EY GÜZEL KIRIM…

Bir serin esinti, sonbahar yapraklarını önüne katmış, belirsiz bir hışırtıyla sessiz sakin sokakları süpürüyor. Kışın, eksi kırkı göreceğimizi fakat bu sene kışın geciktiğini söylüyorlar tatar teyzeler. Kışın gecikmesinin hayra alamet olmadığını, gecikmekle beraber intikamını da mutlaka alacağı hissini de paylaşıyorlar.

Dünyanın ücra bir köşesinde, tepeleri seyrelmiş ağaçların arasından, üşümemenin verdiği saadet duygusuyla yüzümü gökyüzüne çevirmiş şekilde yürüyorum. Evden çıkarken cebime attığım birkaç parça bademi alıyorum ağzıma. Bulunduğumuz belde de bir Türk lokantası yok ne yazık ki. Bu yüzden yürüyüşe çıkarken cebime bir şeyleri alma çabalarım. Çiçekçinin önünden geçerken sırf Rusça anlamlarını öğrenebilmek için soruyorum çiçekçiye. En sevdiğim olan ramaşka (papatya)’dan alıyorum birkaç tane kendime. Ellerimde çiçekler öylece yürüyorum. Çok garip bir his. Gurbetin vadilerinde kişinin kendisini bu denli iyi hissetmesini hayra yormalı mı? Bunun sebebi belki de gurbeti, kurbete tebdil eden insanların yarenliğiydi. Çok uzaklardan gelmiş olmanıza, sizden hiçbir menfaati olmamasına rağmen, sizi evladı gibi bağrına basan, kışlık yiyeceğinizi dahi kendine dert edinen, her evlerine buyur ettiklerinde o sıcacık gülümsemeleri ile sizi önce ruhuyla kucaklayan o insanların hissettirdikleri kolay kolay unutulacak şeyler değil…

Bulunduğu konum itibariyle bol rüzgârlı bir yer burası: Krasnogvardeyskoy. Söylemeyi öğrenebilmem tam bir yılımı aldı. Zaten öğrendikten kısa bir zaman sonra oradan ayrıldım. Meğer bunları size anlatabilmek için öğrenmişim. (Tebessüm ediyorum) Gökyüzünde yüzümü ısıtan güneşe daha bir dikkatli bakıp derince bir nefes çekiyorum içime. Fakat gökyüzü yine aynı gökyüzü, nefes yine aynı nefes. Dünyanın her neresinde olursa olsun, insanın zihni, fikri, kalbi her nasılsa öyle zuhur ediyor meselelere.

Karşıdan karşıya geçerken adımımı atar atmaz dibimdeki arabanın durması dikkatimi çekiyor. Kendi ülkemde pek alışık olmadığımdan ötürü olabilir mi? Bunu ‘Köyden İndim Şehire’ filminden bir sahne gibi tahayyül edebilirsiniz ama yazmadan edemeyeceğim: Bir yaya; bu bir köpek dahi olabilir, yola çıkmışsa, otomobil, geçiş hakkı da olsa durur ve yaya yolun karşısına geçene kadar da hareket etmez. Kamusal yaşamda belirginleşmiş bir hiyerarşi yok, herkes kazancı ve yaptığı işten bağımsız olarak saygı ve itibar görmekte. Kimse bir diğerini ezme, onun hak ve özgürlük alanına müdahale etme yetkisini kendinde bulmamalı evet. Resmi kurumlara gittiğinizde orada çalışan insanların dinginlikleri de dikkat çeken cinsten. Trafikteki daha az teknolojik imkânlara rağmen, kargaşanın azlığı ve insanların kurallara uyup, bir diğerine saygılı olmaları da en çok ilgimi çeken kısım olmuştu.

Şu an yazmadığım ama ileride yazmayı düşündüğüm tüm güzel anılara rağmen insan gurbette; usulünce demlenmiş bir çayı içerken yanında simit yemeyi, Fevziye Camii’nde kılınan namaz sonrası çıkıp bahçesinde soluklanmayı, Eminönü’nde balık ekmek yerken oturup denizi seyretmeyi ve en çok ezan sesini özlüyor. Kırım, bize göre resmen Ukrayna’ya fakat fiilen Rusya’ya bağlı çok güzel bir yarım ada, evet. Benim nazarımda çok kıymetli topraklar ve çok kıymetli insanlar ama, Dostoyevski diliyle söyleyecek olursak: “Bizim kadar iyi çay demleyemiyorlar.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Şeyma - Annemin sarı papatyası yine döktürmüşsün

Yeni okudum yeliz ablam?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Ocak 12:03
04

Mustafa - Çok güzel ağzınıza yüreğinize sağlık Yeliz hanım

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 15:25
03

Zuzu - Bende beyaz çikolatayı özledim sanırım sanırım ? Ama olsun benim kadar güzel tatlı yapan da yoktur orda sana ahh anılar anılar kısa süreli gelip gitmelerin falan geldi aklıma ne günlermiş neler neler sığdırırdın o kısacık memleket ziyaretlerinde... ?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 10:29
02

Susana - Ah benim güzel kardeşim !!! Seni kardeş bildik ve sana sahip çıkmaya çalıştık !!! Yürüdüğümüz yol çok güzel bir yoldu!!! Bu yazıyı ayrıca beklerdim !!! Süper olmuş !!!

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 01:05
01

Mevlüt SEYHAN - “Bunun sebebi belki de gurbeti, kurbete tebdil eden insanların yarenliğiydi.”

Altına sayfalar dolusu duyguların yazılabileceği çok güzel bir cümle olmuş bu.

Kalemine sağlık.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 00:59


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?