İçsel bir hikâye şart!

Üniversitede rehberlik dersi birinci dönem bitirme ödevimdi Tourette Sendromu. Birçok konu dikkatimi çekiyor elbet. Aslında gündelik hayatta çokça karşılaştığımız bir mevzu fakat derinine indikçe meselenin inceliklerine vakıf olmak insanı hayrete düşürüyor. Tourette Sendromu; halk diliyle, tikler. Tırnak yeme alışkanlığı, ani el kol hareketleri, istemsizce gerçekleşen bir takım hareketler, alta kaçırma…

Bedenin herhangi bir yanını hareket ettirmek istediğimizde beynimizin bir bölgesi başka bir bölgeye mesaj gönderiyor, bu mesajları iletenler ise bazı kimyasallar ve tiki olan insanlarda bu kimyasallar biraz daha fazla bulunuyor sadece. Beyin çok fazla komut vermiştir ve bu kadar komutla başa çıkmak elbette zor olabilir.

Tiki olan insanlar beni hep düşündürür bu yüzden. Ve akabinde aklıma çok ünlü bir nörolog olan Doktor OliverWolfSacks gelir. Nörolog olmasının yanı sıra önemli bir yazardır da kendisi. Neden ilgimi çekiyor bu adam? Çünkü o, komadaki bir annenin koynuna konulan bebeğinin, müziğin ya da ameliyata girmeden önce şefkatle sarılan bir eşin hayat kurtarabileceğine inanıyor. Kendimden bir şeyler buluyorum kısaca onda.                     

Biraz konudan bağımsız gibi görünse de (aslında temelde aynı); çok küçük bir kız çocuğuyken: Ben buradan hissederek içimden bağırsam dahi çok uzaktaki sevdiğim birinin beni duyabileceğini iddia ederdim. O zamanlardan eksantrik olacağım belli oluyormuş sanırım. Tabii kuzenlerim bana muhalefet ederlerdi bu konularda. Fakat biliyor musunuz? Ben hala aynı fikirdeyim.

 Neden tiklerle ilgili giriş yaptım, onu izah edeyim. “Hiç uyanmaz” denilen komadaki insanlar, renk körleri, körler, otistikler, Parkinson hastaları, epilepsi krizi geçirenler, şizofrenler, MS ve Alzheimer hastaları onun başlıca çalışma alanlarıydı. Özellikle “ümitsiz” denilen vakalarla ilgilenmiş Doktor Sacks.

Çoğu kişinin sabırsızca yargıladığı, derinden ilgilenmediği, bakmadığı, duymadığı insanlar onun biricik ilgi alanı olduğu için, kitaplarında pek çok ilginç vaka ve insanla tanıştırıyor bizleri. Bunlardan yalnızca bir tanesi: TouretteSendromu’nun neden olduğu, bitmek bilmeyen tikleri yüzünden dışlanan, ancak yaptığı ameliyatlar sırasında hiçbir sorun yaşamadan başarılı bir şekilde tamamlayan yetenekli bir cerrah…

İyi bir konuşmacı olmak elbette takdir edilir bir şeydir fakat iyi bir dinleyici olabilmek diğerinden daha mühim ve daha zordur. Ve ben son yıllarda dinlemenin, gerçekten birini duymanın ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar tecrübe ediyorum. Üstelik konuşmayı bu kadar çok seviyor olmama rağmen… OliverSacks gibi insanlara daha derin yaklaşabilmeyi, iyi dinlemeyi bilmemiz gerekiyor ki insanları daha iyi anlayabilelim ve insan insana diyalog kurabilelim.

