Yalan , hayat tarzı olmuş

Yalan üzerine çeşitli hikâyeler vardır, yalancı çoban bunlardan en bilinenidir. Şimdi öyle bir zaman ki yalanla, doğrular birbirine karışmış. Kim doğru söylüyor, kim doğru söylüyor ortalık karmakarışık.

İster pembe olsun , ister mor , ister yeşil …yalan yalandır ..

Mutlu olmak için , mutsuz olmak için ..

Ne fark eder ki her halükarda kandırmak değil mi ..Toplumu bozan ve kötülükleri başlangıcı değil midir ..?

Büyüklerimizin bize bir öğüdü vardı; ‘Çocuklar yalan söylemeyin’ derdi. ‘Yalan tüm kötülüklerin kaynağıdır’ diye nasihat ederdi.

Çocuk halimizle düşüncemizle , büyüklerin söylediği yalanın ne mene bir illet olduğu uyarıları kulaklarımızda ..

Birilerine ‘yalancının teki’ demesiyse, onun hakkında verilmiş en kötü hüküm olurdu. Bizim de yalancıdan uzak durmamızı isterdi.

Yalan konusu ile ilgili, böyle zamanlarda anlatılan hikâye vardı.

 

Vakti zamanın da Medine’de sokaklara musallat olmuş üç kafadar hırsız varmış.

Kimse kapının önüne bir şey bırakamaz olmuş. Dahası, açık kapı gördüklerinde dalıp gözüne kestirdiklerini aşırıyorlarmış. Birinin kuzusu, ötekinin tavuğu, diğerinin devesi... Kaşla göz arasında yok olurmuş.

Fakat bir türlü ispat edemiyorlarmış. Herkes üç kafadarın hırsız olduğunu biliyor. Tüm ahali üç hırsızdan illallah etmiş, ancak hırsızlar yemin billah edip, birbirlerini şahit gösterip, her defasında aklanıyorlarmış! Bu arsız, yüzsüz, utanmaz kafadarların namı her tarafı kaplamış.

Sonunda bir heyet toplanıp, baş edemedikleri hırsızları zamanın Kadısına, şikâyet etmeye karar vermişler gidip durumu anlatmışlar.

Kadı heyeti dinlemiş. Sonra, şikâyetçi olunan üç kafadar hırsız huzura çağırılmış ve hal hatır sorduktan sonra, Medine’de kendilerinden şikâyetçi olmayan tek hanenin kalmadığını, kimsenin malını güvende hissetmediğini, tüm bu çalma çırpma işlerini neden yaptıklarını, bunun suç olduğunu, günah olduğunu anlatmış.

Hırsızlar sırsıyla söz almışlar. Dilleri pabuç gibi. Yalanda üzerlerine yok. Yemin billah etmişler.  Kadı, hırsızların bu işten vazgeçmeyeceklerini, hiçbir gücün onları hırsızlık yapmaktan alıkoyamayacağı kanaatine varmış ve hırsızlara bir öneride bulunmuş. ‘Yalan söylemeyin’ demiş.

Hırsızlık üzerine söz söyleyip, onları ikna etmenin imkânsızlığıyla uğraşmaktansa, onları yalan söylememeye ikna etmenin daha kestirme bir yol alacağını düşünmüş ve ‘Yalan söylemeyin’ deyip, onların yanıtını beklemiş.

Söz vermiş hırsızlar. Ve mesleklerine devam edebilecekleri hesabıyla ayrılmışlar. Ertesi gün komşulardan biri Kadıya üç kafadarı hırsızlıktan şikâyete gelmiş. Kadı üç kafadarı yeniden çağırtmış, huzura gelmişler.

Bir kez daha yalan üzerine konuşmuş, yaptıkları anlaşmayı hatırlatmış ve yalan söylemeden durumu izah etmelerini istemiş.

Üç kafadar sırasıyla çözülmüş. Konuştukça, nasıl çaldıklarını, neden çaldıklarını ve nasıl pay edip yediklerini anlatmışlar. Ancak bu günden sonra yalan söylemeden hırsızlık yapılamayacağını anlamışlar ve böylece, hırsızlık yapmaktan da vazgeçmişler.

Bu hikayenin yorumunu ve sonunu sizlere bırakıyorum, değerli okurlar ..!!

 

SAYGILARIMLA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazile Özkurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?