DİŞİMİZİ RUHUMUZA GEÇİRMEK

Bazı zamanlar şu masaya oturduğumda kelebekler uçuşuyor midemde sanki. Kalemimin mürekkebi kâğıda değmeden, zihnimdeki düşünceler sansürlenmeye başlıyor adeta. Ne yazacağımı veya yazacaklarımı hangi cümlelerle aktaracağım konusunda afallıyorum. Hele de yeni ve farklı bir mekânda, farklı şartlarda olduğumda bunu daha belirgin hissediyorum. Bir kalabalık karşısında konuşma yapmadan önce hissetmek gibi. Farklı, yeni bir mekân, tanımadığınız değişik insanlar. Siz o kalabalığa hitap edeceksiniz, ama çok heyecanlanıyorsunuz.

Şu sıralar da zihnim öylesine dolu ve karmaşık adeta. Neye üzüleceğimi, neye odaklanmam gerektiğini kestiremiyorum. Fakat duygularıma savaş açmak yerine onları kabul etmeyi yeğliyorum. Hayat bazen gerçekten iç açıcı olmuyor. Bir sürü üzücü haberler alıyor ve neticesinde acı çekiyoruz. Üzücü olaylar karşısında acı hissetmek en insani cevaptır elbette. Böyle zamanlarda kendimize duygularımızı yaşamak için izin vermeliyiz. Göreceğiz ki bir süre sonra ne kadar büyük, ne kadar acı olursa olsun o duygumuz yatışacaktır. Sabahattin Ali’nin de dediği gibi: “Hiçbir acı baki değildir.” Her duygunun bir vadesi, bir yaşam süresi vardır. Ki insanın tüm hayatı dahi fani değil midir? İnsanın kendisi bile gelip geçmiyor mu da zihnindekiler, kalbindekiler baki kalsın?

Fakat kalplar Allah’ın elinde ve evirip çeviren de ‘O’. Kalbim bir halden başka bir hale girmeye pek meraklı. Bir bakmışız bir şeye sevinirken, akşamında aldığı bir haber ile birden melankolikleşebiliyor. Bir bana mahsus bir durum değil bu eminim. Çünkü günümüz bir nevi kaygı çağı. Kaygıların cirit attığı şu toplumda, kimin ruhsal hali standart kalabilir ki? Rahmetli, sevgili Doğan Cüceloğlu’nun bir tavsiyesi olmuştu yıllar önce. Kendime şiar edindiğim bir tavsiye. Her akşam kendimize en azından bir on beş dakika ayırıp, gün içerisinde en yoğun olan duygularımızı yazmak. Yazamıyorsak dahi tefekkür edebilmek. Kendimizi tanımak ve duygularımızı analiz edebilmek adına; duygularımızın günlüğünü tutmak. Ki zira kendisinin farkında olmayan bir kimse başkalarına da tanıklık edemez. Kendisini tanımayan, diğerlerini de tanıyamaz. Oysa bizim sevdiklerimizi daha iyi anlayabilmek adına kendimizi de anlamamız gerekir. Neden mi?

Çünkü insanoğlu yalnızlaşıyor. Şöyle dikkatlice bir etrafınıza bir bakın. Kaç kişi bir diğerini dikkatle dinliyor? Kaç kişi gönlünden geldiği gibi meramını ifade edebiliyor? Televizyonların uğultusu, cep telefonlarının zırıltısı, hayatın telaşesi, nitelikli ve sahici konuşmaları giderek imkânsız bir hale getiriyor. Oysa insan hikâyesini anlatmak, dertlerini paylaşmak isteyen bir varlık. Anlattığı hikâyelerin yankısını duymak isteyen, varlığını başkasının yüzünde seyretmek isteyen bir canlı. Can dilde hayat buluyor. Ünlü düşünür Martin Heidegger’ın da söylediği gibi: “Dil varlığın evidir.”

