FENERBAHÇE GERÇEĞİ

Pandemi belası nedeniyle kısıtlanan yaşantımızın, bir hafta sonunu daha evlerimiz de geçirmek mecburiyetinde kaldık.

İyi ki okunacak pek çok kitabımız, evde yapılacak ufak tefek tamiratlar, yazılacak makalelerimiz var. Tabi ki hakkını verelim akşamları da televizyon ekranlarında kıran kırana geçen heyecan dolu futbol maçları var.

Hem de Cuma akşamından başlayan maçlar vardı bu hafta, bunlardan biri de lig lideri Galatasaray ile eşit puana sahip averaj ile ikinci sırada bulunan Beşiktaş ile ligin son sıralarından kurtulmaya çalışan Yukatel Denizlispor arasında oynandı.

Beşiktaş baskılı ve güzel oyunu ile ilk devrede attıkları gollerle, rakibi Yukatel Denizlispor’u 3-0 gibi net bir skorla yenerken, saha dışına da yansıyacak bir hikayede bırakmamışlardı.

Düşünün bir kere maçın ilk yarısında Beşiktaş iki, Denizlispor iki, toplam dört faul yapılmış, ikinci yarıda aynı centilmenlik içinde saha mücadelesi halinde geçmiş, hakem üçlüsü sadece oyunu yönetip, sahaya hakim olmuşlar.

Sonuçta oynanan oyunda herhangi bir futbol dışı hikaye çıkmamış.

Bu durumda çokbilmiş TV yorumcuları ekmekleri ellerinden gidebileceklerini düşündüklerinden çok endişeli oldukları yaptıkları tatsız yorumlardan belliydi.

Ertesi gün, Galatasaray, gene alt sıralardan kurtulma mücadelesi veren BB Erzurumspor’u 2-0 yenerken, bu maçta da oyun dışı hikaye yok gibiydi.

Hani Yönetmenliğini rahmetli Atıf Yılmaz’ın, senaristliğini rahmetli Sadık Şendil’in yaptığı; Başrolleri, Şener Şen, Perran Kutman ve rahmetli Levent Kırca ile Nevra Serezli’nin paylaştıkları herkesin hayranlıkla izlediği film vardır ya aynı o duruma geldiler;

‘’NE OLACAK ŞİMDİ’’

Ama bir şeyler bulmak ekran önünde kalıp para kazanmak mecburiyetindeler tartışmak, kaos çıkarmak, birilerini suçlamak lazım;

Geç kalmadılar, Galatasaray’ın yeni transferi golcü Mostafa Muhammed’in, Büyükşehir Belediye Erzurumspor’a attığı şahane ikinci golüne takılıp kaldılar;

Bu golün yapılışında hakem ikilisini ve yıların tecrübeli futbolcusu, Arda’yı uyanıklığı nedeniyle kutlamak ve golü atan Mostafa Muhammed’i tebrik etmekten başka yapılacak hiçbir şey yok.

Fakat göz ucu ile izlediğim Televizyon kanallarında kapışma had safhada fanatik yorumcularda devreye girmiş el kol hareketleri ile bağrışıyorlardı;

Kimi gol pozisyonunda ofsayt vardı, Arda hareket halindeydi.

Kimi ofsayt yoktu, Muhammed gerilerden geldi.

Kimi defans durdu, Arda defansı yanılttı. Kimi yanıltmadı.

Velhasıl konu uzadıkça uzadı, çam sakızına döneceğini anladığım anda ben de onlara arkamı dönüp başucu kitabıma döndüm.

Saat gece yarısını geçmişti haberler şöyle bir bakmak istedim, bir de ne göreyim, tartışma halen devam ediyor, gol ofsayt veya neden ofsayt değildi. Öbür kanala döndüm, onlarda tartışmaları yeni bitirişler, bu akşam yapılacak olan; Trabzonspor, Fenerbahçe maçının kadrolarını kuruyorlar birbirlerine taktikler verip duruyorlardı.

Fakat söz birliği etmişler gibi çoğunluk son maçlarındaki galibiyetleri nedeniyle Abdullah Avcı’nın takımı Trabzonspor’u, Fenerbahçe karşısında favori gösteriyorlardı.

Bir kısmı da, Fenerbahçe’nin mağlubiyet nedenlerini sıralayıp duruyordu.

Yok, Teknik Direktör Ömer Bulut’un sağdan soldan alacağı talimatlar nedeniyle kafasının karışacağını.

Yok, takım kurmakta ve oyun planında yapacağı hatalar ile bu maçı kaybedeceklerini.

Sonunda bu maçın birçok olaya gebe olduğunu tekrar tekrar ederlerken, televizyonu kapattım.

Çok şükür Pazar sabahı erken kalkıp kahvaltı sofrasından kalkar kalkmaz bu yazımı yazmaya başladığımda saat sabahın 09;00 idi.

Trabzonspor, Fenerbahçe maçının başlamasın 10 bilemedin 11 saat varken.

Hani idare-i maslahatçılar vardır; Güzel bir oyun bekliyorum, top yuvarlaktır, hak eden kazansın diyerek bol keseden atanlar, atıp tutanlar.

Asla o duruma düşmeden izin verirseniz haddim olmadan, bir gerçeği siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum; Mazisi asırlara dayanan değerli kulüplerin en zor zamanlarında bile camialarının verdiği güç ile gösterdikleri karşı bir refleks vardır.

Sarı lacivert renklere gönül vermiş şerefli futbolcuların o çubuklu formayı giydikleri anda, aşamayacakları bir engel olmadığını defalarca ispatlamışlardır.

Tarihler boyunca elde ettikleri zaferler ile asırların çınarını her daim canlı tutup zaferlerden zaferler taşımışlar, taraftarlarına mutlulukları yaşatmışlardır.

İşte o gün bu gündür, o çubuklu formayı giyen her Fenerbahçe futbolcusu, terini son damlasına kadar, sırtında taşıdığı forma için akıtıp kendi kariyerlerine yakışır futbolu ortaya koyma zamanıdır. Koyacaklarına da eminim.

Bu nedenle, ne Trabzonspor, ne başkan, ne teknik kadro, ne taktik, ne de çokbilmiş yorumcu geçinenlerin saçmalıklarını dinlemeden uzun lafın kısası.

Eveleme geveleme yapmadan, eminim ki Trabzonspor’u sahadan silip süpürüp, kasketleri çıkartıp, İstanbul’a alınları açık döneceklerdir.

Sevgilerimle,

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Erimiş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

6141 - Fenerbahçeyi bukadar övmenize gerek yok. Acaba İstanbul basınında Kocaelisporumuzu bu kadar öven yazar var mı. İşte Trabzonsporu büyük yapan bu. Trabzonda hiç bir yerel gazeteci başka takımı bu şekilde övemez bu yüzden İstanbuldan 8 şa piyonluk almıştır. Kocaelinin ekmeğini yiyoruz Kocaelispor gerisi teferruat

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mart 02:34


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?