Sadece altı dakika

“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer” diyordu geçen gün şahsıma gönderilen bir mesajda. Önce bir tebessüm ediyorum, sonra içimi tarif edemediğim bir huzur kaplıyor.

Bu hafta okumanın güzelliğinden bahsetmek istiyorum sizlere naçizane. Çünkü gerçekten, kitaplardan başka bir yerlerde nefes alıp veremediğim zamanlar oluyor. Böyle dediğimde aklıma hemen Stephan King’in bir kitabından uyarlanan ‘Esaretin Bedeli’ filminden bir replik geliyor. Shawshank Hapishanesi’nin koridorları, orada ilk gecesini geçiren, yeni mahkûmlarından bir tanesinin içleri acıtan haykırması ile yankılanıyor: “Ben buraya ait değilim.” Çığlığın sahibi, filmin devamında bir daha yüzünü göremediğimiz bir figüran sadece. Fakat bana göre, bir figüranı başrol oyunculuğuna yükselten o cümle sarsıyor beni: “Çıkartın beni buradan! Ben buraya ait değilim!”

İşte bazen kendimi, filmdeki o figüran gibi hissettiğim zamanlar oluyor sevgili okur. Kitaplardan başka bir yerde nefes alıp veremediğim zamanlar var. “Ben buralara ait değilim dediğim zamanlar. O koskoca gökle yer arasındaki mesafenin daraldığı, dünyaya ait olmadığımız duygusunun his olmaktan çıktığı zamanlar. Böyle zamanlarda Cemil Meriç’in o nazenin tavsiyesini rehber ediniyorum kendime: “Anlıyorum ki zalim ve kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi reel dünyadan kitaplar dünyasına sığınmak.” Hay bin Yakzan gibi; insanlardan umut kestiğiniz zaman; toplumla çatışmaya kalkışmadan, laf anlatamayacağınızı idrak edip doğruca ıssız adanızın yolunu tutarsınız. Kim bilir her kulun gönlüydü belki ıssız adası. Ve tabii benim ıssız adam ise gönlüme en iyi gelen yer: Kitaplarımın olduğu yer…

Evet, kitaplarla aramızdaki dostluklar çıkarsız. Onlarla bambaşka dünyalara şartsız şurtsuz gidip, başkalarının hayatlarına şahit olup istediğimiz vakit geri gelebiliyoruz. Buraya kadar yazdıklarım içsel olarak kitaplara karşı hislerim. Fakat böyle düşünen bir ben değilim, eminim.

Kitap okumanın bir de kişisel faydalarına değinmek istiyorum. “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” klişe sorusuna; gezerken okuyan diye cevap verenlerdenim. Okumanın yüreğimize iyi geldiği gibi, zihnimize ve sosyal kimliğimize de iyi gelişini göz ardı etmememiz gerekir. 'Çok kitap okumak' insana duygudaşlıktan tutun da sakinliğine kadar çok fazla şey kazandırır. Dünyaya bakış açımızın güzelleşmesinden, bilgi ve kelime dağarcığımızın genişlemesine, toplumsal ilişkilerimizin kalitesinin artmasına, hayal gücümüzün gelişmesine de yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre; stresle başa çıkmada en etkili yöntem ise günde en az altı dakika kitap okumak. Çok komik bir rakam gerçekten: altı dakika! Kim bilir hangi malayani işler için harcanıyor onlarca altı dakika?

 Aslında sandığımız kadar zor değil sevgili okur. Vakit bulamıyorum, okuyamıyorum bahanelerimizi bir kenara bırakıp, on sayfa bile olsa, her gün okumayı alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor. Hiçbir şey için değilse bile yalnızca kendimiz için. Okumak mürekkepli kâğıtlarla hayata dokunmaksa eğer, gelin hep birlikte dokunalım hayata. Göreceksiniz ki; çok daha güzelleşecek gönül dünyamız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

Mevlüt SEYHAN - Yazıyı okuyunca Peygamber Efendimizin: “İşlerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır.” hadisi geldi. Sadece altı dakika, ama her gün.

Çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine ve yüreğine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Şubat 15:59
06

Yakup - Okumayı fazla sevmeyen biri olarak beni bile okur yaptın. Teşekkür ederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 17:35
05

Corcetliii Filozof - Yine bamteline dokunmuşsun..Peki asıl merak ettiğim şu, kimdi o seni kitap okuyanlarla tanıştıracak kişi? ;))

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 16:38
04

Mustafa - Ağzınıza sağlık Yeliz hanım yine çok güzel

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 12:41
03

A.babayiğit - Sizi her okuduğumda "işte diyorum senin gibi hisseden biri.Bir huzur kaplıyor içimi yalnız degilim" diye.Okumak gerçekten insanı geliştiriyor,güzelleştiriyor,derinleştiriyor.Olaylara bakış açımızı değiştiriyor. Her insan hızla akan dünyada birçok imtihan ve zorluklarla karşılaşıyor. Maalesef beyin olumsuzluğa odaklı çalışıyor. Güzellikleri nimetleri görmezden geliyor.O yüzden okumaya ,bakış açımızı değiştirmeye ihtiyacımız her zamankinden daha çok. Sadece kitabı değil kainatı okumak ,insanları okumak,başımıza gelen olayları okumak eğer onlara hikmet perdesinden bakarsak mutluluk sebebi oluyor.Ne yaşarsak yaşayalım bize elemi değil lezzeti kalıyor. Yüreğinize sağlık Allah yazılarını ve başarılarını daim etsin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 11:09


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?