12 Eylül 1980 darbesi 40 yıl oldu...

40 yıl önce darbe sabahına Ankara’da uyandım. Üniversite öğrencisiydim, İzmitli 4-5 arkadaşla aynı evi paylaşıyorduk. Toplum olarak güçlü bir hafızaya sahip değiliz. Hatta balık hafızalı bile sayılabiliriz. O nedenle ülkemizin önemli bazı kırılma anlarını oluşturan günleri, yıldönümlerinde hatırlamayı görev olarak kabul ediyorum...

Bekar öğrenci evimizde o sabahki kahvaltıyı hazırlama görevi bana aitti. Saat 7.30 gibi bakkala gitmek için dışarı çıktım(O yıllar bugünkü gibi marketler yoktu). Hemen yanımızdaki bakkal açılmamış, ortalıkta bir gariplik vardı. Evlerin açık pencerelerinden Hasan Mutlucan’ın kahramanlık türkülerini duyunca bir şeyler olduğunu anladım. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndaki ortam aklıma geldi. Ama o günlerde ülkemizde dışa dönük bir askeri harekattan çok bir darbe beklentisi vardı. O nedenle hemen eve dönüp arkadaşlarımı uyandırıp, radyonun başına toplandık. (O yıllarda siyah beyaz olarak ve belli saatlerde yayın yapan sadece TRT televizyonu vardı)

08.00’deki haber bülteninde TSK’nın emir komuta zinciri altında ülke yönetimine el koyduğunu dinledik. Bir süre sonra Başbakan ve AP lideri Süleyman Demirel ve ana muhalefet CHP’nin lideri Bülent Ecevit askeri kuvvetlere teslim oldu. Ancak MHP lideri Alparslan Türkeş ile MSP lideri Necmettin Erbakan teslim olmamış hatta saat başı verilen haberlerde arananlar arasında sayılıyorlardı. Tabi bu durum da darbenin rengini sorgulatmaya başladı. Herkes sağ mı yoksa sol darbe mi diye epey bir merak ediyordu. Oysaki sağ veya sol darbe olması hiç fark etmeyecekti. Ama o günlerin anlayışı böyleydi. Sonunda bütün liderler gözaltına alındı ve partileri de kapatıldı.

Uygulamaları görüldükçe özellikle devrimcileri ve solu ezen bir darbe olduğu anlaşılıyordu. Ama ülkücü kesimi de çok ezdiği görüldü. Ağır işkencelere maruz kalıp ölen çok sayıda devrimci oldu. Ancak onlar devrim yapmaya odaklı oldukları için başlarına gelecek her türlü zorluğa hazırlıklıydılar. Aynı işkencelere ülkücüler de maruz kaldı. Fakat onlar hep devletin yanında yer aldıkları için, işkence görmek onlar için daha zor ve anlaşılmaz oldu.

12 Eylül 1980 öncesinde sağ sol arasında müthiş bir kavga vardı. Her gün onlarca genç öldürülüyordu. Sayıları 5 bini aşmış, darbeciler ise ‘iyice olgunlaşsın’ diye gençlerin birbirini daha fazla öldürmesini bekliyorlardı. Katliama dönüşen ve hala unutulamayan bazı acılar da yaşandı. Elbette kendi payıma düşenler acı tatlı anılar oldu. Ama hepsini ülkemin bağımsızlığı, halkın mutluluğu için yaptığıma inandığım için helal hoş olsun...

Mesela, devrimci görüşlü olduğum için İstanbul’da Mühendislik okurken, olaylar nedeniyle okula gidemez oldum ve üçüncü sınıfta bırakmak zorunda kaldım. Sonra Ankara’da SBF Basın Yayın’ı bitirdim. İstanbul’da kaldığım Kocaeli Yurdu baskına uğradı ve 20’ye yakın arkadaşımla birlikte ağır yaralandım. 1977’deki kanlı 1 Mayıs’ta canımı zor kurtardım. Sayısız miting ve yürüyüşe katıldım.

Allah o kavgalı her gün onlarca gencin öldüğü, mahallelerin, sokakların, kahvehanelerin siyaseten bölündüğü günleri Türkiye’ye bir daha göstermesin...

12 Eylül’de Hayır oyu verdim...

12 Eylül 1980’nden önce sol görüşlü olarak kelle koltukta üniversite öğrenciliği yaptık. Onun sıkıntılarını da 12 Eylül 1980 darbesinden sonra da çok yaşadım. Uzun yıllar sakıncalı kabul edildim. Baskı günlerini iliklerime kadar yaşadım. İşkence gördüm, kısa dönem askerlik yaparken sürgün yedim. Bütün bunlara rağmen korkmadan, çekinmeden 12 Eylül 1982’de referanduma sunulan Anayasaya Hayır oyu verdim. Ki, bugün bile hala tümüyle değiştirilemeyen o anayasa yüzde 95’lik bir çoğunlukla kabul edilmişti. Yani ben Hayır diyen 500 bin kişi arasındaydım. Bunu da şimdiye kadar, ülkemizdeki demokrasi mücadelesi adına bir şeref madalyası olarak taşıdım. O dönemde yaşadıklarımı yazmaya kalksam inanın koca bir kitap olur.

Rakamlarla 12 Eylül darbesi...

▪ Bütün partiler kapatılıp, tüm mal varlıklarına el konuldu.

▪ 650 bin kişi gözaltına alındı.

▪ 1 Milyon 683 bin kişi fişlendi.

▪ 171 kişi işkencede öldü.

▪ 49 kişi idam edildi. (hem de bir soldan bir sağdan olsun denilerek)

▪ 210 bin siyasi dava açıldı.

▪ 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.

▪ 23 bin 700 dernek kapatıldı.

▪ 388 bin kişiye pasaport verilmedi...

12 Eylül 1980 askeri darbesi hiç bir şeyle mukayese edilemeyecek kadar acımasız, gaddar, faşizan bir yönetimdi. İdam edilenlere, işkencede ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Bedel ödemiş 12 Eylül darbesinin hayattaki bütün mağdurlarına selam olsun diyor, sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?