“GÜZEL SÖZ SADAKADIR”

“Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz”.

Sözün ne kadar önemli ve kastı kadar söylenişinin de bir o kadar mühim olduğunu, ağzımızdan çıkanların nelere sebep olabileceğini nazenin bir şekilde anlatmış bizlere bu deyişinde sevgili Yunus Emre.

 Her gün hatta her an kullanmakta olduğumuz, bazı zamanlar hiç düşünmeden gerçekleştirdiğimiz konuşma eylemi, kişiliğimizi de ele verir aslında. Kişiliğimizin boyutu, derinliği ve seviyesi konuşma şeklimizde, içeriğinde, tarzımızda, terbiyemizde, sosyal çevremizde, kelime hazinemizde ve başkalarının konuşmasına verdiğimiz tepkilerde saklıdır. Konuşmak sürekli düşünmek, düşündüklerini uygun kelimelerle dile dökmek ve karşısındakini dinlemektir. Konuşurken bir bakıma varlığımızı kanıtlarız.

Günümüzde toplum artık fazla itibar etmese de, sözcüklerin kesinlikle dönüştürücü bir gücü vardır. Gün içerisinde yaşanılan olumsuzlukların yüreğimize yüklediği negatif hisleri,  dertlenmelerin neticesinde zihnimize yerleşen hüzün bulutlarını birkaç cümle ile dağıtmak mümkündür oysa. Ağızdan çıkıp yüreğe dokunan birkaç cümle dahi dağıtmaya muktedirdir o hüzün bulutlarını.

Ya da tam tersi; iyi niyetle söylediğimizi düşündüğümüz o kırıcı ya da yargılayıcı sözcükler, zihnini ve yüreğini olumsuz manada etkileyebilir muhatabımızın. Bizden incinebilir karşımızdaki insan. Sırf söylemek için söylediğimiz, özenmediğimiz sözcüklerimizden. Güya sosyal medya çağındayız! Birbirimize daha hızlı ve daha kolay ulaşabildiğimiz, daha fazla sosyalleştiğimizi sandığımız, ama yalnızlığın dibine vurduğumuz çağ bu çağ. Zahiren kalabalık, batında ise pek tenhayız. Birebir diyaloglarımızın yerini, kısa mesajlar, ne hissettiğimizi ifade etmeye çalışan minik ifadeler aldı ne yazık ki. Oysa gözlerden ve ses tonundan anlaşılabilecek olan hüznü hangi sembol ile aktarabiliriz ki? Sözcüklerin onarıcı ve dönüştürücü gücünü olumlu anlamda kullanmayı bırakmayalım asla. Karmaşık, sadelikten uzak o modern iletişim yöntemlerini bir kenara bırakıp, hiç değilse sesini duyabileceğimiz, sesimiz ile sarabileceğimiz yöntemleri tercih etmeye çalışmalıyız.

Oysa biz sadeliği yitirdik. Dünya eskisinden çok daha karmaşık, zihinlerimiz bütün bu görüntü ve bilgi seli içinden doğru yaşamanın ipuçlarını seçemiyor. Toprağa basmadan geçen haftalarımız var, bir dost sohbetinde ısınmadan geçen aylarımız var, iş yaşantısı ve geçim meseleleri hayatlarımızın üzerine kara bulutlarını germiş de oradan bize unutuş ve aldanış yağdırıyor. İlk başta kendi adıma, sevdiklerim ile hasbihal edemeden geçen günlerim için çok üzülüyorum. Eskiden, dede evinin avlusunda ailecek toplaşıp ettiğimiz sohbetleri, mahallede, yol kenarlarında oturulup, çay eşliğinde edilen muhabbetleri çok özlüyorum. O ihtimam gösterdiğimiz diyalogları. Ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimize de dikkat ettiğimiz, kendi söylediğimiz kadar muhatabımızın söylediğini de önemsediğimiz diyalogları…

Hz. Muhammed’in bir hadisinde zikrettiği gibi: “Güzel söz sadakadır.” Sevdiğimizden verebilmektir. En güzel olanı söyleyebilmektir marifet. Ağzımızdan çıkanlardan mesul olduğumuzu unutmadan, sözcüklerin dönüştürücü gücünü önemseyerek devam edelim sevgili okur. Unutmayalım ki ağzımızdan çıkanlar, bir gönlü yıkabilir veyahut yine gönül üzerine gönüller inşa ettirebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

Fatih ŞahinPhotography - Aynen katılıyorum her cümlesine. Gerçi bu “aynen” kelimesi de son zamanların en ğopüler kısaltması oldu ya! Neyse :))

Maalesef dijitalleştik her anlamda dijitalleştik. Sanal ortamda cesur, vatansever, milliyetçi, sağcu, sokcu, dindar, muhafazakâr...

Ama gerçek hayatta bu tarz ahkam kesen insanların yaşayışına baktığımızda söylediklerinin tam tersi bir hayat. Bir de dediğiniz gibi dedelerin bahçeleri yok artık. Gerçi dedeler ve nineler yok ki evleri olsun veya evimizde barındırmıyoruz ki hayatın tadı olsun.

Hasılı biz, tatlı sözün yılanı deliğinden çıkardığını unutalı baya oldu. Zira özür dileyeni ezik, hatasını kabul eden insanı deli, iyilik yapan eş dost akraba veya arkadaşı enayi olarak görüyoruz artık...

Güzel yazınız için teşekkürler ???

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Nisan 00:54
06

Human - Yine Mükemmel bir yazı. Tebrik ederim Yeliz hanım. Daha güzel yerlerde görmek nasip olsun sizi çünkü hak ediyorsunuz .Hep daha güzel günlere ve daha güzel işlere inşallah...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 16:17
05

Mevlüt SEYHAN - Malum, testi içindekini sızdırır. Sözü güzel olanın gönlü de güzeldir. Dil kalbe aynadır. Kalbi kıranda dildir mealesef. Bunu da buraya not düşmek istedim, yazıyı okuyunca aklıma getirdiği için.

Güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Sizde bu güzel sözlerle sadaka vermiş oldunuz; hem de bir değil bir çok kişiye:) Tebrik ederim.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 14:23
04

Yakup - Güzel olmuş. Sadece ilave olsun diye, "güzel söz yılanı deliğinden çıkarır" derler, atalarımız.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 10:44


Anket Yeni web sitemizi beğendiniz mi?