Mutluluğun formülü

Zannımca birçoğumuzun bildiği, benim de çocukluk yıllarımda dinlediğim bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum sizlerle bu hafta: Hastanede aynı odayı paylaşan iki yatalak hasta. Bu iki hastadan birinin yatağı hemen pencerenin kenarındadır. Diğerine göre daha şanslı sayılır camdan dışarıyı seyredebildiği için. Ve bu artısından ötürü de olan biten her şeyi arkadaşına anlatır. İkisi de yatalak oldukları için hiç kalkamazlar. Ancak yanlarındaki komodine kadar uzanabilir elleri. Oradan ilaçlarını almak dışında hareket edemezler. Pencerenin kenarında olan hasta, arkadaşına her gün düzenli bir şekilde gördüklerini anlatır.

Şöyle başlar anlatmaya; “Bak dünkü çift yeniden geliyor. Kız çok neşeli. Oğlan biraz üzüntülü. Galiba kız onu biraz üzdü.” Veya “Bak bak görüyor musun, geçen gün manavdan alışveriş yapan amca bu sefer torunlarıyla beraber gezmeye çıkmış. Torunları da ne kadar büyümüş.” “Bugün hava ne kadar da güzel. Ağaçlar ne de güzel görünüyorlar. Çiçeklerin güzellikleri içimi şenlendiriyor.”

Adam arkadaşına sürekli hikâye anlatıp durunca, neredeyse o sokakta yaşamaya başlar bu iki hasta. İkisi de o sokakta ne olup bittiğini çok iyi bilirler. Sokakta yaşayan insanlara kendilerince isim bile takarlar ve yorumlar yaparlar. Bu sayede hayatları gayet renkli geçer.

Günlerden bir gün pencere kenarındaki hasta ölür. Ölen hastanın yatağına, diğer hastanın geçmesine karar verilir. O da artık sokakta olan biteni görebileceği için gayet mutludur. Fakat adam yatağa geçince ne görüyor dersiniz? Simsiyah bir duvar. Meğerse arkadaşı bütün anlattıklarını kendi hayal dünyasından anlatıyormuş. Her gün simsiyah duvara bakarken renkli hikâyeler kurguluyormuş. Kendi ruhunu kattığı hikâyeler yazıyormuş…

İşte asıl mesele de burada. Yani hayata baktığımız zaman güzel hikâyeler bulabilmekte, hayata güzel bakabilmekte. Peki, bizler nasıl bakıyoruz hayatlarımıza sevgili okur? Mutlu olduğumuzu hissettiğimiz anlar sınırlı mı? Yoksa çoğu zaman içimizi sürur sarıp sarmalıyor mu?

Mutluluğun bir formülü var mıdır peki? Nasıl mutlu oluruz, ya da nasıl mutsuz oluruz? Para bizi hep mutlu eder mi? Statümüz, mutluluk dozumuzu ayarlamada etkili midir?

 ‘Yine pozitif bakış fırlatıyor’ oklarının hedefi olmayı göze alarak yazacağım sonraki cümlelerimi. Formülün en başında, elbette sevgi gelmektedir. İnsanı çoğu zaman mutlu eden şeylerin başında, kendisine yöneltilmiş sevgi olduğu kesinlikle bir gerçek. Kâinattaki hangi canlı duyarsız kalabilir içten bir sevgi karşısında? Birinci sırayı en güçlü duygu, bizi daha hayatımızın eksi basamaklarından başlayarak sarıp sarmalayan sevgi rakipsiz kapar tabii ki.

İkinci sıraya yakışan muhakkak ki ümittir. Hayata ümitle bakabilmek, bizi ayakta tutan en kuvvetli güçlerden biridir. Mutlu olmayı isteyen insanın sahip olması gereken bir diğer özellik ise cesarettir.

Hayata bakışımızı güzelleştiren hasletlerden bir tanesi de iyimserliktir şüphesiz. Hayatta bize darbe vuracak ya da bizi yıkacak pek çok şey vardır. Hiçbirimiz harikulade hayatlar sürmüyor, bulutların üzerinde yaşamıyoruz. Ancak bütün bu dertlerden sonrakazanım olarak bize bir şeyler kalabiliyorsa, yaşadıklarımızdan öğrenebiliyorsak, kaybettiklerimize rağmen, daima yaşamak için bizi ayakta tutabilecek bir şeyler bulabiliyorsak iyimserlik duygusuna sahibiz demektir.

En bilinen kaçınılmaz şartlardan bir tanesi de özgürlüktür. Bir diğer şart ise güvenliktir. Mutluluk aynı zamanda verebilmektir de, yani fedakârlıktır. Diğer önemli bir husus da anlam duygusuyla yaşayabilmektir.

Hepsini topladık, karıştırdık ve mutluluk formülünü elde ettik diyelim. İçerisine sevgi, ümit, cesaret, iyimserlik, özgürlük, güvenlik, fedakârlık ve anlam duygusunu karıştırdık. Bu formüle biraz da yavaşlığı ekledik mi tamamdır. Her şeyi durdurup kendimize ve yaşadığımız hayata arada bir dışarıdan bakalım. Bakın, hayat gerçekten de çok kısa; öyleyse hayatı biraz yavaşça, bolca anlam duygusu katarak, sevdiklerimize değer vererek ve sevdiklerimizden değer görerek yaşamaya gayret gösterelim sevgili okur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# hafta

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nuray Gönenç - Bu kadar negatife şartlanmış bir dönemde tam da bu pozitif bakışa ihtiyaç var,sevgili yazar

Teşekkür ederiz:))

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 12:45