Sefer Ekşi ve yanan Tekel Binası… Kitaplarım… 1 Mayıs…

Sefer Ekşi’den, yanan

Tekel binası için bir anı…

Dün Sefer Ekşi’den bir anı aktaracağımın sözünü vermiştim… Pandemi başladığından bu yana Bodrum’da sahibi olduğu Kefaluka otelde kalıyor. Bazen o bazen ben arar, sohbet ederiz. Kent ve ülke meselelerini konuşur siyasetin gidişatını yorumlarız. Çok eski bir dostum ama görüşlerini çok önemserim. Çünkü çok tecrübeli bir siyasetçi ve işadamıdır.

Bu kez  söz yanan tekel binasından kalan son duvarın yıkılması geldi.

Biliyorsunuz Anıtlar Kurulu’nun kararı doğrultusunda Büyükşehir bir ay kadar önce burayı yıkmıştı. İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ise alana gelerek yıkıma karşı çıkmıştı.

Sefer Bey yanan Tekel binası ve yerine kurulan Sabri Yalım Parkı ile ilgili bir anısını anlattı…

Sefa Sirmen kendisine gitmiş ve buranın yeşil alana dönüştürülmesi için destek istemiş. Gerisini Sefer Bey’den dinleyelim…

 

Ama önce Sefer Bey’in o günkü konumunu kısaca özetleyeyim, çünkü anlattıkları böyle daha iyi anlaşılacaktır…

1999 - 2002 yılları arasında ANAP milletvekilliği yaparken çok etkiliydi. Tanık olduğum pek çok örnek oldu. Gerçekten çok etkiliydi. İlimize pek çok proje kazandırdı ve bir çok sorunun çözümünü de sağladı. Bu kadar etkili olması tamamen Mesut Yılmaz’a yakın oluşundan ileri geliyordu.

DSP, MHP ve ANAP koalisyon Hükümetinde Yılmaz Başbakan yardımcısıydı, dolayısıyla Sefer Bey gücünü buradan alıyordu.

Sefer Bey’in anısı;

Sefa Bey bana gelip, yanan tekel binası yerinin yeşil alana çevrilmesi için destek isteyince ben de hemen Mesut Bey’e(Yılmaz) gittim. Yanımdan ilgili bakana “Sefer bey size gelecek. İzmit için bir isteği var, onu lütfen halledin” dedi.

Hemen sonra Bakana gidip konuyu aktardım…

Fakat uzun zaman geçmesine rağmen iş olmadı. Ama bir yandan Sefa Bey diğer yandan Hikmet Bey (Erenkaya- o zaman Saraybahçe Belediye Başkanı) ne oldu bu park işi diye sürekli soruyorlar …

Sonunda ne oldu diye sormak için bakana bir daha gittim; “Genel Müdür imzalamıyor” deyince soluğu hemen Mesut Bey’in yanında aldım.

Mesut Bey hemen telefonu kaldırdı; “Sayın Genel Müdür hazırlanın sizinle haftaya Küba’ya gideceğiz. Bu kez Bakanın yerine sizi götüreceğim. Ama bu arada siz de bizim Sefer Bey’in şu İzmit’le ilgili imza işini de halletmiş olun”

Sonuçta; Bugünkü otogarın yanında bir yer verilerek, orası park haline gelmiş…

(Tabi ben Başbakan Yardımcısı olarak Mesut Bey’in genel müdüre fırça atacağını sanmıştım. Meğer o dönemlerde genel müdürler üçlü kararname ile atandığı için çok güçlülermiş ve bırakın bakanı, Başbakan veya Başbakan Yardımcısı  falan dinlemiyorlarmış. O nedenle Mesut Bey işi çözmek için böyle bir formül bulmuş)

Yani o yanan tekel binasından sonra oluşan Sabri Yalım - Demokrasi Parkı’nın böyle bir hikayesi varmış. Ben de hem emeği geçenler hatırlansın hem de gün yüzüne çıksın , şehrimizin tarihine not düşeyim istedim…

 

Tam kapanmada

kitaplara dalmak…

Tam kapanma ile birlikte çalışma mesaimizde fazla bir değişiklik olmayacak. Kağıda baskı yapan İzmit merkezli gazetelerimiz aldıkları ortak karar gereği, bir süredir yaptıkları gibi haftanın beş günü yayınlanacaklar. Dolayısıyla Cumartesi ve Pazar günleri haricinde gazete çıkaracağız.