 “Kişinin, kimliğini ve benliğini koruyabilmesi için, süreklilik gösteren içsel bir hikâyeye ihtiyacı vardır” diyor Doktor Sacks. Daha bugün ayaküzeri yapılan diyaloğumuzda geçtiği gibi, insanın kendisi için bile bir derdi olmalıdır. Bu dert salt hüzün anlamında değil elbet. Bir amaca bağlanma, bir şeyi dert edinme anlamında. İçsel bir hikâyeye sahip olmak gibi kısaca…

Ve Sacks’ın vefatından önce yayımlanan, “Benim Hayatım” başlıklı son yazısı ile bitirmek istiyorum:

“Göçüp gittiğimizde, bir daha bizim gibi hiç kimse gelmeyecek. Hiç kimse hiçbir zaman hiç kimse gibi olmadı ve olmayacak. İnsanlar öldüğünde telafi edilemezler. Arkalarında doldurulamayacak boşluklar bırakırlar çünkü kendi mecrasını bulmak, kendi hayatını yaşamak ve kendi ölümünü ölmek ve böylece eşsiz bir birey olmak her insanın kaderidir… Bu güzelim gezegende duyarlı bir varlık, düşünen bir hayvan olarak bulundum ve bu başlı başına müthiş bir ayrıcalık ve serüvendi.”

Ve ben de umuyorum ki, bu satırları okuyan bizler de bu gezegende duyarlı birer varlık ve düşünen birer insan olma ayrıcalığına erişebilelim. Ve lütfen kendi biricikliğimizin her daim farkında olalım sevgili okur.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Ramazan - Yeliz bacı;

Ayagını sıcak tut,başını serin

Yemegine dikkat et,düşünme derin...

Yanıtla . 0Beğen . 7Beğenme 06 Ocak 09:39
04

Mevlüt Seyhan - @Ramazan 03 nolu yoruma cevabı: Siz yorum mu yaptınız şimdi?

Eleştirin, fikrinize katılmıyorum deyin, kendi düşüncenizi söyleyin(varsa eğer), ama dalga geçer gibi böyle bir üslupla değil. Yakışmıyor, önce bu nezih sayfaya sonrada her kimseniz size.

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 07 Ocak 11:39
02

A.babayiğit - Yazınızı okur okumaz bir hint yapımı olan "Hıçkırık"adlı film geldi aklıma. Tourette sendromu olan öğretmen; toplum tarafından hor görülen, yargılanan, bunlardan birşey olmaz denilen öğrencilerine ışık olmuş ve o çocukları gözlemleyerek ,hissederek,derinlere dalıp duyarak onlara yol göstermiştir. O film inancın, azmin,sevginin ve sabrın gücünün dünyayı nasıl güzelleştirdigini gözler önüne seriyordu adeta.Keşke dedim bütün öğretmenler dokunabilse öğrencisinin kalbine...Umutlarını yeşertse geleceğe dair...Kendinin farkında olan nesiller yetiştirse... Ne güzel olurdu.Tabi insanların hayatlarına dokunmak sadece öğretmenlerin görevi değil elbette.Ne iş yaparsan yap insanlara faydalı olduğun sürece bu işi hakkıyla yapıyorsundur. Tıpkı sizin yaptığınız gibi...Bu kadar farkındalığı yüksek, içsel yazılarınızla bağırmasanızda uzaklardan sizi duyuyoruz.Rabbim sizin gibi gönlü güzel insanların sayısını artırsın inşaallah. Belki dünya o zaman daha yaşanır hale gelir.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 05 Ocak 12:28
01

Fatihşahinphotography - Maalesef kooooıca bir ülke olarak koca bir toplum olarak hepimizin edindiği toplu tiklerimiz var. Toplumca duyarsızlaşma tikimiz var mesela. Toplumca bencillik tikiliz var mesela. Hele yazının en sonundaki “biricik olma” olayına hiç girmiyorum çünkü ülke olarak herkes biricik. Ama öyle böyle biricik ve kıymetli değil! Öyle biricikler ki insanlarımız mesela onlardan daha değerlisi yok onlardan başka insan yaşamıyormuş gibi bu gezegende. Öyle olmasa düşünen anlayan bir insan neden çevreyi kirletsin, yere çöğ atsın, denizi kirletsin ki…

Evet haklısınız dediğiniz gibi olmalı ama maalesef bizler her şeyi yanlış anladıpımız için bunu da yanlış anladık. Bakın bir tikimiz daha çıktı ortaya.

İnşallah bunların yerine empati, duyarlılık, bilinçli olmak vb. gibi pozitif tiklerimiz de olur ???‍♂️??

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 05 Ocak 01:40