12 Eylül 1980 darbesini unutmak mümkün değil…

12 Eylül askeri darbesi olduğunda Ankara’daydım…

Ankara’da AÜ - SBF – BYYO’da gazetecilik – televizyonculuk okuyordum…

TBMM’ye yakın Bestekar Sokak içindeki Gaye Apartmanı’nın zemin katında İzmit’li arkadaşlarla bekar – öğrenci evinde kalıyorduk…

Sınav dönemi olduğu için geceleri ders çalışıyor ve radyo dinlemiyorduk…

Evimizde televizyon da yoktu…

Sabah kahvaltısını hazırlama görevinde sıra bendeydi…

Sabahın 07. 30’unda 100 metre kadar ilerimizde bulunan bakkala alış – veriş yapmak için çıktığımda ortalıkta bir gariplik olduğunu kısa bir sürede fark ettim…

Sokağımızda diğer günler işlerine giden onlarca özel aracın park halinde olduğunu görmekle birlikte bütün evlerin camları açık biçimde Hasan Mutlucan’ın kahramanlık türkülerini dinleyerek bakkalımıza vardım…

Baktım kapalı…

Geri dönüp hemen arkadaşlarımı uyandırdıktan sonra radyomuzu açtık…

15 dakikada bir verilen şu anons duyduk Kenan Evren’in sesiyle ve özetle şöyle diyordu: “Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri altında ülkemizin yönetimine el koymuştur… Yapılacak çağrılara uyarak evden çıkmamanız bir sonraki emire kadar geçerlidir”…

Darbe olduğunu böyle anladık…

Aradan 34 yıl geçmesine rağmen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin sabahında ve sonrasında yaşadıklarımı hiç ama hiç unutamadım…

12 Eylül darbesi eşittir işkence 

ve faili meçhul cinayetlerdir…

12 Eylül 1980 askeri darbesi işkence, zulüm, eziyet ve yüzlerce faili meçhul cinayet anlamına gelmektedir…

Ekonomik olarak da bu dönemde zengin olanlar veya  var olan zenginliklerini ikiye – üçe katlayanlar oldu…

Halk ise ezildi…

Muhalifler ya işkenceye gönderildi ya da toplumdan soyutlanması için kırmızı işaret konularak ezildi, biçildi...

Askere giden sürgün yedi(benim gibi)…

İş arayanlara bütün devlet daireleri kapatıldı…

Ticaret yapmak isteyenlerin önleri kesildi…

Toplumun içine girip yeni yaşam kurmaları yasaklandı…

Bu bütün solcu veya sağcıları etkiledi…

Düşünmeyen, sağ – sol gibi kavramlardan uzak bir nesil yaratılmak istendi…

Büyük ölçüde de başarıldı…

Devrimcisi veya solcusu, ülkücüsü veya milliyetçisi, bir gençlik, bir kuşak ezilip, biçildi…

Bu olağanüstü koşulları bendeniz gibi anımsamak istemeyen bu ülkede çok insan vardır…

Evet gençlik içinde yanlışlar olmadı değil…

Ama; Bu kadar acımasızlığı ve intikam hırsını bu gün bile açıklamakta zorluk çekiyorum…

Oysa; 12 Eylül’den önce var olan Adalet Partisi(ve lideri Süleyman Demirel) ve Cumhuriyet Halk Partisi(lideri merhum Bülent Ecevit’in) hiç günahı yok muydu?...

Çok hem de çoktu bana göre…

Bu iki partinin lideri zaman geldi birbirlerine dini bayramlarda bile selam vermediler…

TBMM’de  60’tan fazla tur atılmasına rağmen Cumhurbaşkanını seçemediler…

Ancak; Onlar Hamzaköy’de misafir edilirken, gençlerin yüzlercesi hayatını yitirdi veya ağır işkencelere tabi tutuldu…

Dolayısıyla; İşkencelerde ölen yüzlerce faili meçhul oluştu…

Sonra: Hamzaköy’de misafir edilen iki partinin lideri bu ülkeye bir de Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldular…

Olan idealist gençlere oldu…

Gençler hangi görüşte olursalar – olsunlar bu ülkenin daha iyiye gidebilmesi için canlarını feda edecek kadar bir inanç içindeydi…

12 Eylül Anayasası’na

hayır oyu verdim…

12 Eylül Askeri Darbesi öylesine bir anayasa yaptı ki aradan geçen 30 yıldan fazla süreye rağmen tümüyle değiştirilemiyor…

12 Eylül Askeri Darbesi’ni yapanların hazırladıkları ve ülkemizde yüzde: 90’nın çok üzerinde bir oy ile kabul edilen anayasaya ben hayır oyu verdim…

12 Eylül’de yaşanan acıların bir bölümünü ben de yaşadım…

Elbette benden 100 kat fazlasını yaşayanlar olduğunun bilincindeyim…

Ben bu gün bir kez daha 12 Eylül Askeri Darbesi’nin yarın ki 34. yıldönümünde tarihe not düşmek istedim…

12 Eylül Askeri Darbesi döneminde gördüğüm işkenceler ve zulümle birlikte ailemin yaşadığı acılar nedeniyle alacaklıyım…

Kuşkusuz benden yüz kat, bin kat alacaklı daha ağır işkencelere uğrayanlar, acı çekenler, yakınları işkencelerde ölen yada kaybolan 12 Eylül mağdurları bulunuyor…

Onların yanında benim esamem bile okunmaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?