Sokaklarda kokteyl havası

Tam bir sene oldu…

Koronavirüs hayatımıza girdi gireli ne tadımız kaldı ne tuzumuz.

Belli saatlerden sonra sokağa çıkmak yasak, marketler ve mağazalar kapalı…

Kafeler ve restoranlarda oturmak yasak.

Acıksanız yemeğinizi paket halinde alıp sokaklarda, parklarda yemek zorundasınız.

Kafe önlerinde kurulan stantlardan çay, kahve alıp sokaklarda içmek zorundasınız.

Kongrelerin yapıldığı, otellerin açık olduğu bir dönemde kafe ve lokantalara müşteri alınmaması bana oldukça tuhaf geliyor, birçoğunuza da eminim tuhaf geliyordur.

Şimdi istediğiniz kadar kafeleri, restoranları yasaklasanız da insanlar bu kez sokaklarda, parklarda, meydanlarda sosyalleşmeye devam ediyor.

Belki de daha tehlikelisinden…

Mesela Belsa Plaza civarı, mesela Kent Meydanı…

Kafelerin yoğun olduğu ve kapıdan karton bardaklarla servis yapıldığı bu günlerde sokaklarda adeta bir kokteyl havası yaşanıyor.

Meydanlarda boş bank bulamayacağınız gibi gruplar halinde yerlere oturan ve sohbet eden genç insanlara sıklıkla rastlayabiliyorsunuz.

Sadece gençler de değil…

Her yaş grubundan insana rastlayabilirsiniz.

Evet, itiraf ediyorum; Ben de meydanlarda ve parklarda kahve içiyorum…

Geçenlerde arkadaşlarımızın yaptığı bir haber vardı.

Kocaeli Kafe ve Restaurant İşletmecileri Derneği (KOKRİD) Başkanı Yaşar Aktaş, “Restoran ve kafeler kapalı iken neden tatil merkezleri ve oteller açık?" diye soruyordu.

Yaşar Aktaş, dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs salgınını önlemeye yönelik alınan tedbirler kapsamında restoran ve kafe gibi işletmeler kapatılırken tatil merkezleri ve AVM gibi yerlerin faaliyet göstermesine tepki gösterdi.

Bence oldukça haklı…

Aktaş’ın söylediklerini bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Ne diyor Aktaş;

“Ülke genelinde 99 bin 558 esnaf kapandı.

40 bin 735 şirket kapandı işsizler kervanına 10 milyon kişi eklendi.

49 bin kutu antidepresan tüketimi 54 bine çıktı.

Bütün yaşananlar tüm kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşti.

Oteller, AVM’ler, kongreler, konaklama tesisleri pandemiden etkilenmezken lokantalar, kafeler, pastane, tiyatro, sinema, düğün salonu, internet kafeler salgından nasıl etkileniyor?

Buradan tüm yetkili kurum ve kuruluşlara sesleniyoruz; Bizlerin daha fazla kapalı kalması demek iflas demek kira, stopaj, vergi, elektrik, su gibi giderlerin, en önemlisi aile bütünlüğünün yıkımı demek.

Personelin, bizlerin, tedarikçilerimizin, taksicinin, fırıncının, kasabın, manavın, matbaacının, müzisyenin ve şu anda sıralayamayacağımız yüzlerce sektörün yıkımı demektir.”

Yaşar Aktaş’a sonuna kadar katılıyorum.

Lokanta, kafe, pastane, tiyatro, sinema, düğün salonu, internet kafe gibi yerler belli bir düzenlemeyle vatandaşların hizmetine acilen açılması gerektiğini düşünüyorum.

Sonuçta bu insanlar sokaklarda daha çok dip dibe…

Ayrıca işletme sahiplerinin içine girdiği ekonomik buhranı da asla göz ardı etmemek lazım.

Esnaflar artık bitik, dayanacak güçleri kalmadı…

Zaten birçoğu kapandı bu süreçte.

Artık insanlar sıkıldı, koronavirüse yakalanırsak yakalanalım havasındalar.

Kurallara elbette uyacağız ve bu zor günleri hep beraber atlatacağız ama bu yasakların bir kez daha gözden geçirilmesi, yumuşatılması hepimiz için güzel olacak.

Sağlıklı günlerde buluşmak dileği ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Uğur Ulusoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.