Okullar açılıyor…

Uzun bir aradan sonra liseler ve ortaokullar 6 Eylül itibariyle yüzyüze eğitime başlıyor. Veliler, öğretmenler, öğrenciler, servis şoförleri, temizlik görevlilerinden tutun, milyonlarca insan 6 Eylül için hazırlıklara başlamış durumda. Verilen bu kararla online- eğitim konusundaki eksikliklerin yetersizliklerinönüne geçilmesi amaçlandığı aşikar. Nitekim 1 yıldır eğitimini bilgisayar başında tamamlamaya çalışan çocuklarımız ve veliler bu durumdan hiç memnun değildi.

***

Okulların açılması ile eğitim çalışanlarının ve velilerin aklına iki soru takılmış durumda: Covid-19 aşısı meselesi ve kırtasiye. Aşı karşıtı olan eğitim çalışanları için sağlık bakanlığı tarafından haftada iki kez PCR testi olma zorunluluğu getirildiği ve bu testlerin denetime tabi tutalacağı açıklandı. PCR test sonuçlarının yanlış çıkma ihtimali veya PCR testi olduktan sonra Covid'e yakalananlar konusu halen muamma. Öte yandan zorunlu aşı uygulanması durumu da Anayasa'ya aykırılık teşkil etmekte. Anayasa Mahkemesi’nin geçmişte zorunlu aşı uygulamasıyla ilgili böyle bir düzenleme yapılması halinde bunun Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin bir kararı da var. Zorunlu aşı mevzuu, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına ilişkin olacağından mutlaka kanun ile düzenlenmeli. Ancak kanunla düzenlense dahi mevcut yasamıza göre Anayasa'ya aykırılık teşkil edecektir.

***

Aşı olunmalı veya olunmamalı demiyorum. Ben iki doz Biontech aşımı yaptırdım. Toplumsal olarak değerlendirdiğimizde okula giden ve aşı olmayan bir kişiden virüs kapan çocuklarımızın bu virüsü ailelerine bulaştırabileceği, ailelerin ise çevresine bulaştırabileceği ihtimali göz önünde bulundurulduğunda okulların açılması için biraz daha düşünülmesigerekliliğini ortaya koyuyor. Ayrıca aşının Covid-19 virüsüne yakalanmaktan % 100 koruma gibi bir özelliği de yok. Yani aşı olsanız bile bu virüse yakalanabilirsiniz ve en kötüsü de hasta olduğunuzu farketmeden çevrenize bulaştırabilirsiniz.

***

Bir diğer konuda, okula başlayacak olanların olmazsa olmazı kırtasiye alışverişi. Ankara merkezli kırtasiyelerden alınan fiyatlar ile TÜİK'de yer alan fiyatların ortalaması alınarak çıkarılan fiyatlar üzerinden, yeni okula başlamış bir öğrencinin asgari alması gereken eşyaların asgari ücretin 5'te 1'i kadar tuttuğu hesaplanmış. Kalem, silgi, defter gibi eşyaların sürekli alınması gerektiğinden bahsetmiyorum bile. Asgari ücretleçalışan bireylerin bu dönemde çok zorlanacağını görmek için ekonomist olmaya gerek yok sanırım. Hal böyle olunca Anayasa'mızın 42. maddesi'nde "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz." şeklinde düzenlenmiş maddesi geliyor akla. Maddi imkanı bulunmayanlara elbette devlet, kamu kuruluşları ve STK ‘laryardımcı oluyordur ancak eğitim çağına gelmiş olup sokaklarda dilenen veya karton toplayan binlerce çocuğu gördükçe çaresizliğin ne denli boyutlara ulaştığını anlamaktayız.

***

Kalem yerine peçete tutmak zorunda kalan, çanta yerine karton arabası taşıyan çocukları daha çok okullarda görebileceğimiz; çevresine ve ailesine duyarlı olup aşısını yaptıran, yaptırmasa bile maske-mesafe-hijyen kurallarına uyan vatandaşlarımızın artacağı ve en nihayetinde Covid-19 bulaşan ve Covid-19 nedeniyle ölen vatandaşlarımızın sayısının sıfıra ineceği bir Eylül ayı geçirmemiz dileklerimle. Esen kalınız. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ozan Kutay Tan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.