Kabadayının kralı! Dayı Mümtaz...

İlimizde kabadayı denilince akla gelen ilk isimlerden biri Mümtaz Öçbe’dir.

Gençlik yıllarında Maşukiye'de sinema ve otobüs yazıhanesi işletmeciliği yapan Mümtaz Öçbe, 1960'lı yıllarda korkusuzluğu ile ünlenmiştir.

Sofrası herkese açıktı, kazandığını bir yandan da dağıtırdı.

Kabadayı deyince aklınıza “mafyatik” bir tip gelmesin.

Mümtaz Öçbe, içinde insan sevgisi olan, hümanist bir yapıya sahiptir.

Mermiye kafa atacak kadar korkusuzluğuyla nam salmıştır.

Gençlik yıllarında çıkan kavgalarda ve düellolarda da silah kullanmaz sadece kafasını ve yumruğunu kullanırdı.

İlerlemiş yaşına rağmen delikanlılığından bir şey kaybetmeyen Öcbe bir gün televizyonda Kurtlar Vadisi dizisinin yayın saatinde bulunduğu mekanda kendisine susar mısın diyen şahsa  “gerçek kurtlar vadisi burada" deyip kurşun yağdırdı.

Ve ceza evine girdi.

Mümtaz Öçbe, ceza evinden tahliye olduktan sonra Maşukiye'deki evinde inzivaya çekildi.

 Cennetten köşeyi andıran güzellikteki bahçe içindeki evinde geride bıraktığı 78 yılın anılarıyla baş başa kalan ve toprağı ekip biçerek  oyalanan Mümtaz Öçbe, kalabalıklardan mümkün olduğu kadar uzak olmaya çalışıyor.

 Ola ki, densizlik yapan biri çıkarda haddini bildirmek zorunda kalmamak için.

Sağlıkla yaşa  Dayı Mümtaz …

Bilen söylesin...

Kocaeli'de hem iktidar hem de muhalefet temsilcileri CHP ve İYİ Parti sahada.

Vatandaş muhalefeti görünce iktidara ver yansın ediyor.

Bu durum basına yansıyor.

 İktidar partisi AK Parti’nin milletvekilleri ve belediye başkanları ise devamlı saha da ve halkın arasında vatandaş onlara hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor.

Bu durum da gazete sayfaların da apaçık görünüyor.

Bu nasıl bir durum..

Ya, Kocaeli halkı siyasetçilere samimi davranmıyor.

Ya da Kocaeli'de hakikatten sıkıntı yok.

Hangisi doğru...

Buna muhalifler şu yorumu yapıyor… Vatandaş iktidar partisi vekillerine dert yanamıyor, korkuyor.

İktidar partisi temsilcileri ise, muhalefet kendi adamlarına gidiyor, senaryolu görüşmeler yapıyor.

Sahi hangisi doğru.

Piknik alanları çöplük değil, huzur yeridir

Kademeli normalleşme ile birlikte vatandaşlar piknik yapmaya başladı.

Hafta sonları piknik alanları ve sahillerimiz dolup taşıyor.

Ancak, her ne hikmetse bir çok vatandaş uyarılara rağmen çevre temizliğine dikkat etmiyor.

Örneğin mangal yapmak, kömürü yakmak için her tarafta kuru dallar var.

Ne olur gittiğiniz yerlerde ağaçların dallarını kırmayın.

Yediğiniz içtiğiniz şişelerinizi, plastik bardaklarınızı, çöpünüzü ortalıkta bırakmayın, konteynerlere atın.

Nasıl ki evimizde yemek yerken, etrafa çöp saçmıyorsak, bu şehrin piknik alanlarına da aynı gözle bakıp korumak, kollamak zorundayız.

Unutmayalım ki, söndürmediğiniz mangal ateşi, etrafta bıraktığınız çöpleriniz, ateş yakmak için kestiğiniz, kırdığınız her ağaç dalı,  kalitesiz bir yaşam sürmemizin en büyük sebebidir.

Bir de oraların asıl sahiplerinin, börtü- böceklerinin, hayvanların doğal alanını, düzenini bozmamış oluruz.

Dolayısıyla, evinize misafir gelmeden önce vakit ayırıp yaptığınız temizliğin çok azını, piknik yaptığınız yerde yapın ki, evdeki görüntünüz, piknik alanlarına yansısın.

Paralar elimiz de kaldı.

Çok değil 4 bayram öncesine kadar bayram sabahı mahallemizin çocukları kapımıza gelir bizde onlara dondurma, çikolata, kek ikram ederdik.

Hastalık azaldı bu bayram çocuklar gelir diye hummalı hazırlık yaptık. Dondurma, kek, çikolata aldık.

Bunun yanında oğlum Ekrem’de bozuk 200 TL para hazırlamış.

Bayramın birinci günü kapımıza 4 çocuk geldi. Başkada gelen olmadı. Oysa eskiden çocuklar özellikle para verilen evin kapısını su yolu yaparlardı. Üzüldük.

Her kim çocuklara" aman hastalık bulaşıyor, komşunun kapısını çalmayın " dediyse.

Her kim çocuklara "bayramlarda el öpmeyin"  dediyse.

Her kim "bayramlar tatildir, tatile gidelim" dediyse.

Hangi hain bayramda kapısına gelen çocukları kovdu ise

Onların yüzünden çocuklar çalmaz oldu kapıları.

 Dondurma, kek, çikolata elimizde kaldı.

Kim yaptı bunu? Modernizm mi? Şehirleşme mi?

Her neyse, biri yaptı, biz de alkış tuttuk.

 Başlı başına bir mutluluk vesilesi olan eski bayramları el birliğiyle geride bıraktık.

 Şimdi "nerede o eski bayramlar" diyerek hüzünleniyoruz.

Bayramlar, her yıl iki kez, düzenli olarak geliyor.

Ne olur bayramı bayram gibi yaşayalım.

Ne olur çocukları hoş tutalım.

Çünkü bayramlarda kapımıza gelen çocuklara biz hediye veririz, onlar bize çocukluğumuzu...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurettin Kolaylı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.