DOĞASI GEREĞİ...

Marmara Denizi’ni baştan aşağı kaplayan ve Karadeniz’e sıçrama ihtimali olan deniz salyasının doğayı ve canlıları ne kadar kötü etkilediğini hepimiz gördük. Denizdeki canlılık oranı neredeyse yok olmanın eşiğine kadar düştü. Peki neden oluşmuştu bu deniz salyası? Uzmanların söylediğine göre deniz sıcaklığının ani artışı, denizin durağan olması ve denizlere atılan atıkların yoğun olması nedenleriyle... Bu büyük belanın çok uzun yıllardır insan eliyle oluşturulduğu aşikar. Göz göre göre yıllarca bu noktaya kadar sürüklendi denizlerimiz. Ancak bir tabir vardır ya; yumurta kapıya dayanana kadar... Şimdi bir şeylerin düzelmesi için harekete geçsek bile en erken 4-5 sene içerisinde yavaş yavaş denizlerimizin düzelmeye başlayacağından söz ediliyor. Bakın tamamen düzelmeden bahsetmiyorum... Peki soruyorum sizlere; denizlerimizde yaşayan her türlü canlının solungaçlarına kaçan deniz salyaları ile can vermesi, yaşam alanlarında hareket edemedikleri ve beslenemedikleri için bulundukları ortamı terk etmek zorunda kalmaları eziyet değil midir?

Hayvan hakları yasa tasarıları ve çalışmaları son dönemin popüler konularından biri. Kentimizde Kocaeli Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, KOHAYDER gibi hayvana değer veren topluluklar hayvanları korumanın birinci ölçütünün doğaya zarar vermemek olduğunu yıllardan beri dile getirmişlerdir. Şimdilerde konuşulan hayvan hakları yasasında hayvanlara eziyet edenlere hapis cezası verileceğinden söz edilmekte. Peki doğayı alenen kirleten ve canlılara bu şekilde zarar veren tüzel kişiliklerin müeyyidesi ne olacak? Hayvan Hakları Kanunu'nun yanında Çevre Kanunu'nun da yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu açık değil mi?

Bazı kanunlar birbirleriyle ilintidir. Örneğin İş Kanunu ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu birbirlerinden referans alırlar. Pek doğaldır ki hayvanlar ve hayvan hakları da "doğası gereği" çevre sağlığı, hukuku, ve düzeni ile bağıntılıdır. Gözle görülen sorunlara çözüm üretmek çoğu zaman sorunun temelini ortadan kaldırmıyor maalesef. Duvarı dökülen bir evde yerleri temizlemek misali...

Şuan halen değerlendirme aşamasında olan hayvan hakları tasarısının yanında çevre hukuku ile alakalı da bir taslak hazırlanması ve değerlendirmeye alınması gerektiğini düşünüyorum. O zamana kadar değerlendirilebilecek bir doğamız kalırsa tabi... Şuan çevre kirliliği açısından iç denizimiz olan Marmara ile sınırlı konuları konuşmaktayız. Deniz salyasının Karadeniz’e sıçraması durumunda olay milletlerarası boyuta da taşınacak. Şu aşamada deniz salyası için kendi içimizde bir sorumlu bulmuyoruz belki, ancak ileride Karadeniz'deki diğer kıyıdaş devletlerin bu konuda sorumlu göstereceği devlet olma ihtimalimiz var. Önümüzdeki günlerde; ülkemizin taraf olduğu 1992'de imzalanan Bükreş Sözleşmesi (Karadeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi), deniz salyasının Karadeniz’e sıçraması halinde tekrar gündeme gelebilir.

Gelecek nesillerimize ve can dostlarımız olan hayvanlarımıza yaşanabilir bir ortam bırakabilmemiz için doğaya karşı sınırsızmış gibi davranmaktan vazgeçmeliyiz. Unutulmamalıdır ki; "Doğayı korumak geleceği korumaktır." Esen kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ozan Kutay Tan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Kocaelispor Play-Off 'da nasıl bir performans gösterir?