Siyasilerin kendini tekrarı ve hikaye yazamaması…

Evet tarafına göre referandumdan hayır çıkacak olursa Türkiye kaybedecek. Çünkü; Terör örgütleri için uygun koşullar yeniden oluşacak, istikrar bozulacak dolayısıyla kaos kapımıza dayanacak. Hayır tarafına göre ise eğer evet çıktığında Türkiye’de rejim değişecek ve tek adam diktatörlüğü kurulacak, erkler ayrılığı kaybolacak, yasama yürütme ve yargı tek elde toplanacak. Yani Türkiye kaybedecek.

Hangi sonuç çıkarsa çıksın

Türkiye batmaz, bitmez…

Görüldüğü gibi iki tarafın da ileri sürdüğü tezlere göre kaybeden hep Türkiye olacak. Bu tezler tabi ki çok abartılmış, kötümser iddialar. Referandumdan elbette bir taraf galip gelecek diğer taraf ise mağlup olacak. Ama bunu büyütüp, Türkiye’nin kazanıp kaybedeceği bir havaya sokulmak istenmesini yanlış buluyorum. Sağduyulu seçmenin böyle fanatik bir yaklaşım içinde olmadığını sevinerek gözlemekteyim. Siyasi çevreler kadar tablonun umutsuz olduğu düşüncesinde değilim. Dolayısıyla evet de çıksa hayırcıların dediği gibi Türkiye kaybetmeyecek, hayır da çıksa evetçilerin dediği gibi yine Türkiye kaybetmiş olmayacak. Siyaset her zaman abartıyı, hamaseti, korku yaratmayı sevmiştir. Bu kez de öyle. İnanın 16 Nisan gecesi evet de çıksa hayır da çıksa değişmesi gereken bir şey var o da hepimizin ezberlerimizden kurtulması gerektiği gerçeğidir. Yoksa ne Türkiye batar ne de millet buna izin verir. O halde ezberlerimizden kurtulmak için önce kafalarımızı değiştirmek zorundayız. Yani önümüze hatta çok ilerilere bakabilmeyi yeniden öğrenmeliyiz.

Türkiye’nin iktidarı, muhalefeti, sağcısı, solcusu yani kısaca herkes, hikaye yazmayı unuttu. Siyasiler günlük işlerin peşine düşüp, yarınlara bakmayı, hayal kurmayı unutmakla kalmadılar, ülke insanına da hayal kurabilme yeteneğini unutturdular. Batıda Edirne Kapıkule Gümrük Kapısı’ndan ilerisini göremiyoruz. Güneyde Fırat Kalkanı’ndan ötesine bakamıyoruz. Doğuda İran’dan sonrasını unuttuk. Kuzey’de Rusya ile sıkça gel- git yaşıyoruz. Amerika ile her an iyi de olabilir, kötü de olabiliriz. AB ilişkileri donmuş gibi, Şanghay İşbirliği Örgütü ile de sanki bir başka alemdeyiz. Kilitlenip kaldık. İşte bu nedenlerle silkinmemiz, kafamızı değiştirmemiz gerekir. Hem iç politikada hem dış politikada uzun vadeli düşünüp, Türkiye’nin enerjisini odaklayacağı bir hikaye yazmaya çok ama çok ihtiyacımız bulunduğu inancı içindeyim.

İktidar durakladı ve

kendisini tekrar ediyor

Kafalarımızın değişmesi meselesine iktidar partisinden başlamak istiyorum. 5-6 yıldır iktidar partisi ülke için hikaye yazamıyor. Eskiden 2023, 2050, 2071 gibi sembolik zaman dilimlerine erişebilmenin hikayesini yazardı. Milli gelirin 25 bin dolar, ihracatın 500 milyar dolar, dünyanın gelişmiş ilk 10 ülkesi arasına girebilmek gibi hedefler koyar ve ülkemiz insanlarını buralara odaklayıp hayal kurmalarına hikaye yazmalarına yardımcı olurdu. Artık kendi kendisini tekrar eder hale geldi. İktidar partisinin bunu aşması şart.

Muhalefet partilerinde

kısır politika hakim…

Muhalefet deyince elbette önce akla gelen ana muhalefet sonra MHP ve daha sonra HDP. Ana muhalefet, iktidar partisinin kendi kendini tekrar etmesini fırsat bilip bir türlü onu aşabilecek bir politika üretemedi. İktidar topluma hikaye yazmayı unutturdu ama ana muhalefet de buna ayak uydurup kısır bir döngünün içinde çırpınıp duruyor. Keza HDP ve MHP’nin de hali çok farklı değil. MHP kendi iç sorunlarıyla uğraşmaktan önünü görebilecek hale bir türlü gelemedi. HDP ise terör ile arasına net bir çizgi çizemediği için milletin Türkiye partisi olacak umuduyla 7 Haziran’da gösterdiği teveccühü, heyecanı hoyratça harcayıp heba etti.

Sosyalistler arasında

hikaye yazabilen yok…

Türkiye’nin sosyalistleri de kısır döngüden nasibini alıp neredeyse “AKP ve Erdoğan düşmanlığına” daralttılar bütün ufuklarını. Önlerini ancak bu kadar görebiliyor oldukları için topluma da önerebilecek bir hikayeleri olamıyor.

Kabaca Türkiye’de merkezin sağına ve soluna baktığımızda bütün yapılar maalesef günü kurtaran politikalarla yetinip, onlarla uğraşıyorlar. Bu kısırlıktır, bu verimsizliktir, bu üretimsizliktir, bu Türkiye’yi yerinde saydırır asla ileri gitmesine katkı sağlayamaz. İşte bu nedenle başta siyasilerimiz olmak üzere herkes kafaları değiştirip, ezberlerden kurtularak yeniden hikaye yazmayı öğrenmek zorundadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?