Sürekli basın kartı sahibiyim ayrıca gazetenin verdiği görevlendirme belgem de var ama kurallara uymak adına işimin dışında sokağa çıkmayacağım. Evde sadece köşemi yazıp, arkadaşların haber trafiğini takip edeceğim…

Dolayısıyla üç hafta önce başladığım kitap okuma programımı disiplinli biçimde sürdüreceğim. Dikkatli okurlar daha önce söz ettiğim yeni okuma alışkanlığımı hatırlayacaktır; artık 4-5 kitabı birlikte okuyorum.

Bu haftaki kitap dünyamdan sizlere bilgi vermek istiyorum…

Geçen haftadan devam edeceklerim var. Harrari’nin  Sapiens ve Homo Deus kitapları yaklaşık 500’er sayfa olduğu için sanırım ancak bu hafta bitirebileceğim.

Yeni başladığım kitaplar ise şunlar;

Bir:

Epiktetos’un “Kendisinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir”

Epiktetos Stoacı bir filozof (Stoacılık : Mutluluğu esas alır. Mutluluğa ulaşmak için ise doğaya uyumlu yaşamak gerektiğini savunur)

 Yıllardır beğenerek okuyorum. Elimdeki kitap 18’nci baskı. Yayına hazırlayan Aslı Perker kitabı şöyle tanımlıyor; “Epiktetos’un sadelik, akıl, güven, seçme özgürlüğü, an’ı yaşama ve huzur üzerine inşa ettiği basit ama köklü felsefesi, günümüz insanının anlam arayışına iki bin yıl öncesinden ışık tutmaya devam ediyor hala…” 86 sayfa olduğu için yarım günde bitirdim…

İki:

Malcolm Frank, Paul Rehrig ve Ben Pring birlikte yazdı; “Makineler her şeyi yaptığında biz ne yapacağız”

Yazarları kitabı şöyle tanıtıyor; “Sadece teknoloji alanında değil, hangi sektörde olursanız olun, ister kurumsal bir şirkette çalışın, ister kendi işinizi yapın, bu kitap yeni dijital çağda ayakta kalmak ve bir adım öne geçmek için rehberiniz olacak” (Bu kitabı ikinci kez okuyorum)

Üç:

Sadık Albayrak’ın “İslam dünyası nereye gidiyor?” kitabı…

Kitap şöyle tanıtılıyor; “Sadık Albayrak, 60’lı yıllardan itibaren başladığı fikir ve mücadele serüvenin ortalarında kaleme aldığı  bu eser, 80’li yılların Türkiye manzarasını ve İslamcı kesimin gündemini araştırmak isteyenler için önemli bir kaynak…”

1 Mayıs Bayramı

Kutlu olsun…

Dün çok arkadaş arayıp “Sen de emekçisin. 1 Mayıs Bayramını kutluyoruz. Ama yaşadığın ve gelenek haline getirip her yıldönümünde aktardığın Taksim’deki o kanlı 1977’nin 1 Mayıs’ını da anlatmanı bekliyoruz” dedi…

Dün söz verdiğim gibi; 44 yıl önceki görkemli coşkuyla başlayıp, 34 kişinin ölümüyle biten o büyük acılı kanlı 1 Mayıs’ı yarın yazacağım…

Pandemi gölgesindeki kutlamalar daha çok sosyal medya platformlarında gerçekleşti. Güzeldi, hoştu, dayanışmacıydı. Tekrar herkesin 1 Mayıs Bayramı’nı kutluyor yüz binlerin meydanlarda toplanarak kutladığı günlere ulaşılmasını dilerim.

Bazı dostlar “Şişli Meydanı’nda üç kız” türküsünü WhatsApp’tan bana da attılar keyifle izledim. Kocaeli Eğitim Sen Şubesi üyeleri hazırlamış, onları da kutlarım…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.