KILIÇ KESİĞİ DE CAN YAKAR

Fakültede, Ahlak Felsefesi dersine ilk girişteki soru şu şekildeydi: ‘Allah bir şeyi yasakladığı için mi o kötü bir şey olmuştur? Yoksa o şey, kötü olduğu için mi onu yasaklamıştır?’ Biraz düşündürücü gibi evet. Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan misali…

Fakat net olarak söyleyebileceğimiz bir şey varsa; Normal şartlar altında ahlaklılık ve erdem; insanı başkalarına zarar vermekten alıkoyan iç frenlerdir. Yapamamak değil, yapmamak. Yapmaya gücü yetecekken, yapmamayı tercih etmektir. Kötülüğe de gücü yeterken, iyilik yapmayı tercih edendir erdemli kişi. Ahlaklılık, özdenetimi destekler ve bu özdenetim sayesinde kötülüğün yayılmasını önler.

Yeryüzünün tarihi, amaçlar araçları mubah kılar parolasıyla, sözüm ona haklı amaçlar uğruna işlenmiş cinayetlerle dolu! Doğruluğu şaşmaz bir biçimde sadece kendi üzerlerinden tanımlayan, hakikati sadece kendi mülkü sayanlar, kendileri gibi düşünmeyen veya olmayan her düşünceyi yok sayan ve hatta düşman olarak görürler.

 Maalesef günümüz kapitalist toplumu vicdan yoksunluğunu bir değer olarak öne çıkarıyor, anti sosyal acımasızlığı bir hayatta kalma stratejisi olarak öneriyor ne yazık ki. Acımasızlık, dürtü sellik ve empati yoksunluğu bizleri ötekini hissetmekten alıkoyuyor ve ‘güçlü olan ayakta kalır’ düşüncesi insanları kurban olmak ile zalim olmak arasında bir seçime zorluyor.

Sıradan kötülük ise tırmanıyor son hızla. Bu ülkede görmeye alışık olmadığımız oranda şiddet ve kötülük görüyoruz. Acımazsızca, canice ve zalimce yapılan eylemler bizim merhametli topraklarımızı talan ediyor. Artık kendi hikâyelerimizden beslenemiyoruz. Hollywood hayal endüstrisi zihinlerimizi işgal ediyor.

 İnsan fıtratının özde merhametle işlendiğini bizlere öğütleyen Doğu öğretilerinin aksine, Batı geleneği, insan tabiatının özünde zalim olduğuna inanır. İnsan, onların görüşüne göre, kötü mizaçlı bir varlıktır. Ekranlardan bizlere yansıtılan onca bozulmuş ve zalimce hallerden korunmak için neler yapmalı?

 Sayısız araştırma, ekranlarda görülen şiddetle gerçek hayatta şiddete yönelme arasında bağ kuruyor. Geçtiğimiz günlerde, tüm ülkeyi kahreden Başak Cengiz cinayetindeki vahşet de bunun bir göstergesi mahiyetinde. Ki her geçen gün daha kötüleri ekleniyor ne yazık ki bir diğer vahşetin üzerine. Her bir birey; “Peki ben ne yapabilirim, daha iyi ve ahlaklı bir yaşam nasıl mümkün olabilir?” diye kendisine mutlaka sormalı.

Yaşadığımız zaman diliminde çocuklarımıza yapabileceğimiz iyiliklerin en başında, onları televizyon, bilgisayar ve telefon ekranlarından uzaklaştırarak gerçek hayatın sesiyle buluşturmak geliyor hiç şüphesiz. Onlarla hayatı gezmeli, insanları ve sokakları tanımalarına yardımcı olmalıyız. Gerçek hayatın nasıl bir şey olduğunu ve ıstırabın gerçek bir insana değdiğinde neler olabileceğini onlara göstermemiz gerekir. Gerçek hayatın nelerle yoğrulduğunu, insanların nelere gülüp nelere üzüldüklerini, gerçek hayatın seslerinin neye benzediğini onlara öğretmemiz gerekir.

Her insan kendisine bir liman arar. İnsan daima sevgiyi ve şefkati arar. Ve sevgi şüphesiz ki tutunabileceğimiz en kuvvetli bağlardan bir tanesidir. Çevremizde arsızca yükseldiğini gördüğümüz kural tanımazlık ve zalimlik, ancak şefkatin duvarlarına çarpmakla durdurulabilir. Şefkat evlerimizde, işlerimizde, ilişkilerimizde hüküm sürdüğünde, en başta çocuklarımızı layık oldukları gibi sevebilmeyi öğrendiğimizde birçok problemi çözmeye başlıyoruz diyebiliriz. Ancak layığınca sevilmiş çocuklar bıçağın kanatabileceğini, kılıcın can yakabileceğini, kötü bir sözün kalp kırabileceğini bilebilir.

Derslerinde dikkatli olmaları için gösterdiğimiz ihtimamı, duyguların eğitimine de göstermeliyiz. Şefkat ve merhamete dayalı bir eğitim, öteki için de sorumluluk duymayı, ötekinin de ilgi, iyilik ve adaleti hak ettiğini kabullenmeyi beraberinde getirir. Bu güzel hasletlerle dolu evlatlar yetiştirebilmek ve kendimizi de bu istikamette eğitebilmek temennisi ile sevgili okur…

           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Mevlüt Seyhan - Ne diyebilirim ki; söylenmesi gereken en güzel bir şekilde söylenmiş, ne eksik ne fazla.Sadece benim değil birçok insanın duygu ve düşüncelerine tercüman olduğuna inanıyorum.Yazmak için yazmadığını en iyi bilen ve en yakınındaki kişi olarak seni tebrik ediyorum.Kalemine ve yüreğine sağlık.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 18:18
03

Bir Muallim - Nasıl böyle geniş bir çerçeveden bakabiliyorsunuz olaylara acaba? Gerçekten gönülden tebrik ediyorum sizi Hocam. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Var olun.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 13:17
02

Dilek Osmanoğlu - Gündemimizi okadar detaylı anlatmışki söyleyecek kelime bulamıyorum

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 10:23
01

Fatihşahinphotography - Maalesef herkes imam olmak isteyince olaylar bu raddeye gelebiliyor. Mesela aklınızın karışık olduğu herhangi bir mesele için sıradan bir arkadaşınıza bile danıştığınız da size o kadar güzel akıl verebilecek ki veya bir hata yaptığınızda sizi doğru yola yönlendirsin diye arkadaşınızdan tavsiyeler istediğinizde size o kadar makul o kadar mantıklı o kadar duyarlı şeyler söyleyecek ki siz de “tamam yarın ben bunları yapmaya başlayacağım “ diyeceksiniz. Ama bi bakmışsınız size akıl veren size verdiği aklın tam tersini uyguluyor. Eeee hami doğrusu buydu! Hazır olun klasik cevap geliyor. “ ne demişler dostum imamın söyledigini yap yaptığını yapma!”

Velhasıl değişmemiz lazım hem de en acilinden özümüze, doğuya yönelmemiz lazım yoksa gidişat hiç iyi değil.

Kaleminize sağlık hocam .

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 02:39