DÜNYA TİYATRO GÜNÜ

27  Mart  Cumartesi  günü  “Dünya  Tiyatro  Günü”ydü. Dünyanın  her  yerinde  olduğu  gibi  ülkemizde  de  çeşitli  etkinliklerle  kutlandı. Uluslararası  Tiyatrolar  Birliği (ITI)   1961  yılında  ilk  kez “Dünya  Tiyatro  Günü”  kutlamalarını  gerçekleştirdi. İlk  bildirge  ise     27  Mart  1962’de  okundu. Birleşmiş  Milletler  Bilim  ve  Sanat  Örgütü  UNESCO  bünyesinde  kurulan  ITI  gözetiminde  o  günden  bu  güne  her  yıl  27  Mart  günü  “Dünya  Tiyatro  Günü”  olarak  kutlanmaktadır. Amaç, sahne  sanatları  bağlamında, dünya  çapında  bilgi  ve  uygulama  alışverişini  artırmak, toplumsal  bilinci  uyandırmak, insanlar  arasında  barış  ve  dostluğu  sağlamak  ve  geliştirmek, UNESCO’nun  hedeflerine  ulaşmasına  katkıda  bulunmak  şeklinde özetlenebilir.

Milattan  önce  6. Yüzyılda  Antik  dönemde  önce  trajedi  ve  komedi  adlarıyla  iki  türde, sonra  dram  türünü  katarak  3  türde  geliştirilen  tiyatro, amfi  tiyatrolarda  koro  ve  aktör  arasındaki  diyaloğa  dayalı  sahneleme  ile  sanat  dalları  arasında  yerini  alır. Bizde  “Karagöz, Meddah, Orta  Oyunu”  gibi  geleneksel  seyirlik  oyunlar  bu  boşluğu  doldurmaya  çalışmış, modern  anlamda  ilk  tiyatro  eseri  ise  Tanzimat  Edebiyatı  döneminde  “Şair  Evlenmesi” adıyla  İbrahim  Şinasi  tarafından  yazılmıştır. Namık  Kemal’in  “Vatan  yahut Silistre”  adlı  eseri  1873’te  İstanbul  Gedik  Paşa  Tiyatrosunda  sahnelenmiş  ve  sahnelenen ilk  yerli  tiyatro  eseri  olmuştur.

Cumhuriyet  döneminde  Devlet  Tiyatroları  kurulmuş, tiyatronun  geniş  kitlelere  ulaştırılması  ve  bu  sahne  sanatı  ile  halkın  eğitimine  katkı  sağlanması  amaçlanmıştır. Mustafa  Kemal  Atatürk  genel anlamda  içinde  tiyatronun  da  bulunduğu  tüm  sanat  dalları  için  “Sanatsız  kalan  bir  milletin  hayat  damarlarından  biri  kopmuş  demektir.” Diyerek  sanatın  toplum  hayatındaki  yerini  ve  önemini  vurgulamıştır. Cumhuriyet  döneminde  tiyatro  ve  sinema  sanatlarının  gelişiminde  çok  önemli  katkıları  olan  Muhsin  Ertuğrul  tiyatro  için  şöyle  der: “Tiyatrosuz  bir  toplum  yeni  doğmuş  bir  çocuk  sayılır. Henüz  dile  gelmemiş, henüz  ilk  sözcüğünü  söylememiş  bir  çocuk. Hastane  gövdelerin, tiyatro  ruhların  şifa  kaynağıdır. Tiyatro  bir  şehrin  ocak  başıdır. Oturmayı, kalkmayı, dinlemeyi, anlamayı, birbirimizi  sevmeyi  orada  öğreniriz.” Tanzimat  döneminde  6  önemli  tiyatro  eseri  yazmış  olan  ve  bir  eseri  sahnelenen  Namık  Kemal  tiyatro  için:” Tiyatro  aşka  benzer, insanı  hazin  hazin  ağlatır. Ama  verdiği  acının  gücünde  bir  başka  tat  bulunur. Tiyatro  evrene  benzer. İnsanı  doya  doya  güldürür. Ama  yansıttığı  tuhaflıklar,  gülerken  ağlamak  için  istekler  doğurur.” Der.

Görsel  sanatların  bu  en  etkili  dalına  emek  veren, katkı  sağlayan  tüm  sanat  severlere, tiyatro  severlere  sevgiler, saygılar… “Dünya  Tiyatrolar Günü” kutlu  olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erinç Gürbüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.