HAKKI VE SABRI TAVSİYE ETMEK

Bazı buhran zamanları vardır, öyle zamanlarda sabır beklemekten ziyade dayanmayı vazife olarak yükler bize. “Büyük insanın iki kalbi vardır, biri kanar öbürü dayanır,” dediği gibi Halil Cibran’ın. Kabul edip tevekkül etmenin, sabretmenin güzelliğini idrak edebilmeli, fakat tüm bunlara rağmen yine elimizden gelen çabayı da bırakmamalıyız.

Kocası kendisine karşı fiziksel şiddet uygulayan bir kadını düşünelim, buna sabır göstermesi, alıştığı tüm bunlara tahammül gösterdiği anlamına gelmez elbette. Hadis-i Şerif “Bir kötülük gören onu önce eliyle, gücü yetmese diliyle düzeltsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin” diye buyuruyor. Bizler kötülüğe karşı da aksiyoner olmakla mükellefiz.

Kötülüklere karşı pasif kalmak, kötülüğü büyütüp besler, ona cüret kazandırır. Bizler iyiliği yapmak, söylemek ve yaymakla yükümlüyüz. Bir kötülüğe şahit olduğumuzda ise onun devam etmesine rıza göstermememiz lazım. Ona hiç değilse kalben onay vermememiz, itiraz etmemiz gerekir.

Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenmek bir nebze önerilebilir ama bu kabullenişte bile yine de bir çabasızlık olmamalıdır. İnsan eliyle gelen her şey, değiştirilebilir, düzeltilebilir niteliktedir. Şiddete, zulme maruz kalmak değiştirilebilir bir şeydir ve insanın bunun için gayret göstermesi gerekmektedir. Bir başkasına bir kötülük yapılırken, zulmedilirken sessiz kalırsam, o kötülük benim sessizliğim ile tamamlanmış olur, kötülüğün altına bir imza da biz atmış oluruz.

Mevlânâ’nın Mesnevi’sinin bir yerinde şöyle zikredilir: “A kişi ‘Vel Asr’ suresinin sonunu dikkatlice oku da bak. Allah o surede sabrı hakla beraber andı, sabrı hakka eş etti. Allah, yüz binlerce kimya yarattı ama insan, sabır gibi bir kimya görmedi.”

Sabır kendi ritmimizle beraber başkalarının ritmine de saygı göstermektir. Çocuklarımızı, dostlarımızı, öğretmensek öğrencilerimizi, yöneticiysek çalışanlarımızı, yazarsak okuyucularımızı kendi ritmimize uymaya zorlamamaktır, onlara kendi tabiatlarındaki hallerce işlev kazandırmaktır. Kâinattaki hiçbir şey acele etmez. Güneş acele etmez, ay acele etmez, bulutlar acele etmez…

Her şey sırası geldiğinde, zamanı geldiğinde, vakti eriştiğinde hareketini, vazifesini tamamlar. Her şeyin vakti kendi ölçüsüyledir. Civcivi, yumurtaları kırarak değil kuluçkaya yatırarak elde ederiz. Oysa bir tek insan aceleci bir varlık, doğal çevrimlerle hareket etmek yerine kendini hızlandırmak istiyor. Oysa hepimizin kendimize yavaşlama imkânları sunması gerekir.

İnsan eliyle gelen yanlışlıklar her zaman düzeltilmeye açıktır demiştik. İşte, bizler de mevcut yanlışları düzeltmek için hiç değilse elimizden gelenleri yapmalı, sessiz kalarak o yanlışa imza atan el olmamalıyız.

Kötülüklere sessiz kalmayıp, güzellikleri ve iyilikleri çoğaltabilenlerden olabilmek temennisi ile sevgili okur…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# kişi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nuray Gönenç - Aslında yazdıklarını hepimiz biliyoruz da,senin cümlelerinde farkındalığı daha bir kalıcı oluyor,sanırım.

Kaleminin ve de yüreğinin cok daha büyük kitlelere ulaşması dileğiyle...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 19 Mayıs 11:37