HÂL-İ PÜR-MELÂLİMİZ

Kutsal Ekonomi isimli kitabın bir bölümünün girişinde, anonim bir yazara atfen, şu satırlar yer almaktadır: “Bugün büyük evlerimiz var ama ailelerimiz küçük. Çok tanıdığımız var ama onlara ayıracak zamanımız yok, bilgiliyiz ama muhakememiz zayıf, çok ilaç var ama daha az sağlıklıyız, aya gidip geldik ama karşı komşuya gidecek cesaretimiz yok. Etrafımız bilgisayarlarla örülü ama gerçek bir konuşma yürütemiyoruz, nicelik konusunda üstümüze yok ama nitelikten mahrumuz, hızlı yiyor ama yavaş sindiriyoruz, sert adamlar zayıf karakterler, yüksek kârlar alçak ilişkiler zamanı bugün. Pencerenin dışında çok şey var ama evin içi tamtakır.”

Günümüz problemlerini, eksikliklerini ne de güzel özetlemiş öyle değil mi şu birkaç cümle? Tamda halimizi özetler mahiyette. Birçoğumuz biliyoruz aslında bizi kendimizden uzaklaştıran, bizi biz olmaktan ötelere iten problemlerin ne olduğu. Problemi biliyor olmak bir tarafa, çözümün de biliniyor olması daha mühim değil mi? Evet, elimde bir kutu var içi dağınık, üzeri tozlanmış. Biliyorum ki temizlemem, toparlamam gerek ama ben temizlemiyor ve sadece bakmakla yetiniyorum. Problemin varlığını biliyor olmak bir farkındalık belirtisi, fakat problemi çözmek için niyet etmek, emek sarf etmek insan olduğumuzun bir alameti.

İnsan dışarıdan çok içeri bakmayı kendisine vazife edinmeli. Kendi içine bakmayı. Kendimizin farkında olmak, kendimizi açık seçik görebilmek, başka insanların bizi nasıl gördüğüne dair sarih bir düşünceye de sahip olmaktır. Bir maymun muza uzanmayı tercih ederken, bir insan yıldızlara ve göğe uzanmalıdır. İnsanoğlu kendi içine derinleşebilen, biricik ve harikulade varoluşu üzerinde düşünebilen tek varlık. İnsanın farkındalığı bir seferliğe mahsus bir işlem değildir, daima kendi içimize bakmalı ve kendi kendimizi sorgulamalıyız. Doğan Cüceloğlu hocamın da söylediği gibi; kişinin kendi tanıklığını keşfetmesi, kendini ve kendisinden başlayarak âlemi keşfetmesidir hayat.

Bir şeyi anlamadığımızı keşfettiğimizde, içimizde bilginin yolculuğu başlar. Her şeyi bildiğini iddia eden, her konu hakkında fikir sahibi olan ‘bilmişlik kültürüne’ inat, asıl mesele, “ben bunu bilmiyorum” diyebilmekte. Ekseriyetle başımızı belaya sokan şeyler, bilmediklerimizden ziyade, “ben bunu çok iyi biliyorum!” dediğimiz şeylerdir. Hiç unutmuyorum, lise birinci sınıfta bilgisayar dersi görüyorduk. Çok küçük yaştan itibaren bilgisayar kullanmayı biliyor olmanın aldatıcı tılsımına güvenmiş olmalıyım ki, nasıl olsa ben biliyorum edalarına girmiştim ergen aklımla. Arkadaşlarım can kulağı ile dersi dinlerken, ben nasıl olsa bunları biliyorum deyip ehemmiyet göstermezdim anlatılanlara. Tabii sınav günü geldi çattı ve sizce sınavdan en düşük notlardan bir tanesini kim almış olabilir? Kesin biliyorum zannettiğim meseleler hakkında kendime asla güvenmemeyi o gün öğrendim!

Demek istediğim o ki: Benmerkezci olan kişi, bir yönüyle hayatın çağrısına katılamayan kişidir. Kendi içine hapsolmuş, benliğinin sınırlarını aşamayan kişi… Dünyanın neşesine katılmak için önce benliğimizin çitlerinden kurtulmamız gerek. Ötekine gitmek, ötekini de keşfetmek gerekli. Egonun çığlığını sustur, nefsine gem vur ki dünya tüm ihtişamıyla içeri girebilsin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

11

Mevlüt SEYHAN - İnsan küçük bir kainat, kainat büyük bir insandır diyor ehli hakikat olan bir zat.

Bu güzel yazının bana hatırlattığı güzel bir söz. Kalemine ve yüreğine sağlık.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 23:58
10

Corcetliii Filozof - Tespitler muhteşem...Bize de sadece, susup şapka çıkarmak düşer hocam..

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 22:28
09

Bir Muallim - Aahh bu nasıl güzel bir tespit? Ağzınıza, yüreğinize ve kaleminize sağlık. Güzel yazar...

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 09:54
07

Fehmi - Tam manasıyla ğünümüz bizleri anlatmışsınız kaleminize yüreğinize sağlık...

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 17:25
06

M.toksöz - Yine tam bir nokta atışı yazı olmuş Yeliz hanım. Her yazınızı okudukça hayranlığım daha bir artıyor. Kelimelerin örgüsü mükemmel. Olaylara bakış açınıza hayranım. Zihninize ve güzel yüreğinize sağlık. hep yazın siz!

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 15:59
05

Dilek Osmanoğlu - Cümleler içinde kelimeleri o kadar güzel ifade etmişsin ki sade yalın ama bi okadarda ağırlığı var tebrik ederim.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 13:05
03

Cb - Özetle “kendinize bir iyilik yapın ve ruhunuzu görebilecek şekilde aynaya bakın” demişsiniz. Enfes bir yazı olmuş.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 01:35
01

Makbule - Tebrik ederim. Umarım pencerelerin dışı gibi içi de dopdolu olur.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 00:47


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?