Cumhurbaşkanlığı adaylığı; Kılıçdaroğlu, Akşener ve İmamoğlu...

Cumhur İttifakı pres yapıyor, Millet İttifakı ise bir arada durabilme mücedelesi veriyor. Aslında bana göre her şeyin belirleyicisi, Cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan’ın karşısına kimin çıkacağı meselesi. Bu aynı zamanda muhalefetin genel konumunu ve ittifakları da etkileyebilecek nitelikte bir konu...

CHP muhalefetin lokomotifi. Oradan CHP’yi alın muhalefet darmadağın olur. CHP’nin kurumsal kimliği ve Kılıçdaroğlu’nun büyük özverisi tutkal gibi işlev görüp adeta bütün muhalefeti bir arada tutuyor. Hem de CHP’nin zarar görüp, oy oranı yükseltememesi pahasına...

Peki Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Her üç isme yakın kaynaklardan son bir iki aydır edindiğim bilgilerin ışığında analiz yapacağım...

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Kılıçdaroğlu- Akşener ve İmamoğlu hattında içten içe kıyasıya bir mücadele var.

Kılıçdaroğlu aday değil, bu biliniyor...

(Ancak; Bu sistemle seçilecek bir adayın güçlendirilmiş parlamenter sisteme döneceğinden bütün partiler şüphe duyuyor. Bir tek Kılıçdaroğlu’na güveniyorlar ve onun üzerinde büyük konsensüs var)

Mansur Yavaş’ın da adı geçiyor ancak, o bu mücadelenin topuna hiç girmiyor...

Akşener fazla belli etmiyor ama istiyor...

Kılıçdaroğlu’nun gönlündeki isim de o.

İmamoğlu ise en fazla istekli olan…

Millet İttifakı açısından bu isimler  son bir aydır adaylık konusunda kilit konumuna geldiler…

Bunu şöyle özetleyebiliriz;

Kılıçdaroğlu ve yönetimi yani CHP’nin kurumsal kimliği Akşener’den yana. Çünkü aralarında 31 Mart seçim zaferinden gelen güçlü bir hukuk oluşmuş durumda ve bunu sürdürmek istiyorlar...

İmamoğlu cephesi ise partinin resmi kimliğine ve Kılıçdaroğlu’na rağmen bir çıkış arıyor. Bu çıkış aynı zamanda CHP’nin geleceğini dizayn etme düşüncesini de kapsıyor...

Kılıçdaroğlu - Akşener cephesi...

Bir:

Her iki lider partilerinin resmi ve kurumsal yapılarını temsil ediyor. Dolayısıyla bu zeminin getirdiği ilkelere göre hareket ediyorlar...

İki:

Kılıçdaroğlu siyasi hırstan arınmış özverili bir demokrat gibi hareket ediyor. Bu tarzıyla yalnız Millet İttifakı’nı bir arada tutmakla kalmıyor bütün muhalefeti de konsolide ediyor. Akşener’in ise devlet deneyimi ve siyasi tecrübesi fazla. Ayrıca her türlü baskıya rağmen Millet İttifakı’nın içindeki duruşunu bozmuyor. Bunların yanısıra CHP’nin başını çektiği muhalefetin 31 Mart seçim zaferi iki lider arasındaki güveni dolayısıyla da yakınlaşmayı arttırdı. Bunların sonucunda Kılıçdaroğlu’nun gönlünde oluşan isim Akşener oluyor...

Üç:

Her iki lider kendi siyasi geleceklerinden çok muhalefetin kazanmasına odaklı bir siyasi duruş içinde politika yapıyor. Bireysellikten uzak bu duruş, bazen zaafiyet gibi değerlendiriliyor ve başta İmamoğlu olmak üzere diğer potansiyel isimlerin işine yarıyor. Ancak şu anda ipler iki liderin elinde...

İmamaoğlu cephesi ve o senaryo...

Bir:

İmamoğlu kişisel faydacılık üzerine kurulu politika tarzını Türkiye’de en iyi yapan isim olarak anılıyor. İlk başlarda Büyükşehir adaylığından ürktüğü için Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’ndan kopmak istemedi. Ancak Kılıçdaroğlu kendisini ikna etti. İkinci seçimi büyük farkla kazanınca kendine güveni adeta zirveye çıktı. Çıktığı bu zirve ise İmamoğlu’nu İstanbul’u yönetmekten çok Türkiye genelinde oyun kurucu olmaya yöneltti. Bu yönde sık sık çok atak yaptığı da görülüyor...

Örnek;

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Meral Akşener ile Pervin Buldan’ı birlikte anması, bunun küçük bir örneği.

Geçenlerde Demirtaş’ın cezaevinden “Demokrasi cephesine milliyetçiler gereken desteği vermezlerse üçüncü yolu biz açarız” sözleri ise tamamen İYİ Parti’ye ayar veren ama İmamoğlu’nun elini güçlendiren bir açıklamaydı.

İki:

İşte o senaryo;

“İmamoğlu Cumhurbaşkanı, Akşener Başbakan”...

Bu formül yavaş yavaş CHP kulislerine fısıldanmaya başlandı...

İmamoğlu bunun için sürekli anket yaptırıyor ve kendisinin çok önde çıktığı anketleri paylaştırıyor.

Üç:  

İmamoğlu aday olursa meclis çoğunluğu nedeniyle İstanbul AK Parti’ye geçer gerçeğini ise bu cephe şöyle çürütüyor;

“İmamoğlu Cumhurbaşkanlığı’nı kazandığında, bir yıl sonra yapılacak yerel seçimlerde İstanbul’u yeniden CHP zaten kazanır. O nedenle Belediye Başkanlığından istifa edip Cumhurbaşkanı adayı olmasında bir sakınca yok”...

Toparlayacak olursam;

Son edindiğim bilgilerin toplamından şu sonuca vardım; Kılıçdaroğlu ve ekibi Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı adaylığına odaklanmış vaziyetini korurken, İmamoğlu cephesi (Biraz da HDP’yi arkalayarak) bu vaziyeti aşıp yeni bir hikaye yazma arayışı içine girmiş bulunuyor...

Kılıçdaroğlu ve Akşener eski, İmamoğlu ise yeni kuşak siyasetçi. Bu eski- yeni mücadelesi önümüzdeki seçimlere mi damga vurur yoksa bir sonraki seçimlere  mi kalır, onu da zaman gösterecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.