreti içinde olduğu izlenimini yaratmamalıdır diye düşünmekteyim. Aslında Kılıçdaroğlu parti içinden ve partiye yakın çevrelerden iki yönden yaylım ateşine tutuluyor. O nedenle işi zor.

“Yenikapı Ruhu diye bir şey yok”…

Birinci yönden atış yapanlar; “Yenikapı Ruhu diye bir şey yok. CHP ana muhalefettir ve bunun gereğini yapmalıdır.  Siyasi iktidarın dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın totaliter rejim kurma hayalini bozmak için mücadele etmesi en önemli görevidir. Siyasi iktidar, darbe girişiminde bulunan bütün FETÖ’cüleri devletten temizliyoruz diyerek bütün muhalifleri  tutukluyor. Amacı muhalefeti susturmaktır. CHP bu oyuna gelmemeli, AKP’ye ve Erdoğan’a koltuk değneği olmamalı aksine daha fazla mücadele etmelidir.” şeklinde özetlenecek eleştirilerle çok sert bir kampanya yürütüyorlar.

“Yenikapı Ruhu’nu bozan olmamalıyız”

İkinci yönde bulunup eleştirenler ise

; “Yenikapı Ruhu’nu bozan biz olmamalıyız. Çünkü demokrasi yaşamımızın çok önemli bir virajıdır. Bu viraj halkın mücadelesi ile kazanılmıştır. Yenikapı Ruhu’na verilen desteğin yüzde:80-90’lar seviyesinde olduğu unutulmamalıyız. FETÖ ile dans eden, FETÖ malzemelerini bugüne kadar kullanmış olarak zaten eleştiriliyoruz. Şimdi de bu yapı ile yapılan mücadeleye yeterince destek vermeyen hatta koruyan, kollayan bir parti pozisyonuna düşmemeliyiz” mealinde ifadelerle Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler, birincilere nazaran daha yumuşak bir kampanya sürdürüyorlar.

Kılıçdaroğlu iki ateş arasına sıkıştı…

İşte bu iki kutup arasında sıkışıp kalan Kılıçdaroğlu, bazen birinci grupta yer alanların etkisinde kalarak “Yenikapı Ruhunu bozdu” algısını oluşturacak tavırlarda, söylemlerde bulunuyor. Bazen ise ikincilerin etkisinde kalarak Başbakan ile görüşmeler yoluyla eleştirilerini aktarıp, FETÖ ile yapılacak mücadelede dikkat edilmesi gereken uyarıları yapıyor. Belki böylesi, CHP’nin kendi içindeki düşünce özgürlüğü anlayışını nasıl koruduğuna örnek olarak kabul edilebilir. Doğrusu da bu aslında. Ancak kamuoyunda Kılıçdaroğlu’nun gidip-geldiği ve her an Yenikapı Ruhu’nu bozmak için fırsat kollayan bir CHP imajı oluşturduğu da maalesef bir gerçektir. Burada yapılması gereken CHP Genel Başkanı Kemal kılıçdaroğlu’na milletvekillerinin, parti örgütlerinin sahiplenerek, ortak ve aynı dili konuşmaları gerektiğidir.

CHP hem eleştirecek hem de hiç tereddütte mahal bırakmayacak biçimde, FETÖ ile yürütülen mücadeleyi akıllı, doğru ve etkin ama kesinlikle hukuki temelden hiç ayrılmadan sürdürülmesine destek vermeli, bunu yaparken de haksızlıkların önlenmesi için gözetim, denetim, sorgulama görevini de devam ettirmeli diye düşünmekteyim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?