NATÜRMORT YAZILAR

Güneşi, dağları, kimini buzlu kimini harlı; denizleri, kimini durgun kimini dalgalı; gölleri, kimini tuzlu kimini tatlı; ağaçları, kimini gölgeli kimini narlı; balıkları, kimini yırtıcı kimini nazlı; böcekleri, kimini zehirli kimini ballı; yıldızları, kimini mat kimini canlı; meyveleri, kimini ekşi kimini tatlı; mevsimleri, kimini yağmurlu kimini karlı; insanları, kimini esmer kimini sarı yaratan Allah, çiçeği de yarattı…

Evrendeki her şey yerli yerinde dursaydı da bir tek çiçek olmasaydı, kim gülün, karanfilin, lalenin, nilüferin, menekşenin, kamelyanın, orkidenin, fulyanın, papatyanın, krizantemin, frezyanın, sümbülün, kasımpatının, manolyanın yokluğunun farkına varacaktı?

Kim renklerin ve kokuların bu kadar tonu; şeklin ve duruşun bu kadar yanı olacağından haberdar olacaktı? Lale olmasaydı, Mimar Sinan Selimiye Cami’sinin mihrabına o ters laleyi nasıl konduracaktı? Gül olmasaydı, Isparta neyi ile meşhur olacaktı ve sevenler sevdiklerine kısa yoldan nasıl sevdiklerini ima edebileceklerdi? Peki ya annem, çiçeklerden aldığı o güzel enerji ve çiçekleri olmadan ne yapardı? (Tebessüm ediyorum)

O hoş kokusuyla sokaklarımızı mest eden hanımeli olmasa, nereden bilecektik çiçeğin de tatlı bir tadı olabileceğini? Ya o çok sevdiğim papatya olmasa, neye yüklerdim saflığı, samimiyeti? Peki ya çocukluğumuzdan beri çizdiğimiz resimlerin boş yerlerine neyi eklerdik ki çiçekler olmasaydı?

Hem kim soracaktı adını bilmediği sarıçiçeğe, neden renginin sarı olduğunu? Kimin hayali yetebilirdi, çiçeksiz bir dünyada bir şeylerin eksik olduğuna?

Yılanı, örümceği, su aygırını, zürafayı, maymunu, kurdu, köpeği, kaplanı, kediyi, koyunu, aslanı ve tüm hayvanları yaratan Allah, dağları, tarlaları, bahçeleri, ağaçları, çalıları, otları, vadileri, uçurumları ve annemin saksılarını çiçeklerle doldurdu. Estetiğin bu uçsuz bucaksız vitrininde bütün çiçekler keşfedilmeyi beklediler.

İnsanlara gelince; keşfettikleri her çiçeği, vazolarına, bahçelerine, camlarına, balkonlarına taşımakta tereddüt etmediler. Evlenirken gelinlerin ellerine tutuşturduk, ölülerimizin peşlerine sürükledik.

Düşmanlıklarımızı sona erdirmek için arabulucu olmasını istedik kimi zaman. Kimi zaman katılamadığımız toplantılarda kendimizi temsil etme görevi yükledik onlara. Sevenler en iyi arabuluculuğu kırmızı gülün yapacağını düşünerek çaldılar kapıları. Dostlar beyaz karanfillerle taçlandırdılar güven saraylarını. Kalp kıranlar menekşelerle yapıştırdılar kırık parçaları…

Nakkaşlar, dekoratörler, seramikçiler, halıcılar, bakırcılar, müzehhipler, ebruzenler, hattatlar, hep onlardan kopya çekmediler mi?

Ressamlar çiçekler olmasaydı can katamayacaklardı natürmort resimlerine. Ve şairler; en çok onlar yararlandı çiçeklerden ve yaralandı.

“Nereye dokunsan binlerce çiçek
tozpembesi, rüzgâra karşı çiçek
yüreğimizde çoğalan çiçekler, laleler:
Dağlarımızda açan.
Tebeşir kokusu, silgi hışırtısı
lalesinde sonsuz karatahtaların
kanatlı çiçek, çiçek içinde çiçek:
Okul avlularında açan” dediği gibi Metin Altıok’un.

Velhasıl, onca yaratılmışların içerisinde sadece minicik çiçeğin yokluğunu tahayyül etmeye çalıştım sevgili dostum. Ve biz insanoğlu önümüzde serili olan nimetleri görmezden gelmekle meşhuruz. Ta ki yokluğu ile imtihan edilelim, ancak o zaman anlıyoruz o şeyin kıymetini. Bir çiçeğin yokluğunun neticeleri dahi hayal gücümüzle ölçülemezken, peki olmazsa olmazlarımızın, o çok sevdiklerimizin yoklukları..?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# okul

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Bir muallim - Canım yazar, güzel yazar. Yine ne hoş ne naif bir yazı olmuş kendiniz gibi. Ne varsa o sirayet ediyor dışarı işte. Tebrik ediyorum. Bize anlatacaklarınız hiç bitmesin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 22:46
04

Fatihşahinphotogrqphy - Ben de yazıyı okurken şunu hayal ettim bi an. E çiçekler olmasaydı arılar da olamayacaktı. Hani ünlü bir fizikçinin (Albert Einstein) de dediği gibi arılar olmasa insanlık ölür smzü de aklıma gelince bizim yaşayabilmemiz için gözardı ettiğimiz görmezden geldiğimiz bütün yaratılmışlara ihtiyacımız var. Sizin de bahsettiniz gibi bir şeyin kıymetini onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Ama artık kaybetme lüksümüz de yok kaybettikten sonra kıymet anlama lüksümüz de…

Velhasıl kelam bu dünyaya bizlerden yüz yıllar önce gelen canlılarla yaşamayı öğrenmemiz gerek ve kıymet bilmek gerek. Daha fazla geç olmadan…

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 14:56
03

Nuray Gönenç - Günlerin,haftaların, ayların hatta yılların birbirine karışıp hızla aktığı adına milenyum dedikleri bu çağda;inadına bir yavaşlama, inadına hayatı tüm ayrıntılarıyla yakalama, inadına yaşamdan lezzet alma,gerçekten görmeye, duymaya,hissedebilmeye vesile olan bu bakış, daha çok kitlelere ulasmali düşüncemi ısrarla sürdürüyorum :))

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 14:51
01

A. Rahime - Ne yazık ki sevdiklerinizin yokluğu ilede sınamıyoruz Yelizcigim kalemine sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş kalbe dokunan naif bir konu

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 09:36