Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı…

Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı ve aynı zamanda DİSK Genel Başkan Yardımcısı Alaaddin Sarı ile yeni tanıştım. Bu elbette benim eksikliğimden kaynaklandı. Oysa Lastik-İş Sendikası’yla gönül bağım, ta 1970’li yıllarda başlamıştı.

Sevgili Adem Turgut ile birlikte TV-41’de gerçekleştirdiğimiz 7 Artı programının geçen Perşembe akşam ki konuğu Sarı oldu. Bizim için akıcı ve içeriği zengin keyifli bir program oldu ama asıl önemli olan izleyicilerin keyif almasıydı…

71’ncisini gerçekleştirdiğimiz 7 Artı programının epey bir müdavimi oluştu. Her programdan sonra en az 10-15 telefon ve mesaj alırım. Bazen eleştiriler bazen de takdir notları fazla olur. Bu kez Sarı’nın neredeyse ittifakla beğenildiğini gördüm. Samimi ve güven verici bir sendikacı olarak bulmuşlar.…

Bana sorarsanız geç tanıdığıma üzüldüğümü söyleyebilirim. Sıradan değil, derinlikli hayat felsefesine sahip bir muhafazakar sendikacı. Ama muhafazakarlığı yaşamıyla ilgili sendikacılığı hiç muhafazakar değil aksine devrimci diyebilirim.

Entelektüel birikimi yüksek. Dünyadaki gelişmeleri takip edebilmek için sürekli okuyup, araştırıyor. Çünkü biliyor ki, dijital teknolojik gelişmeler temsil ettiği işçi sınıfının da geleceğini yakından ilgilendiriyor...

Bu konuda Sarı özetle diyor ki; Yapay zeka ve robotların üretime girmesi demek çalışanların, işsiz kalması anlamına gelir, o nedenle ileriyi görebilmek ve ona göre tedbirler almak gerekiyor” …

50 yıl önceki Lastik-İş yöneticileri…

1970’lerin başında CHP İl Gençlik Kolları yöneticisi olarak görev yapmıştım. İşte o sıralar partinin yöneticisi konumundaki insanlarla tanıştım. Bunlar arasında Lastik-İş Sendikası’nın yöneticileri de vardı, işte benim sendikayla gönül bağım bu güzel insanlar sayesinde başlamıştı.

Rahmetli olmuş; Kenan Akman, Fikri Tanta, Hüseyin Çakmak, Deli Hakkı, Talat Öz ve yaşayan olarak da Allah uzun sağlıklı ömürler versin Durmuş Ali Yalnız ağabey, Lastik-İş’i bana sevdiren sendikacılar olmuştu.

Sarı geçmişi şöyle özetledi;

“Arkamızda 72 yıllık onurlu, şanlı büyük bir mücadele birikimi var. Bu birikim bize, kurumsal kimliğimize, güç veriyor, pazarlık masasında elimizi çok kuvvetlendiriyor. O nedenle ekibimle birlikte oturduğumuz koltukların önemini çok iyi biliyoruz”

Lastik-İş’in İlk’leri…

72 yıllık geçmişe sahip Lastik-İş şu anda kentimizdeki lastik fabrikalarıyla birlikte Türkiye genelinde 60’a yakın işyerinde örgütlü olup 14 bir civarında da üyesi bulunuyor.

Eşit işe eşit ücreti ilk sağlayan sendika olmuşlar. Geçmişte yapılan “üstünü aratma” eylemleri sayesinde bu sorunla ilgili kanun yapılması sağlanmış. İşçinin sendika aidatını işverenden kesiyorlarmış. Bu da Türkiye’de bir İlk’miş. Rahmetli Karacan zamanında 50’ye yakın taşeronda çalışan işçiler sendikalı hale geldi. Keza yine onun zamanında özel sağlık sistemi ve bireysel emeklilik sözleşmeye konuldu.

Maaş meselesi…

Türkiye’de bazı dönemlerde sendika başkanları ve milletvekillerinin aldıkları maaşlar popüler tartışma konusu olmuştur. Köpürtmek isteyenler için de böylesi bir konjonktür her zaman iyi bir iklim oluşturur.

Suistimal edenler oluyor mu, elbette oluyor. Ama ben bunları Türkiye’de artık münferit örnekler olarak görüyorum. Hele DİSK ve Lastik-İş gibi sendikalarda bunun suistimal edilme ihtimali hiç yoktur. Çünkü onlar bu işi en çok sorgulayanlardır. (Mesela Alaaddin Sarı aynı zamanda DİSK Genel Başkan Yardımcısı ama oradan ekstra bir ücret almıyor)

Dolayısıyla gazeteci kılıklı bir şantajcının kalkıp Sarı’nın maaşını sorgulamaya kalkmasını hiç kaale alınacak bir şey değil. Adı üstünde zaten şantajcı…

Soldan sağa; Ben, Adem Turgut ve Aladdin Sarı

Alaaddin Sarı’ya gelince…

1970’li yıllardan bu yana pek çok sendikacı tanıdım. Daha sonra dost, arkadaş olduk. Sarı’yı ise ilk kez tanıdım ama olumlu intiba aldım.

Zengin bir ailenin çocuğu değil. Devlet memuru babanın altı çocuğundan biri. Başiskele’de 350 metrekare alan içinde üç buçuk katlı bir evi varmış. 2015 model arabasını kredi alarak 2019 modele yükseltmiş ve hala o kredi ödemesini yapıyormuş.

Aslında bunları konuşuyor olmak, sonra da yazmak gerçekten beni üzüyor. Holding patronlarıyla dünyanın dev sermayedarlarıyla oturup, binlerce işçinin kaderini savunacak bir kişinin, maaşını sorgulamak ilkelliktir. Bunlar 50 yıl öncenin gündemiydi. Biz artık bunları aşmalıyız.

Toparlayacak olursak;

Sarı sürekli olarak endüstri 4.0’ı, 5.0’ı hatta 9.0’ı araştırıp işçilere ne zararı olur diye onu sorguluyor. Biz esasında işte bunu sormalıyız, sorgulamalıyız. Çünkü endüstrinin geleceğini göremeyen bir sendikacı, işçi sınıfının da geleceğini de göremez. O nedenle Sarı’yı maaşıyla değil, geleceğe ilişkin ufku olup olmadığını, vizyonu sahibi bulunup bulunmadığını sorgulamalıyız. (Kaldı ki üyesi işçilerle uçurum niteliğinde sayılacak afaki bir maaş da almıyormuş)

Kendisini dijital endüstriyel dönüşüme hazırlamaya çalışan bir sendikacı olarak buldum. Kaliteli, mütevazi bir insan. Sendikacılık konusunda ufku ve vizyonu açık…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?