“Teknolojik Bayram” yaşamak … Kitaplar…

Bu bayram teknolojiye

teslim olduk…

Akıllı telefonlar önceleri günlük rutin yaşamımızı kolaylaştırmıştı, sonra önemli bir parçamız haline geldiler ve bu bayramda da adeta olmazsa olmazımız oldular.

Yani artık akıllı telefonlar yaşamımızın öznesi.

Arayanlar ve benim aradıklarımla birlikte 3 gün boyunca yaklaşık 150 kişiyle cep telefonu aracılığıyla bayramlaştım. Kiminle sohbet etmişsem, herkes aynı şeyi söyledi; telefonla bayramlaşma 2-3 kat arttı.

Yani bu bayram “Teknolojik Bayram” oldu…

Kimi eşiyle, kimi çocuğuyla, kimi torunuyla, kimi sevdiğiyle konuşurken telefon yetmemiş ayrıca görüntülü konuşmuş…

Yani telefonlaşma, görüntülü konuşma ve mesajlaşma işi bu bayramda adeta patladı.

Öyle ki anlatılanlara göre; bu yoğun görüşme trafiği sırasında şebekeler sık sık çökmüş, dolayısıyla görüşmelerde teknik sorunlar yaşanmış. Bu sorun daha çok görüntülü konuşmalarda yaşanmış. Mesela ben de torunla görüşmeyi tamamlayamadım.

Niye bu bayram patladı?

Geçen yılki bayramlarda pandemide nasıl yaşayıp nasıl davranacağımız konusunda hepimiz tecrübesizdik. Ayrıca ne kadar süreceğini ve ne zaman biteceğini de bilmiyorduk. İş uzayınca yorulduk ve keyifler kaçtı moraller bozuldu. Bildiğimiz bütün ezberler de tek tek çökmeye başladı. Ve yapacak başka çaremiz kalmadı.

Bir de bunların üzerine bu bayram tam kapanma gelince kendimizi tümüyle teknolojiye teslim ettik…

Biz İnsanoğlunun, ortama ayak uydurmak ya da o ortamın kalıbına girmek gibi Allah vergisi bir özelliği var.

İşte bu Allah vergisi özelliğimizle bu bayram cümbür cemaat teknolojiye teslim olup, akıllı telefonları tepe tepe kullandık. Gördüğüm kadarıyla bu tarz bayramlaşmayı herkes çok sevdi. Şüphesiz bir yenilik ve bir kolaylık.

Ancak eğer teknolojinin getirdiği rahatlığın cazibesine fazlaca kapılacak olursak; Hani ikide bir “Bayramlarda kucaklaşmayı özledik” falan diyoruz ya, işte o “Kucaklaşma” özlemi bir daha aklımıza bile gelmeyecektir…

Elbette eninde sonunda başımıza gelecek olan; teknolojiyle iç içe yaşamak olacaktır. Zaten o aşamaya doğru bir gidiş vardı, bu bayram çok hızlandı. Bundan kaçış yok, yeter ki teknoloji bizleri esir almasın…

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”…

Teknolojik yeniliklere çok kapalı olanlar bile bu bayram görüntülü telefonlara sarıldı. Bu da gösterdi ki, pandemi gerçekten hepimizi değiştirecek. Hani deniyor ya; “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” galiba bu bayram onu iyice hissettik…

Dijital dönüşüm- devrim zaten hepimizi değiştirecekti, ancak pandemi bu süreci öne alıp hızlandırdı. Pandemi kısıtlaması nedeniyle gidemediğimiz komşu mahalledeki yakınımızla da, dünyanın diğer ucunda bulunan eşimiz dostumuzla da, artık görüntülü olarak görüşüyoruz…

Bazı siyasi partiler online toplanıp bayramlaşma yaptı. Keza Bayramda çalışmak zorunda olan kesimler de bu teknolojiden yararlandı…

Yani pandemi bizleri teknolojiyi kullanmaya zorladı. Teknoloji de bunu fırsat bilip insanlığa dedi ki; “Bakın!... Bayramlaşmak ve sevdiğinizle hasret gidermek istiyorsanız bizden yararlanın”

Toparlayacak olursak;

Teknoloji artık yaşamımızın bir parçası. Bu yakınlık yarın daha da artacak. Ama teknolojiye çok alışırsak, etkisi altına girmemiz de kaçınılmaz olacaktır.

Sonra da bayramları görüntülü telefonla yaşayan bir topluma dönüşebiliriz. En çok korktuğum ise; teknolojinin tamamen esiri haline gelmektir.  Arkadan gelen yapay zeka ve robotlar ise işsizliği, mesleklerin ölümünü hızlandıracak dönüşümler yaratacaktır. 

Teknolojiden yararlanalım ama duygularımızdan, insani ilişkilerimizden kopup erkenden robotlaşmayalım…

 

Bu hafta daldığım

Kitaplarım…

Bayram bittikten sonra şöyle telefonumun listesine baktığımda 150’e yakın dost ve arkadaşımın aradığını fark ettim.

Hamdolsun, şükürler olsun diyor ve Allah’ım eksikliğini göstermesin diliyorum…

Bu bayramlaşma trafiği arasında vakit bulunca evde yine kitaplarıma daldım. Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı’nın hediye ettiği ve geçen hafta okumaya başladığım “Robotların Yükselişi” bitmedi, sanırım bir haftamı daha alacak

Önceki hafta başladığım “Makineler her şeyi yaptığında biz ne yapacağız” kitabını da bugün bitiririm.

Dün iki yeni kitabı elime alıp okumaya başladım…

Bir:

Felsefenin Kısa Tarihi

(Nigel Warburton)

2400 yıl önceden Sokrates ve Platon’dan başlayıp geçtiğimiz yüzyıldaki Peter Singer’e kadar 40 filozofu ele alıp görüşlerini özetlemek iddiasında olan 355 sayfalık bir kitap…

Aslında bu kitabı 4-5 yıl kadar önce okumuştum. Ancak tadı damağımda kaldığı için kütüphaneden tekrar indirdim.

 İki:

Erbakan

(Yazar: Mete Gündoğan)

Erbakan’ı çok seven birkaç tanıdık önermişti bu kitabı. Kitabın yazarı Mete Gündoğan Eski Başbakan Yardımcısı rahmetli Necmettin Erbakan’ın 25 yıl danışmanlığını yapmış.

Şöyle bir konu başlıklarına göz attım. Erbakan’ın ilk yıllarından alıp, son yıllarına kadar getirmiş. Milli Görüş’ün kurucusu ve manevi lideri Erbakan’ın siyasi hayatı ve mücadelesi ele alınmış.

1960’lardan başlayıp 70’lerde hızlanan ve 2000’li yılların başına kadar gelen Erbakan merkezli bir siyasi tarihi anlatıyor. Tabi ben de bu vesileyle, 70’lerden sonra tanık ettiğim yıllara bu perspektiften nasıl bakıldığını öğrenmiş olacağım… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadun Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.