CHP’nin gündemi, Cengiz Sarıbay, Hurşit Güneş, İlhan Kesici…

Bugün CHP’deki son gelişmeleri yorumlayıp, il başkanı Cengiz Sarıbay’ın gazetemize ziyaretinden, CHP eski milletvekili Hurşit Güneş’ten ve CHP İstanbul milletvekili İlhan Kesici’den söz edeceğim.

CHP bu kadar kafası

karışık görünmemeliydi

Referandum sonuçlarının alındığı günün akşamından sonra geçen 4-5 gün boyunca ana muhalefet partisi öylesine bir görüntü verdi ki; Adeta kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen, kararsızlık içinde bocalayan bir parti algısı oluşturdu. Kimse kalkıp böyle bir görüntü için parti içi demokrasi falan demesin. Bu tam anlamıyla başıbozukluktan başka bir şey değildir. Hele sine-i millet tartışmaları var ya adeta evlere şenlikti. Üstelik bunu yaşatanların biri parti sözcüsü diğeri grup başkan vekili. CHP referandum sonucunu iyi analiz etmek yerine hukuki tartışmalarla hala vakit kaybediyor. Oysa CHP ilk iş olarak hadi Pazartesi’yi geçelim Salı günü bütün il başkanlarını, Çarşamba günü bütün belediye başkanlarını, Perşembe günü bütün milletvekillerini, Cuma günü parti meclisini, Cumartesi günü MYK’sını toplayarak referandumun resmi olmayan sonuçlarına göre analizini yapıp bitirmiş olması gerekirdi. Referandumdan hemen sonra önerdiğim gibi bu toplantıların hepsini hafta sonu bir veya iki gün boyunca bir arada da yapabilirdi. Neyse ki bir parti meclisi toplantısı yapabildi. Zaman çok hızlı ve su gibi akıyor. Zamanla yarışmayı CHP hala öğrenemedi. Neredeyse mecliste uyum yasaları için çalışmalar başlayacak oysa CHP bütün enerjisini hukuk mücadelesine ayırmış onunla boğuşur vaziyette. Hukuk mücadelesi yapmayın diyen yok ama bunu verin bir komisyonu o yürütsün. Siz de oturun sonuçları doğru düzgün biçimde değerlendirip, çıkarılması gereken dersleri çıkarmaya bakın. Diyelim hukuk davasını kazandınız ne olacak? Diyelim seçimler yenilenecek kazanabilecek misiniz? Sizin son bir hafta içindeki halinizi gören seçmen sanki kalkıp sizi dinleyecek öyle mi? CHP’nin sayın Genel Başkanı, sayın üst düzey yöneticileri koskoca ana muhalefet partisinin ‘dingonun ahırına’ dönmek üzere olduğunu, fark etmekte gecikiyorsunuz. Bu gidiş hayırlı bir gidiş değil. Bu gidiş parti içi özeleştiriden, yüzleşmeden, hesaplaşmadan kaçıştan başka bir şey değildir.

Aslında CHP’de bu kadar başıbozuk hava yaratılması bazılarının da işine yarıyor. Çünkü bu bazıları, eğer CHP odaklandığı referandum konsantrasyonunu geride bıraktığı anda parti içi hesaplaşmanın başlayacağını çok iyi biliyorlar. Maalesef bu nedenle “Referandumu tanımıyoruz” diyerek çok iddialı bir sözü sarf ettiler. “Referandumu tanımıyoruz” diyebilmenin ne anlama geldiğini, bunun gereklerinin yapılıp yapılamayacağı hiç hesap edildi mi dersiniz? Umarım ve dilerim ben yanılıyor olurum ve bu soruların yanıtları vardır.

