SEN GİBİ OL…

Geçenlerde Asuman’ın düğün videosundan kesitler izliyoruz. O şöyle oynamış, bu ne kadar şık çıkmış, şunun oynayışı çok komikmiş, o yamuk bakmış, şu çok güzel gülmüş… (gülüşmeler)

Kendimi böyle videolarda sonradan izlerken hep çok garip hissediyorum. Sanki herkes İngiliz Kraliyet ailesinin bir üyesi bense külkedisi. Daha güzel durabilirmişim, daha güzel gülebilirmişim gibi gelir hep. Oysa zaten olduğumuz gibi değil miyiz orada da? Aslında kameradan yansıyan zaten kendimim. İnsana garip hissettiren şey ise; kendisini bir de bu cepheden görüyor olması. Başka bir açıdan bakıyoruz yani kendimize…

Mevlânâ Hazretleri’nin sözü geçti bir an zihnimden: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” Kamera kayıtlarını izlediğinde nasıl görünmek istiyorsan öyle poz ver Yelizciğim. Ya da poz verme, gerçekten öyle ol! Sen gibi ol…

Hayat da bir film sahnesi gibi değil miydi zaten? Bize biçilen roller, üstlendiğimiz sorumluluklar. Öğrenci; en başarılı öğrenci olabilmek için mücadele ederken, annelerimiz daha iyi nasıl anne olabilmenin derdinde. Babalar; üzerlerine yüklenen sorumlulukların en iyi şekilde üstesinden gelebilmenin mücadelesinde. Öğretmen, daha nitelikli bir eğitim nasıl mümkün diye düşünürken, işçiler; daha az yorularak daha verimli nasıl çalışılır diye düşünmekte. Ve daha sayamadığım bir sürü rol…

Bizler her şeyden evvel “İnsan” olmak ile mükellefiz. Tüm rolleri geçtim, birinci ve en önemli rolümüz “İnsan” olmak, olabilmek. İşte bu sebeple kendimizi sürekli “ben aynasında” izlemeyi bırakmalı, ısrarla büyük pencereden de izlemeye devam etmeliyiz.  

Mesele bir düğün videosundan başladı ama belgeselimsi bir video ile devam etsin. Galaksimizi mikrodan, makroya irdeleyen bir video izlemiştim seneler evvel. Kâinatta bir zerre olduğumuzu vurgulayan cinsten bir videoydu. Düşünsenize; sayısız galaksilerden bir tanesinin içindeki bir gezegenin, bilmem kaç yüz bin yıllardır yaşayan türünün, ortalama altmış yetmiş yıl yaşayacak olan bir üyesiyim. Benden önce kim bilir kaç yüz milyar tanesi ölüp gitti. Ve şu an mevcut olanlardan yalnızca kırk elli tanesinin umurundayım. O yüzden de çok da şey yapmamak lazım. 

Ama ara ara ben neyim, kimim diye sorabilmeli insan kendisine? Ne kadar aciz olduğunun fakat buna mukabil ne kadar da kıymetli olduğunun farkına varabilmeli. Kıymet verip var edenin kıymetini bildiği ve değer verdiği ölçüde kıymetli…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Ramazan - Yeliz hanımın evindeki kitapları dekor sanmıştım ama degilmiş...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Ekim 20:05
06

Yeliz Seyhan - @Ramazan 03 nolu yoruma cevabı: :) Sanmalardan sakınmak dileğiyle.. Teşekkür ediyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 14:02
02

Merican - Yine harika olmuş. Yüreğine,kalemine sağlık.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 23:02
05

Yeliz Seyhan - @Merican 02 nolu yoruma cevabı: Senin de yüreğine sağlık çiçeğim.. teşekkür ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 14:00
01

Nuray Gönenç - Kıymet verip var edenin kıymetini bilebilmek ve değer verdiği ölçüde kıymetli olabilmek..

Ne güzel söylemişsin

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 15:40
04

Yeliz Seyhan - @Nuray Gönenç 01 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim ablacım..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 14:00