MİLLİ EDEBİYAT, TÜRKÇÜLÜK VE DİLDE SADELEŞME

Dilimiz Türkçenin Arapça, Farsça ve Fransızcanın etkisiyle doğallığını yitirmesi, Tanzimat Edebiyatıyla gazeteciliğin gelişmesi ve gazetelerde sade bir dil kullanma çabalarının artması “dilde sadeleşme” düşüncesinin şair ve yazarlarımızca giderek benimsenmesine zemin oluşturmuştur. Tanzimat Edebiyatı döneminde Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa, Şemsettin Sami ve Ali Suavi dilde sadeleşme konusundaki düşünce ve çalışmalarını bilimsel ve tarihi bir platforma taşımıştır. Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat’it Türk” ve Ali Şi rNevai’nin “Muhakemet-ül Lügateyn” adlı eserleriyle başlayan Türkçeyi egemen kılma çabaları sonrası Ebülgazi Bahadır Han’ın “Şecere-i Türki” adlı eserinin Çağataycadan Ana-dolu Türkçesine Ahmet Vefik Paşa tarafından çevrilmesi ve A. Vefik Paşa’nın kendi yazdığı “Lehçe-i Osmani” adlı eseri Türkçeye farklı bir bakış açısı getirir, Türkçeyi edebiyat dili olacak yeterlilikte bağımsız bir dil olarak değerlendirir. Süleyman Paşa’nın “Tarih-i Alem” ve Şemsettin Sami’nin “Kamus-i Türki” adlı eserleri öncü eserler olur.

Öncü ve “Milli Şair” Mehmet Emin Yurdakul’un 1897’de Türk-Yunan savaşı sırasında yazıp yayımladığı “Ben bir Türküm dinim cinsim uludur” dizesiyle başlayan “Cenge Giderken” adlı şiirinin geniş yankı bulması; Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık düşüncelerinin imparatorluğu kurtaracak çareleri üretemeyecek olması Türkçülük düşüncesinin gelişimine zemin hazırlar. Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem’in 1911’de Selanik’te çıkardıkları “Genç Kalemler” dergisi sadeleşme yoluyla “dilde Türkçülük” anlayışının öncüsü olur. Bu harekete Ziya Gökalp da katılır. Ömer Seyfettin “Yeni Lisan” adlı bir makale hazırlar, sadeleşmenin ve “dilde Türkçülük” anlayışının ilkelerini ortaya koyar. Bu ilkeler genç sanatçılar tarafından heyecanla benimsenmiş ve dilde sadeleşme ile “ Türkçülük” düşüncesi hem Kurtuluş Savaşı yıllarında hem de 1940’lara dek edebiyat dünyamızda etkili olmuştur. Cumhuriyet döneminde Kurucu Önder Mustafa Kemal Atatürk “Türk Dil Kurumu” ve “Türk Tarih Kurumu” nu kurdurmuş, dilimiz ve tarihimiz ile ilgili araştırmaların bilimsel ve belgelere dayalı yapılmasının yolunu açmıştır. Ziya Gökalp, “Türkçülüğün Esasları” adlı eserinde dilde, sanatta, hukukta, dinde, ahlakta, siyasette, iktisatta ve felsefede Türkçülük anlayışının hedeflerini ve ilkelerini göstermiştir. Gökalp dilde sadeleşmeyi ifade eden şiirlerinde şöyle der:

“Başka dile uymaz annenin sesi / Her sözün ararsan vardır Türkçesi”

“Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize / İstanbul konuşması / En saf en ince bize”     “Açık sözde kalmalı / Fikre ışık salmalı / Eş anlamlı sözlerden / Türkçesini almalı”

“Aruz sizin olsun hece bizimdir / Halkın söylediği Türkçe bizimdir / Leyl sizin, şeb sizin gece bizimdir / Değildir bir mana üç ada muhtaç”

Yahya Kemal Beyatlı da bir ifadesinde “Türkçe benim ana sütümdür.” der. Hiçbir yabancı dile özenmeden dilimize değer verip onu korumak temennisiyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz bir ifadesi yazımıza son söz olsun: “Bağımsızlığını bin bir zorlukla elde etmiş olan Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır.” Özellikle işyeri adlandırmalarında özen göstermek beklentisiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erinç Gürbüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?