“SİZ BENİ ANLARSINIZ SİZ”

Her şey bir yaz yağmurunun beklenmedik bir anda yağmasıyla başladı. Yürüdüğüm yollar hep çıkmaz sokaklara varıyor, elime tutuşturulan adresler yaralanmış bir geçmişe götürmekten başka bir işe yaramıyor. Kendimi anlatmaya yetecek sözcükler yok kelime dağarcığımda. Sesimi yükseltmeyi ise hiç becerememiştim ömrüm boyunca. Daralır ve genleşirdim, ağlar ve gülerdim, çarpardı eser geçerdi ama kimse bilmez ve görmezdi.

Hayatımın iç burkan bir yanı olduğunu sanırım benden başka kimse kabul etmedi. Bense tüm bildiklerime mukabil nahif bir duyarlılıkla herkesten uzak dururdum. İnsan zannettiklerimizin hile ve aldatmalarından emin olabilmek için başka çaresi var mıydı ki insanın? Kötü bir dünyada yaşadığımızı söylüyorlardı hep ama dolu dolu kahkahaları ile hayata dair düşkünlüklerini azdıranlar yine kendileriydi.

Bu sözcüğü seviyordum, onu yerli yersiz kullanmak bana korkuyla dokunmuş bir hoşnutluk tadı veriyordu. Bulduğum her kâğıt parçasına yazıyordum: Hayat! Oysa artık bu sözcüğün ağırlığını taşıyacak gücüm kalmamıştı.

Yazgı hep kendi üzerine katlanarak çoğalıyor…

Gökyüzüne dönüp bakıyorum. Başım yukarıda, gözlerim uçan kuşlara odaklanıyor. Gökyüzünde bulutlar ve kuşlar var, yeryüzünde çiçekler ve bütün bunlar hayatı katlanılabilir bulmam için gerekli mazeretleri oluşturmaya yetiyor da artıyordu…

Ömrüm. Serin sakin sularında senin, yoruldum. Nicedir verdiğin acıların tepemde duran o gökyüzünün hamalı oldum. Şiirler okudum da duruldum. Çoğaldım, seyreldim… Alçaldım ve yükseldim. Dilime doladım nice şiirleri, sildiğim yüzlere hep yineledim:

“Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım.

Siz beni anlarsınız siz.”

Zamanla geçer diyordu babam. Ama işte geçmiyordu. Büyüdüm, daha da büyüdüm. Yılanlar gördüm, sesler duydum. Gün geldi dakik saatim durdu. Bir fırtına iç denizimi kasıp kavurdu. O günden sonra gökyüzünde kuşların cıvıltısını duymaz oldum, o günden sonra bulduğum her boş kâğıda ölüm diye yazdım.

Hastanelerin ıslak kokulu koridorları bedenime ve ruhuma sökülmesi güç bir leke olarak yapıştı kaldı. Beklenmedik bir yaz yağmuru yağarken oturdum öykümü yazdım. Bu yazdıklarımın hastanelerin tozlu koridorlarında kaybolmasına göz yumsaydım, kendi özsuyunda yiten bir çiçek gibi boğulurdum inanın.

Hastane koridorlarında veya kendi odasında veya ait olmadığı herhangi bir yerde şifa bekleyen tüm insanlar için, öykümü bir kez daha okumalısınız; beklenmedik bir yağmur yağdığı herhangi bir vakitte. Bu öykünün altına önce kendimin sonra hepimizin ismini yazıyorum.

Kişi kendi hayatını en fazla bir kere yaşayabiliyor. Bugüne kadar belki de hiç ayrımına varmadığım o hakikati size ifşa ediyorum: O yağmurlar yağarken dünya üzerinde neler olup bitiyor. Camdan, dışarıdaki o yaz yağmurunu çaresizce izlerken anlıyorum.

Hayat. Seni hep sevdim. Boş kâğıtlara hâlâ hayat yazmaya devam ediyorum. Siz de sevin. Ve sizleri de seviyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.