Cengiz Sarıbay’ın

ziyaretinden notlar…

CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay geçen hafta içinde gazetemize teşekkür ziyaretine geldi. Anlattıklarının haberini ertesi günü siz okurlara sunduk. Yazı İşleri Müdürümüz Orhan Balcı da ayrıca kendi köşesinde değerlendirdi. Bugün biraz geç kalmış olmakla beraber ben bu ziyaretten aldığım izlenimleri aktaracağım. Sarıbay’ı referandum sonuçlarına ilişkin moralsiz değil aksine morali yerinde ama daha önemlisi gelecek adına umutlu buldum. CHP’de bardağın dolu tarafını görmeye çalışan, alınan sonuçtan pek çok kazanım elde edildiğine inanan bir il başkanı olarak gözledim. Zaten gazetelere teşekkür ziyareti yapması da bunun en önemli göstergesi. Bir il başkanı olarak yapması gereken de buydu. Sade CHP’liler gibi moralini bozup, siyasete ve halka küsüp, içine kapanarak kendi kendini yemesinin bir anlamı olamazdı. Partili kadrolara moral verebilmesi için önce kendisinin moralli olabilmesi gerekiyordu. Nitekim partisinin genel merkezi, Sarıbay’ın bu yaptığı teşekkür ziyaretlerini bir haftalık gecikmeyle PM toplantısında aklına getirip bütün milletvekillerine ve örgütlerine bu teşekkür ziyaretlerinin yapılması talimatını verdi. Sarıbay, “Referandum sürecinde bizleri izleyip, kamuoyu ile aramıza köprü oldunuz. Düşüncelerimizin kamuoyuna ulaşmasını sağladınız. Her şey için çok teşekkürler ediyorum” diyerek bütün nezaketini ortaya koydu.

“İl Başkanları toplantısı partimize örnek oldu”…

7 Siyasi partinin arasında sürdürülen il başkanları toplantısında oluşan diyalog havasının bir benzerinin partisinin genel merkezince bu referandumda uygulandığına dikkat çeken Sarıbay “Demek ki doğru bir iş yapıyormuşuz ki partimizin genel merkezi bu referandumda bizden esinlendi ve bizi örnek aldı. Herkesimi kucaklayan herkesim ile diyalog içinde olmayı gerektiren bir anlayışı benimsedi. Buda benim için gurur verici” dedi. İl Başkanları toplantısına verdiğim destekten dolayı da bana ayrıca teşekkür etme inceliğini de gösterdi. Diyalog kurmanın eleştiri yapılmayacağı anlamına gelmediğini, bazen yeri geldiğinde söylenmesi gereken sözleri de sarf etmekten asla geri durmadığını ifade etti. Gerçekten Sarıbay söylediklerinden fazlasını hayata geçirdi diyebilirim. Hem diyalog sırasında espri yaptı, güldü, güldürdü hem de siyasi söylemler sertleşince partisine yönelen bütün eleştirilere aynı sertlikle karşılık verdi. Türkiye’ye örnek olmasından dolayı ben de kendisini kutladım ve diyalogu desteklemeye devam edeceğimi belirttim. Sarıbay iki cümlesinden birinde mutlaka çalışma arkadaşlarını anıp, referandum sırasında herkesin üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını vurguladı.

“İsmet sen İzmit’e, Hurşit Büyükşehir’e çıksın” dedi…

“İsmet(Çiğit), sen İzmit’e Hurşit(Güneş) Büyükşehir’e çıksın” dedi. Bunu sevgili kardeşim İsmet de yazdı. Hatta “Hurşit’i ikna edersem Cengiz ağabeyi de ikna edebileceğim kanaatine vardım” mealinde bir izlenim aldığını da ifade etmişti. Aslında Cengiz Sarıbay’ın da Hurşit Güneş’in de kafalarında belediye başkanlığı hiç geçmediğini 25-30 senedir iyi bilirim ama konuyu Sarıbay açtı bir kere. Hurşit Güneş’e biraz kırgınlığı olduğunu his ettim. “Ben CHP Genel Başkanlığı’na aday olduğunda adaylık açıklamasına İstanbul’a Beyoğlu’na gittim. Orada basın toplantısını yaptıktan sonra delegeler ayağa kalksın dediğinde bir tek ben ayağa kalkmıştım” diyerek sohbetimiz sırasında ayağa kalkıp verdiği destekteki samimiyetini göstermek istedi. Daha sonra “Hurşit Güneş varlıklı bir ailenin oğlu maddi durumu da çok iyi” diyerek bu konu üzerine sohbetimiz devam etti. Buradan siyaseten algıladığım şu oldu; “Hurşit Güneş’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına sıcak bakar, destek olurum” Sarıbay’ın 1991’de bir kez milletvekili aday adaylığını hatırlatıp, bu nedenle İzmit Belediye Meclisi’nden ayrıldığını ama bir daha da geri dönmediğini hatırlatarak belediyeciliğe yani Belediye Başkanlığına ne kadar soğuk baktığına örnek verdi. Ancak Sarıbay da çok iyi biliyor ki siyasette bazen istenilen hedeflerle, oluşan koşullar bir olmuyor. Konjonktür, parti içi dengeler ve koşullar önünüze öyle çıkar ki kabul etmekten başka yapabileceğiniz bir şey kalmayabilir. Sarıbay da bunları düşünecek, kabul edecek kadar da siyasi tecrübeye sahiptir.