İnsan daha fazla yalnızlaşmadan önce yabancılaşmasının önüne geçmemiz gerekiyor. Sadece ruhuna değil, bedenine de yabancılaşıyor oysa insan. Beden derken, etten kemikten değil, kişinin tüm varlığını kast ediyorum burada. Dünya artık sisler arasında görünüyor. İlişkilerin, aşkların, dostlukların ve hatta sohbetin bile kısa ömürlü ve sanal olduğu bu dünyada, insanların kendilerini gerçek olarak hissetmeleri zorlaşıyor.

Öyleyse önce kendi kendimize yabancılaşmadan, kendimizi ve duygularımızı iyi tanımamız ve hayatımız daha fazla bulanıklaşmadan “Buradayız!” diyebilmek için, galiba dişimizi ruhumuza geçirmemiz gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

11

Fatih Şahin Photograph - Artık otonom bir hayata geçiş yaptı insanlık maalesef. Umarım o diş o ruha geçer de insanlığın az da olsa umudu devam eder, etmeli de.

Ve maalesef ki bunu bizler yapıyoruz. Hem de şikayetçi olduğumuz ne varsa hepsini teker teker biz yapıyoruz. Çünkü biz yapInca normal geliyor bize ama başkası yapınca hooop hemen gözümüze batıyor ve hemen bilir kişi oluyoruz.

Kaleminizin mürekkebi bitmesin :)))

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Nisan 23:31
10

Nuray Gönenç - Sevgili Yeliz,

Her okuyanının istisnasız satırlarinda kendini bulduğu yazılar yazabilmek, kac yazara nasip olmuştur?Cok güzel yol aliyorsun,tebrik ederim.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Mart 20:00
09

Human - Keşke çok beğen, aşırı beğen tuşu olsa şuracıkta. Ama şükür ki burada duygularımızı aktarmamıza imkan vermiş sevgili Çağdaş Kocaeli Gazetesi. Kaleminiz kuvvetlensin her daim. Başarılarınızın devamını dilerim...

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 25 Mart 11:41
08

Mustafa - Her zaman ki gibi çok güzel

Ağzınıza sağlık Yeliz hanım

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 25 Mart 09:22
07

Bir Muallim - Beni alıp götürmeyi yine başardınız Yeliz Hocam.. Kaleminize sağlık olsun. İyi ki varsınız. Kaleminiz hiç susmasın, bükülmesin.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 24 Mart 13:09
06

Sokak Lambası - Her zamanki gibi mükemmel bir yazı olmuş gelecek yazılarınızı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum başarılar

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 24 Mart 12:44
05

K.t - Güzel insanlar güzel söyler, güzel işler yapar bu da kanıtı ?

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 23 Mart 13:33
04

Mehmet Selvi̇li̇ - Nasıl güzel, nasıl hisli. İçinden geçenleri bu kadar yalın bir şekilde aktarabilen çok ender insanlardan olduğunuz kesin. Özellikle açıp öğrencilerime okuyorum her hafta. Tebrik ederim. Bu yazılar bir bütünde toplanıp karşımıza çıkar bir gün inşallah iki karton kağıt arasında. Başarılarınızın ve gönül güzelliğinizin devamını dilerim. Sevgiler...

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 23 Mart 11:37
03

Semanur Bozok - Yine gönüllere dokunan bir yazı kaleme almış sevgili Yeliz Seyhan. Bize unuttuklarımızı hatırlatan kalemi dilerim ki hiç susmasın.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 23 Mart 11:30
02

Nur - Yazmak gönül ve emek işidir. Doğru sözcükler ile doğru ahengi yakalayabilmek maharet ister. Fakat bunlardan da en önemlisi yazdıkları ile kalbe, ruha ve akla dokunabilmektir. İşte Yeliz Hanım'ın yaptığı da tam olarak budur. Her hafta hepimiz onlarca olay yaşayıp farklı duygular tadıyoruz. Senin her yazın ile de yaşadıklarımız bir bir hatra düşüyor, ufak da olsa bir parça buluyoruz kendimizden. Demem o ki sen hep var ol o güzel cümlelerinle ?

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 23 Mart 11:25
01

Dilek Osmanoğlu - ?Kelimeler öyle güzel evrilip çevrilmişki hepsi anlatacaklarını bir nefeste ifade etmiş.Nasıl beğendiğimi anlatamam.Kitaba devam et

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 23 Mart 09:30