Boğaziçi öğrencileri, muhalefet ve CHP’nin görevi…

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin rektör atamasına gösterdiği tepki sürüyor. Bu nedenle ortam öylesine gergin ki, yapacağım değerlendirmenin itibar göreceğini pek sanmıyorum. Hatta hem iktidar hem muhalefet cephesinden de tepki göreceğim. Yani ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranamayacağımı çok iyi biliyorum. Ama buna rağmen yazacağım…

Çünkü 1970’li yıllarda gerek İstanbul’da gerekse Ankara’da üniversite öğrenciliği yaptım, bundan dolayı da tecrübelerimi aktarmaya kendimi sorumlu buluyorum…

Bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yaptığı protestonun benzerlerine bundan 50 yıl kadar önce ben de çok katıldım. O nedenle hem öğrenci tarafının psikolojisini hem de devlet tarafının bakış açısını iyi bilirim.

 İstanbul’da Yıldız Mühendislik’e bağlı Vatan Mühendislik’te , Ankara’da ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne bağlı Basın Yayın Yüksek Okulu’nda protesto amaçlı olarak okul işgali, korsan(izinsiz) yürüyüş ve mitingler yaptık.

(Dönemin siyasi gençlik olayları nedeniyle İstanbul’da elektrik mühendisliğini üçüncü sınıfta bırakıp, Ankara’da SBF-BYYO’yu bitirmiş biriyim)

O yıllar; 18, 20’li yaşların heyecanını, idealizmini siyasetle yoğuruyorduk…

Muhalefet cephesi…

Bugün Boğaziçi öğrencilerini savunan bütün muhalefet sorunun çözümünden çok tansiyonun artmasına hizmet eden bir anlayışın içinde. Aslında çoğunluğu öğrencilere sahip çıkarken iktidarla mücadele ettiğini düşünüyor. Yani bir anlamda öğrenciler üzerinden iktidara muhalefet etmeye çalışıyorlar.

İktidar cephesi…

İktidar ve ona destek veren cephe kabe resminin çiğnenmesini kınıyor ve kutsala saldırı diye sert tepki gösteriyor. Öğrenci cephesinde bu konuda yaşanan sessizlik ise büyük yanlış olarak duruyor. Bu iddia eğer yanlışsa öğrenciler doğrusunu izah etmeliydiler…

İktidar ayrıca devlet olma refleksini ortaya koyuyor ve bu eylemi devlete tavır olarak yorumlayıp, sert sözlerle uyarılar yapıyor. Bu da devlet perspektifinden doğal…

Öğrenci cephesi…

Öğrenciler protesto yapıp, tavırlarını düşüncelerini ortaya koyabilirler bu onların demokratik bir hakkıdır. Ama onun da bir sınırı vardır. Bu 50 yıl önce dünyada ve Türkiye’de böyleydi, bugün de öyle. Öğrenciler devletin kararını değiştirme sorumluluğuna sahip değiller.

Devletin yanlış ya da hata yapma kabiliyeti her zaman mevcuttur. Ancak bu öğrencilere düzeltme yetkisi vermez. Öğrenci sadece yanlış bulduğu veya hatalı gördüğü bir işleme demokratik yollarla karşı çıkıp, uyarıda bulunabilir…  

Geçen 50 yıl içinde ODTÜ’de gerçekleşmiş bir iki istisna hatırlıyorum, onun dışında Türkiye’de bu anlamda başka bir örneğe rastlayamazsınız.

Aslında dünyada da durum bundan pek farklı değildir. Sonunda hep devletin dediği olur…

Yani öğrenciler yasalara uygun olarak demokratik talepte bulunma hakkına sahiptirler. Bir süre ve bir yere kadar yasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla zorlayıcı olabilirler ama yaptırım imkanları yoktur.

 Arabulucu gerek…

Muhalefet öğrencilere gaz vermeyi bırakmalı. Öğrencilerin sırtından siyaset yapmamalı. Öğrencileri kendine kalkan edip, iktidarla cebelleşme yoluna gitmemeli…

İktidar da öğrencilerin demokratik hakkına saygı göstererek, işlerin rayından çıkması arasındaki farkı onlara hissettirmeli…

Bunların hiç biri bugün Boğaziçi’nde yok…

Oysa 1970’li yıllarda böylesi olaylarda ana muhalefet olarak CHP’nin milletvekilleri, belediye başkanları devreye girer ve öğrencileri yatıştırarak bir orta yol bulunması için çaba sarf ederlerdi ve bu da iki taraf açısından olumlu sonuçlanırdı.

Şimdi bakıyorum da CHP’de böylesi bir yaklaşım yok. Kılıçdaroğlu’dan başlayarak aşağıya kadar herkes öğrencilere gaz veriyor. Ruhlarını okşayacak sözler ederek de adeta “Direnin” diyorlar…

Bu doğru değil…

Çözüm;

Muhalefetin gençlerin sırtından iktidarı dövmeye çalışması doğru değil. O gençlerin sırtına bu kadar yük koymak yanlış…

İktidar da öğrencilerin tepkilerini demokratik yollarla dile getirmesine saygı göstermeli, devlet refleksini ise demokratik yolun dışına çıkıldığında göstermeli…

CHP İstanbul il başkanı okula gidip öğrencilere eylemci şapkası giyip gaz vereceğine arabuluculuğa soyunmalıydı. Şimdi ise Kılıçdaroğlu devreye girmeli ve Boğaziçi’ne bir milletvekili heyeti göndermeli. Bu heyet öğrencileri ikna edip iktidarla aralarında bir arabuluculuk yapmalı.

1970’li yıllarda böyle yapılıyordu ve sonuç da alınıyordu… Protestolar devam ettiği için CHP hala geç kalmış sayılmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet - Chpde senin yazdığın gibi bir ruh ve kadro kaldımı sadun abi dediğin gibi ögrenciler üzerinden iktidara ders vermeye calışiyorlar,GİT ARTIK KK

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Şubat 00:21


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?