Güneş referandum

sürecinde 30 il gezdi

Referandum sürecinde birkaç kez arayıp önce hal hatır sordu sonra benim kanaatlerimi öğrenmek istedi ardından da kendi çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Güneş arkadaşımdır, dostumdur. Kendisine olan sempatim babası rahmetli Turan Güneş ve CHP eski il başkanlarından(1980 öncesi) rahmetli Necdet Balcı’dan ileri gelir. Onları tanıdığımda ben de il gençlik kollarındaydım. Hurşit Güneş para pul işlerinde çok hassas, dürüst, partinin tozunu yutmuş, parti kültürünü bilen aynı zamanda uluslar arası iktisat, ekonomi çevrelerinde iyi tanınan bir akademisyendir de. Bazıları vardır iyi bir akademisyendir ama parti kültüründen yoksundur. Güneş onlardan değildir ve ikisini buluşturmuş ender CHP’li siyasetçilerdendir. Bu saydığım özelliklerin fazlası vardır ve o nedenle gittiği her ilde büyük saygıyla ve sempatiyle karşılanıyor. Yaklaşık 30 ili gezerek hayır kampanyasını yürütmüş. Kendi ağzından duymadım ama CHP Genel Başkanlığı’na aday olabilir. Bunu ilk kez yine sevgili İsmet(Çiğit) yazdı. Yakışır mı hem çok yakışır. Yapabilir mi çok fazlasıyla yapabilir. CHP’ye ufuk açabilir mi açar. Ama dediğim gibi hiç konuşmadık, hiç açmadı. Her seferinde yurt genelinde gördüğü ilgiden memnun kaldığını belirtmekle yetinip, hayır kampanyasının önemi ve anlamı üzerine görüşlerini dinlemek durumunda kaldım.

İlhan Kesici’yi uzun bir

süredir keyifle izliyorum…

CHP İstanbul milletvekili İlhan kesici ile hiç tanışmadım ama beğenerek izlediğim bir politikacı. Son 2-3 yıldır katıldığı televizyon programlarının pek çoğunu izlemiş biriyim. Telefonuma gönderdiği bir mesajı ret etmediğim için bütün programlarından haberdar olabiliyorum. Rahmetli Süleyman Demirel’in cenazesinde okuduğu dua ile dikkatimi çekmişti. Sonra katıldığı televizyon programlarını izledikçe ezber bozan, siyasi, ekonomi, dini ve tarih bilgisiyle bana keyif veren hatta bazı konularda yeni şeyler öğrenmeme vesile olan bir birikim içinde buldum kendisini. O nedenle Kesici için laik-demokrat- muhafazakar tandanslı tanımını yapıyorum. Sanırım bu muhafazakarlık tanımı üzerine tam oturmuyor, laiklik demokratlık olgularıyla birlikte ancak biraz daha iyi anlatabilir. Bu gün yazı konusu seçmemin nedeni ise centilmenliği ve nezaketi oldu. Centilmenliğine, nazik yapısına televizyon programlarında hep tanık oluyordum ama bu nezaket ile karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Referandum ile ilgili cumartesi günü yazdığım yazıyı okumuş ve sabah gazeteyi arayıp telefonumu almış sonra da hemen yarım saat sonra saat 9.30’da şu mesajı atmış ”Sadun bey günaydın. Yazınızı okudum. Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle. İlhan Kesici” Oysa yaptığım, CHP’nin hayır kampanyasında çalışanları sayarken sadece adını ve soyadını yazarak anmaktan ibaretti.

Yazımı sabahleyin erkenden okuması ve bana sabahın 9.30’nda mesaj atması CHP’li çoğu kadronun genetik kodlarına pek uymuyor. Onun için şaşırdım. Bu nedenle uzun zamandır hakkında yazı yazmayı düşündüğüm konu için fırsat yarattım kendime. Kesici’nin ne DYP’de (Demirel ailesinin damadı olarak biliyorum) ne CHP’de hak ettiği yerde değerlendirilemeyen ülkemizin yetiştirdiği önemli bir kıymet olduğuna inanıyorum. Kesici’yi 2019’da CHP adına Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Deniz Baykal ile birlikte (Baykal’ı daha önce yazmıştım) anılması adının tartışılması mutlaka gerekli bir isim olarak görüyorum. Kesici adını yazın bir kenara. Referandumdaki hayır cephesinin konseptine uygun ikinci isim olur ve CHP’den başka muhafazakarlar, laikler, Kürtler, milliyetçiler hatta HDP’de kendisine oy verir kanaatindeyim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?